www.islamastrolojisi.com "Adalet denge ve huzurun temelidir"

FATİHA EYLEM MANİFESTOSU www.islamastrolojisi.com
1-Etiklik (Eunsü)
2-Müteşekkirlik(Elhamdü)
3-Vicdanilik(ErRahim)
4-Sorumluluk(Yewmiddin)
5-Tevhit(İyyakena)
6-Meşru hedef ve Umutvar olmak(Sırat-ıMustakim)
7-Kimseyi taklit etmemek ve kendin olmak, samimi olmak(Gayrilmağdubi) #KABENİNHAYATŞİFRELERİ KİTABIMDAN ALINTIDIR...

31 Temmuz 2016 Pazar

İKİ DARBE ARASINDA TÜRKİYE. Balyoz/Ergenekon ve 15 Temmuz/Feto Hakkın da Kesinlikle Bilinmesi Gerekenler

Hükümet'in Fetullah Gülen ile yürüdüğü dönemde ben AK Parti'yi desteklemiyordum. Bunun nedeni Gülen'in ABD'nin ajanı olmasıydı ve daha önce belirttiğim 1994-1995 yılında "Orta Asyada Amerika'yı ÖVÜN" sözleriydi. AK Parti başlangıçta Amerika ve Batıyla emperyal siyonistlerle beraber yürümüştü. Bu yürüyüş ilk başlangıçta güçlenme adına AK Partinin halk tarafından da benimsenmesi için gerekliydi çünkü ABD desteği olmadan asla hiç bir sağ veya Sol parti Türkiye'de güçlendirilmezdi.

Balyoz darbe planı ve Ergenekon olayı'da işte bu yüzden Ulusalcı Kemalist subaylar tarafından yapılacaktı. Türkiye'nin ABD öncülüğünde ABD Dinciliği çerçevesinde yürüyüşüne karşı bir itirazdı bu. Balyoz darbesi kumpas mumpas değildi.

Niye mi?

Aşağıdaki yazıyı dikkatle okuyunuz...

Marmaris'te yaşadığım dönemde oranın nüfuzlu isimlerinden ve Aksaz Deniz Üst komutanlığı ile arası iyi olan bir arkadaşım bana "Hocam Yakında darbe olacak" demişti. Bunu söylediğinde takvim yaprakları 2004-2005'i gösteriyordu. Ona dedim ki "Türkiye'de darbe Amerika'nın izni olmadan Londra'nın onayı olmadan asla yapılamaz, göreceksin hepsi eline yüzüne bulaştıracak. Amerikadan ve Londra'dan onay almamış bu darbe asla sonuca gidemez" dedim ve sonunda benim dediğim oldu ve hepsi eline yüzüne bulaştırdılar ve Feto'nun ekmeğine bu darbe planı yağ sürdü ve FETO işte bu başarısız darbe planından sonra daha da güçlendi, uyduruk belgeler hazırlayarak onlara katılmayan herkesi de balyozcu ilan etti, güçlendikçe şımardı şımardıkça adamları azdı ve tamamen ülkeyi kontrol almaya başladılar Askeri okullarda TSK içinde Askeri yargıda her yerde pervasızca yükselişe geçtiler.

Dönüm noktası ne oldu?

Ta ki MIT'in başkanlığını almaya kalkana kadar. MIT'in başına Fidan gibi anti Emperyalist bir adamın geçirilmesiyle her şey tamamen değişti. Ben de o zamana kadar Amerika'nın ve Feto'nun iş birlikçisi, İslam aleminin başına geçirilmiş Haçlı BOP ajanı diye düşündüğüm RTE'nin kafasından geçenin Bağımsızlık olduğunu artık anladığım için desteklemeye başladım. İnternette ki blog ve köşe yazılarımda hala bazı Feto etkisiyle yapılan hataları eleştirsemde hükümeti desteklemiştim.

Neden Feto'ya bu kadar dikkat edilmeliydi?

1993-1995 yıllarında Cemaat içinde bulunduğum dönemden iyi biliyordum, Emniyette ki yapılanmanın tasfiyesi hiç bir şeydi. Darbe beklentim vardı. Ancak bu Darbe Amerika'nın ve Londra'nın onay vereceği dönemde olacaktı. Çünkü darbe yapmak eskisi gibi kolay değildi. Hükümetin içinden "Haziranda Erdoğan'dan kurtulacağız" diyen Feto ajanı bir bakan Bilderberg toplantısında Batı'ya güvence vermişti kışın yapılan bir araya gelmelerinde. Feto medyası Haziran'da dananın kuyruğu kopacak diyordu. Hem hükümetin içindeki Fetocular hemde devlet kademelerindeki Fetocular heyecanla Haziran'ı bekledi. Bende endişeyle bekliyordum darbeyi. Sosyal medyada da yazmıştım. Türkiye gerçekten kıskaç içindeydi, bir yandan PKK ve diğeryandan FETO. Cumhuriyet tarihi boyunca bağımsızlığımıza hiç bu kadar yaklaşmamıştık. Bağımsızlığımızı engellemek için Milli bir lidere karşı askeri ekonomik sosyal ve her çeşit engellemeci suikast yapsun diye FETO vardı.

Hapse giren ve ülkedeki muhafazakarlara bir zamanlar kötü davranıp ve onlara tepeden bakmanın yanlış olduğunu halkın gücünün önemli olduğunu hapisteki Ulusalcı ve Anti Amerikancı Subaylarda görmüştü. Ülkede iki tip subay vardı, biri ülkesini ve çıkarlarını bağımsızlıkta ve bu bağımsızlığı sağlayacak AVRASYA gücünde olduğunu düşünenler diğerleri ise Amerikan Londra ve NAto gücüne teslim olunması gerektiğine inanan boyun eğenler ve maaşını NATO'dan alan çete zihniyetliler vardı.

Bu kesimler Cumhurbaşkanına meydan okuyan ve MIT'i İç İşleri Bakanlığını Adalet Bakanlığını kendi adamlarına verilmesini utanmazca isteyen FETO'ya karşı ilk defa RTE'la uzlaşılabileceğini anladılar. Çünkü RTE samimi mert ve halkın desteğini almış ABD BRİTANYA NATO güçlerine meydan okuyabilecek cesareti olduğunu, İngilizlerin Arap zengin petrolcü bir iş adamından haksızca aldığı 800 Milyar doları avukatlar ordusuyla kurtarmasından ve Rus uçağını Fetocular düşürene kadar Putin ile yürümesinden dolayı gördüler. Ulusalcılar Feto'nun neler yaptığını iyi biliyordu ve bu beladan kurtulmak ancak RTE ile olabilir diye düşündüler. Askeri darbe yapan FETOcu subayların yerine FETO'nun adamlarının hapse attığı Subaylar yeniden geçmeye başladılar. Yaşananlar onlar içinde ders olmuştu. Asla halkı küçümsememeleri gerektiğini 15 Temmuzda her iki eski darbeci güruhta anlamıştı.

AK Parti'de yaşanan kırılma bu yüzdendi. Artık ne Ak Parti eski Ak partiydi ne de RTE eski RTE, Ne Ulusalcı Anti Emperyalist Kemalist Subaylar Eski subaylardı, ne de Halk Eskisi gibi liderine sahip çıkamayan korkak halktı. Halk zaten Menderes ve Erbakan'dan dolayı içlerinde kendisini suçlayan bir vicdan vardı. Menderi Özalı Erbakanı harcadınız Erdoğan'ı alamayacaksınız diyordu Batı'ya ve onların desteklediği Cuntalara...

RTE ve Türkiye şu an eskisinden daha güçlü.

Ancak RTE'na her an suikast yapabilirler. Çünkü yargılama ve hapse aşağılayarak atma umutları tükendi. RTE'nın arkasından oğlu Bilal lider olabilecek biri değil. Lider olacak kişi en az onun kadar ölümden korkmayacak, ülkemizin bağımsızlığı kalkınması için ne gerekiyorsa yapacak, halka hitap edebilecek biri olmalı. Yoksa bu film onun ölümüyle biter ve Türkiye sineması dağılır...




29 Temmuz 2016 Cuma

EN İLGİNÇ EVLİLİKLER. Evlilik ve Boşanmaların Ülkelere etkisi?

Evlilik insan ırkının devamı ve sosyal yapının güçlü olabilmesi için son derece hayati bir konudur. Evlilik sadece çiftlerin cinsel ve manevi ihtiyaçlarını karşılama amacını taşımaz aynı zamanda kurulan bağlarla akrabalıkları geliştirir. Kaynana, Kaynata, Kaynbirader, Görümce, Elti, Bacanak gibi aileler üzerinden sosyal bağın sağlamlığı ortaya çıkmakta. Evlilikler ne kadar yaygın ve aile bağları ne kadar güçlüyse bir toplumun güçlü olabileceğinden bahsedebiliriz. Bir ülkenin geleceğini görmek için aile yapısına bakmak yeterli.

Peki evlilikler nasıl gidiyor?

1991 yılında ilk defa Almanya'ya gittim ve orada Alman nüfusunun Türklere oranla elbette üstün olduğunu gördüm. En son 9 Mart 2016'da Almanya'ya gittim. Almanya'daki şehirlerde artık Alman kalmamıştı neredeyse. Duisburg gibi şehirler çoktan Türkleşmiş bile. Diğer bir çok şehirde çoğunluğu Türkler olmak üzere yabancılar nüfus olarak üstünlüğü almışlar ellerine.

Almanya'da evlilikler çoktan bitmiş, Türklerin evlilikleride bitmiş durumda. En geleneksel en dindar kesimler hala evlilikleri devam ettirmekte. Ancak modern şehir yaşamının içinde eşler çalışma koşullarının zorlaşması, birbirlerine sosyal medya vb nedenlerden dolayı uzaklaşmaları yalnızlaşmayı beraberinde getirmekte. Mevcut ailelerde can çekişmekte. Almanlarda erken başlamış olan ailenin yıkımı Türklere de gelmiş bulunmakta. Hem Almanya'da hemde Türkiyenin büyükşehirlerinde evlenmeler boşanmaların altında kalmaya başladı. Çok çocuk yapılmasını isteyen RTE'nın sözleri maddi durumu çok iyi olan bazı dindar kesimler tarafından gerçekleştirilmekte ama yoksul ve zor bir hayat süren çoğunluk asla çok çocuk yapmıyor hatta aile içi travmalar ve geçim sıkıntısı yüzünden yaşanan trajediler cinnet geçirmeler yaşanmakta. Sonuç koskocaman bir fiyasko.

Evlilikler artık yürümüyor. Evlenmek tamamen demode bir kavram oldu. Boşanmaların önüne devlet geçemediği gibi artık kimse çocuk yapmak ve aile sahibi olmak istememeye başladı. Çünkü başarısız evlilikler insanları korkutup evlilikten kaçışa neden olmakta.

Dünyada ki garip evlilikler:

Başarısız evlilikler ve değişik cinsel tercihler sebebiyle evlilikler de değişken olmaya ve farklı evlilikler ortaya çıktı.
1992 yılında Midilli atıyla evlenen Mark Matthews TV programlarına çıktı.

2006 yılında 75 dolara aldığı keçiyle evlenen Charles Tonbenin de evliliği ilginç.
2005 yılında Sharen Teddler Yunus ile evlendi ama kocası bir yıl sonra öldü.
2009 yılında Emily Mabou  yalnızlıktan bunalıp köpeği ile evlenmiş ama düğününe hiç bir akrabası gelmemiş.
2010 yılında Ngurah Alit Endonezyada ahırda inekle basılmış. Adetlere göre ineğin namusunu temizlemek için Ngurah İnekle evlendirilmiş.
Ünlü tasarımcı Karl Lagerfeld kedisiyle evleneceğini açıklamış.

Bu evlilikler içinde en tuhafı kendisiyle evlenen Grace Gelder. Gelder kendisine nikah kıymış.

Bu evlilik türlerine lezbiyen ve gay evliliklerini katmıyorum bile.

Bu evliliklerin hiç birisi bir toplumun kendi sürekliliğini sağlayabileceği ve toplumsal dokunun güçlü olmasını sağlayacak evlilikler değil. Tabiat kuralları dediğimiz evrensel ilkeleride barındıran Allahın ilkelerine de (Sünnetullah'a) son derece ters. Böyle bir toplumun var olması mümkün de değil. Zaten nüfus olarak gittikçe erimelerinin en büyük nedeni bu. Şayet sosyal devlet ilkesi gereği devlet para vermese asla çocuk ta yapmayacaklar ve soyları daha da hızlı kuruyacak. Güney Avrupa'da boşanmanın günah olması ve çocuk aldırmanında günah olması dolayısıyla dolayısıyla bu yıkım orada biraz daha geç durumda. İtalya'nın kuzeyi ve güneyi arasında büyük fark var. Bu fark Türkiyenin Batısı ve doğusu Almanya'nın Kuzeyi ve güneyi arasındaki fark gibidir. Almanya'nın güneyi katolik olması alman nüfusunu biraz olsun yok olmaktan kurtarmakta. Türkiye'de nüfusun azalmasını Doğu da ağırlıklı olarak nüfusu yoğunlaşan Kürt kökenli vatandaşlar engellemektedir. Büyük şehirlere pompalanan iş gücünün ezici çoğunluğu Kürt ve Zaza kökenli doğu dan gelen vatandaşlarımız sayesindedir. Hem ekonomiyi hemde ülkenin ayakta kalmasını onların iş gücü sağlamaktadır. buna son yıllarda Suriye'den gelen Suriyeli kardeşlerimizde eklenmiştir. Bu durum Türkiyeyi nüfus olarak biraz daha güçlendirmektedir. Suriyeliler evlilik konusunda çok ciddi ve namus konusunda daha dikkatli oldukları için Devletin kadın haklarını arttırmasıyla evlilikte eşit şartlara kavuşan kadınların tavırlarından ürken Türk erkekleri Suriyeli kadınlarla kızlarla evlenme yoluna gitmektedir. Hatta Rus ve Ukraynalı gelinlerin sayısının fazla olmasının nedeni de bu. Yeni yasalar boşanmaları arttırırken artık Türk kadınının evlenecek erkek bulmamasına yol açmaktadır.

DARBE ÖLÜM İNFAZ LİSTESİNDE NEDEN GELENEKÇİ İSLAMCILAR YOK?

Türkiye’deki cemaatler iki kısım. Bir tanesi batıyla iş birliği içinde 1980 li yıllarda NATO’nun desteğini alanlar ve diğeride NATO onayı almayanlar. Türkiye’de 1980 yılında darbeden sonra askerliğini İstihbarat Subayı olarak Jitem’de yapan bir dostum Nato ile iş birliği içinde olan cemaatleri bana söylemişti.  Listede kimi zeki insanın tahmin edeceği cemaatler vardı. Cezbeci Hocalardan, ağlayan hocalara, Katolikler gibi günah çıkartan şefaatçilerden, kefen vb satıcılara. 28 Şubat sürecinden zarar görmeyen bu kesimler 28 Şubat sonrasında da hatta FETO darbesinde de asla yara almayacak adamlardı. Çünkü NATO ve Batı şemsiyesi altındaydılar.

Peki bu gelenekselci uploaded dine dine inanan kesimler neyin endişesini yaşıyorlar?

Bunlar “İngiliz prensi Charles da Müslüman oldu” diyerek Britanyanın ve kraliyet ailesinin ekmeğine yağ süren kesimler. İsim isim açıklamayacağım. Kuran merkezli ve ilkeleriyle düşünmenin önüne engel olan bu kesimler her çağda güçlüden ve zalimlerden yana olmuşlardır.

Bu kesimlerin müritleri genelde yüksek tahsili olmayan ilkokul mezunu düşünmeyen düşünsel tavaf yapamayan kesimlerdir. Bunlar kendi cahil cemaatlerinin yetenekli olmadıklarını biliyorlar, çoğunun tahsili ve dili olmadığı için madem yüksek kadrolara biz giremeyeceğiz hiç değilse çamur atalımda yüksek tahsili olan ve Kuran merkezli düşünenlerin bu mevkilere gelmesini engelleyelim gibi bir çıkışları var. Şimdilerde bunlar İrancı diye bu kesime b.k atmakta, halbuki bu kesimler İran’a onun desteklediği Esad’a ateş püskürmekteler. Çamur at izi kalsın gereği geçmişte FETO’nun yanında yer alan ve şimdi FETo ve darbe karşıtıymış gibi görünerek ziyafet sonrası kemik yalama derdindeler.

Devlet aslında kimin ne olduğunu çok ama çok iyi biliyor, o cemaat liderlerinin de ne yapmaya çalıştığını, manüplatif ve speklütalif şeytanlıklarından da haberi var. Onların içlerinden keşke FETO başarsaydı diyenler de var. Şimdi bu alçaklar devletin üst kademelerinden kendi beceriksiz, yeteneksiz ehliyetsiz adamlarına görev istemekteler.

Devlet FETO da olduğu gibi NATO işbirlikçisi hoca ve şeyhlerin müritlerine üst düzey görev veremez verirse bunun bedelini yıkılmakla öder. Çünkü bir kumaşın okuyup üflenmekle cehennem ateşinden kurtaracağını söyleyerek müritlerini kandıran ve kendi kızına 40 bin TL taksitle Porsche alan mendebur yalancılar çıkıp devlete akıl vermeye kalkıyor.  Devlet okullarda gençlere Kuran tesfsiri ve Siyeri Nebi (Peygamberin Hayatı) derslerini Kuran merkezli verdikçe bu adamlar tükenirler. Aksi taktirde devlet içinde bu adamları satın alan Batı devlete sorun yaratmaya devam ederler.


Kurana karşı uydurulan Paralel Din anlayışının kökü kurutulmalı. İslama karşı Paralel İslamı başlatanların yüzünden İslam kendi gerçekliğini ortaya koyamadı. Paralel İslamcı akıl asla üst akıl olamaz çünkü zaten aklı küçümseyen adamların inancı Paralel Din aklı. Feto en büyük kanıtı. Paralel dincilerin (sadece Feto değil tüm uploaded İslamcılar) Paralel Devlet yapılanması potansiyeli her zaman vardır. FETO darbesinde ölüm listesinde hiç birinin adı yok. Herhalde devlet bunu göz önünde bulunduracaktır.

28 Temmuz 2016 Perşembe

FETO'NUN ÖNCEKİ DARBELERİ ve DETAYLARI? TÜM FETO DARBELERİ - LÜTFEN DİKKATLE OKUYUNUZ!

Daha önceki yazılarımda aslında FETO'nun Fidan'ın göreve gelmesinden sonra savaş mızraklarını çıkarıp yüzlerini boyadıklarını yazmıştım. Hemde defalarca kere. Şimdi daha anlaşılır tarzda toparlayalım ve halkımız daha iyi anlasın.

CHP'ye FETO darbesi:
Baykal, beğenilir beğenilmez bir siyaset adamıdır ama daha önce devlet adamıdır. Mart Tezkeresi ile ABD işgaline karşı koyduğu için ABD ve Londra çizgisinden çıkar çıkmaz askerin kafasına çuval nasıl geçirildiyse Baykal'ın da donunu FETO düşürdü. Kemal Kılıçtaroğlu aslında Feto / Nato darbesiyle gelmiş biridir. Onun CHP'yi yönetebilecek ne kapasitesi vardır nede birikimi.

ÖCALAN PKK'sına FETO Darbesi;
RTE ve hükümet samimiyetle Kürt sorununu çözmek istedi. PKK'da Öcalan direktifleriyle hareket ediyordu. Normal şartlar devam etseydi Öcalan hapisten çıkacak, PKK silahları bırakacak, yerel yönetimlerimiz güçlenmiş ve kuzey Irak (Kobani belki Afrin Nahçivan KKTC) Türkiye'ye referandumla katılmış Başkanlık sistemi onaylanmış olacaktı. Ancak FETO Oslo barış görüşmelerini afişe etti, TVlerinde Tek Türkiye adı altında dizilerle ajitasyon ve manüplasyonlara devam etti. Bunun üzerinden MHP'yi Hükümete karşı kışkırttı. HDP'nin koalisyon yapmaması için Ekremm Dumanlıyı Diyarbakıra yolladılar ve siyasal çıkmaz ve koalisyonlarla ülkeyi çıkmaza sürükleme yapmak istediler. Dağ kadrosunda ABD Londra ve FETO yanlıları oluştu. Barış çatışmaya döndü. FETO polisleri ve aileleri HDP'ye oy kullandı sırf AK Parti daha az milletvekili alsın diye. Öcalan darbe yedi ve PKK elinden Feto darbesiyle gitti.

BBP'ne yapılan Darbe;
Erdoğan Batı'yla bağımsızlığı alana kadar mücadele edeceğini ve kendisine destek vermesini istediği Yazıcıoğlu ona "Kardeşim, çok zor bir yola giriyorsun. Ben elimden gelen desteği sana vereceğim" dedi. Bunun üzerine TSK içinde hep var dediğim ama varlığı strateji gereği inkar edilen FETO ABD ile beraber helikopteri düşürdü. Adam Helikopterden canlı çıktı ama FETO onu ve tanıkları öldürdü. FETO Savcıları ve hakimleri olayı örtbas etti. Partisi Feto tarafından ele geçirilen Yazıcıoğlu'nun kemikleri sızlıyor.

PUTİN VE RUSYA'ya yapılan Darbe:
Aslında Rusya'ya yapılan darbe Suriye'de Esad'a yapılan darbeyle beraber başladı. BBC CNN ve O zamanki Dışişleri bakanının danışmanları İngilizci FETO'cular Türk Siyasetini ciddi anlamda yanılttı. Bunda Nato'nun da parmağı var. Nato stratejistleri "Suriye'de nüfus artıyor ve gittikçe daha fazla suya ihtiyaç duyacaklar, o nüfusun oradan kaydırılması lazım zira ilerde Suriye ile Türkiye'nin Su savaşlarına başlamasını istemeyiz değil mi? diyerek Natocu stratejisler fındık beyinli Fetocu müsteşarlara yol gösterdi ki Türk siyaseti ikna edilsin. Devlet yönetmek zordur. Neticede milyonlarca halkın çıkarı var. Neyse konu bu değil. Savaş, İsrail, Londra ve ABD ile beraber muhaliflere başlatıldı ve NATO kesinlikle bu savaşın planlayıcısıdır. Tıpkı Türkiyeyi parçalamak isteyen 15 Temmuzu planladığı gibi. Suriye darbesi Putin'e ve Rusya'ya darbeydi. Ben 2011 yılında çok yazdım yazdım bunları ama dinleyen olmadı. Şimdi de dinlemeyecekler. Yada müsteşarlar kendi fikri gibi kolaj yapacaklar. Neyse. Devam edelim...
Uçaklar 2-3 saniye sınırı ihlal ettiği bilgisi vardı ama asla Rus uçakları düşürülmüyordu. Hükümet içinde FETOcu kanat hala güçlüydü. Şu an FET karşıtı gibi konuşan ama Dışişlerimizi mahveden şahıs da bu işin içindedir. Rus uçağı vurularak Rus Türk ilişkileride ekonomide vurulmuş oldu. Erdoğan'a en büyük destek veren Putin sırt döndü. Özellikle bu darbeye Kissenger'da bizzat Putin'e giderek "Bak Putin, 3. güç yaratıyorsun. ABD LONDRA ikilisi var RUSYA ÇİN ikilisi var, sen ne diye Türkleri ve Osmanlı imparatorluğunun Erdoğanla doğuşuna destek veriyorsun ki? Yapma dedi." Putin önce buna inandı. RTE hakkında Batı'yla ittifak yaptı. Ancak zaman geçiyordu. Rusya AB den sonra Türkiye ile ilişkilerin zorluğunu kaldıramazdı. Putin'e, Rus uçağını düşürenin FETOcu Pilotlar ve subaylar olduğu ve emrin NATO'dan gittiği bilgisi geldi. Putin, pek tanımadığı FETO'ya ilgisi dahada arttı. Haberi aldığında inanamadı. Ancak FETOcuların NATO'yla beraber darbe yaptığını görünce kendisine de FETO'nun uçakla darbe yaptığını anladı ve hemen Erdoğan'la tekrar hemde çok daha güçlü yürüme kararı aldı. Allah, PUTİN'e FETO hakkında haber sızdıranlardan razı olsun...

MHP'ye yapılan Darbe:
Barış süreci bittikten sonra Erdoğan'ın HDP ve PKK'ya savaş mızraklarını çıkartması Devlet Bahçeli ve MHP'nin çok hoşuna gitti ve RTE'ye pasif destek vermeye başladı Bahçeli. Geçen yıl 7 Haziran seçimlerinden sonra FETO artık Bahçeli'nin bu yaptığını cezalandırma kararı aldı. Dünyada en geniş porno koleksiyonuna sahip olan FETO, elindeki videolarla site açsa sırf pornodan dünyanın parasını kazanır. Ancak Allaha şükür ki henüz bunun haram olduğuna inanıyorlar. :D
Neyse elindeki imkanlarla klasik şantajlarına devam eden FETO, MHP'nin az daha Devlet Bahçeli'den kopmasına neden olacaktı ki bu Darbe gecesi Ülkücülerin FETO'nun yanında olması anlamına gelirdi. Allahtan Bahçeli oyunu çözmüş ve gardını iyi almıştı. MHP'nin FETO darbesini savuşturması ülkenin darbeyi savuşturmasına neden oldu. Çünkü Ordu içinde subay kademesinde Bahçeli'ye bağlı %10 Subay var.


AK Parti'ye Darbe:

RTE, bir kere karar verdi ve artık dönüş yoktu. FETO/NATO ortaklığına karşı kılıçları Alpaslan gibi kuşandı. Bir kaç alanda savaş Türkiye'yi bekliyordu. Nato planlı İngiliz planlı Medyalı John Hanahan'lı Şehir Savaşları, Emniyette, TSK'dan ve tüm kurumlardan FETO unsurlarını temizlemek, Ekonomiyi en az zararla devam ettirmek ve İngilizlerin elinden alınan paranın erimemesini sağlamak. Ancak FETO boş durmuyordu AK Parti kurmaylarına "Bakın RTE, Ulusalcılarla iş birliğine gidicek, bizim boşalttığımız tüm TSK birimlerine tekrar eski ulusalcılar gelecek" dediler. Eklediler "Biz gidersek tüm kazanımlar gider, baş örtüsü serbestiyeti biter, ulusalcılara nasıl güvenirsiniz onlar adam satar, RTE büyük bir kumar oynuyor ve kazanamayacak çünkü Londra kaybetmez" dediler. Tabi korkuya kapılan kesimler birere birer RTE'ye ihanet ettiler. Bunlardan bazıları Darbe'yi de kınadı. İçlerinde öyle isimler varki söylmeyim şimdi. Bir kısmını Halk biliyor ama bir kısmını bilmiyor çünkü onlar kuzu postu giymiş çakallar. Erdoğan'a yapılacak suikast yada Özal gb öldürülmesinden sonra AK Parti'de tekrar dizayn görevi alacaklar.

15 TEMMUZ HALK İRADESİNE DARBE
Açıkçası geliyorum diyen bir darbeydi. Hükümetin içinde üst düzey de bulunan Bilderbergçi Bakan Bilderberg toplantısında yanındaki Bilderbergçilere "Erdoğan'ı merak etmeyin Hazirandan sonra Erdoğan olmayacak" dedi. Ben bunun haberini aylar önce aldım ve yazdım. Peki MIT'in ve başkalarının haberi yokmuydu? Vardı. Peki neden müdehale etmediler? Hani akıllarda kalan bir çok soru var ya? O sorunun cevabı şu; FETOcular TSK içinde en güçlü yapılanmayı oluşturdular. O kadar büyüdüler ki Askeri yargıya çıkartsanız savcı Fetocu, Hakim Fetocu, sivil yargı onlarda, hala MIT içinde kendini RTEci gösteren adamlar varken, JİTEM, Emniyet İstihbaratta adamları hala varken nasıl olacaktı bu mücadele. Elbette TSK'da ve Yargıda ve bir çok kurumdan kazınmaları okadar zordu ki? Onlarda köşeye sıkışıyordu, Devlet ne yapıp edip bu beladan kurtulmalıydı yoksa tamamen LONDRA, Washington ve NATO emrinde olacaktı ülke. Bilinen subaylarının görevden alınması ve yavaş yavaş temizlik operasyonunun TSK'ya gelecek olmasına FETO ve NATO izin veremezdi. Darbeyi gece planlasalarda kendilerine olan güvenleri ve kibirleri o kadar yüksekti ki bu sadece sosyal medyadaki şu an Londra'ya kaçan kalemşörlerinin  (Bir kaç tanesi benim 1995 te Ciamaaten ayrılmadan önce Kazakistandan arkadaşımdı) yüzünden ve ifadelerinden bile belliydi. Herşeye rağmen nasıl olsa sağ seçmen korkak ve RTE, AKAR, FİDAN Hapsi boylayınca sesleri çıkmaz diye düşündüler, Menderes'te Erbakan'da çıkmamıştı ya. Ne yalan söyleyim ben tatildeyken tek başıma  Marmaris sokaklarında sokağa çıkıp FETO'cular tarafından önce tutuklanıp sonra herşeylerini ifşa ettiğim için infaz edilmeyi beklerken aklımdan ıssız sokaklara bakarken tek geçen şey halkın pısırıklığı idi. Ancak RTE cep telefonundan o çağrıyı yapınca halkın sokağa çıkacağına ve sabaha kalmaz armut gibi toplayacağına inandım. Benim hayatımda en uzun gün RTE'den haber alınmadığında ve soskakların ıssızlığa gömüldüğü o an ile RTE'nin telefondan çağrıyı yaptığı ana kadar ki zamandı. Halk, icazeti RTE'den almıştı ve ölmeye hakkatten kefenini bayraklar yaparak gidiyordu. Gitti de.
FETO'yu ne yargı ne TSK ne Emniyet ne de MIT Temizleyebilirdi. Halkın gücü temizleyebilirdi ancak. İyi ki darbeyi erken yaptılar, zaten darbenin haber alındığını bile bile yaptılar çünkü güçlü olduklarını biliyorlardı. Öyleyse madem darbe yapmaları engellenemeyecekti öyleyse bu alçaklara ancak cesur halk karşı koyabilirdi. Ancak Halk iradesine sahip çıkıp FETO'yu yok edebilirdi. (İl ilçe de başan olan ve bir koltuk kapıp kibirli kibirli gezip halkın sorunlarıyla ilgilenmeyen AK PArtili bazı yöneticiler bu darbeden ders aldılar. Onları patroncular değil REİSÇİLER kurtardı).
Keşke halk RTE çağrı yapmadan sokağa çıksaydı. İşte o zaman gelecek adına daha fazla umutlu olurdum. Çünkü bir darbe daha yapsalar ve Allah korusun başarsalar yada suikastle RTE'yi şehit etseler o zaman bu halk çağrı beklemeden Darbecilere direk karşı koymaya göğsünü Akif'in dediği gibi hayasızca Akın'lara siper edecek mi?
Umuyorum etsin, etmezlerse ne vatan ne bayrak ne ülke kalır.
Halkımızı ABD elçiliğinin ve Britanya elçiliğinin önüne davet ediyorum. FETO'yu ve ülkeden Himmet diye aldığı yetimlerin parası 400 milyar doları Türkiye'ye verilmeli. O para Yetimlere yoksullara dağıtılmalı...

İşte Feto'nun darbeleri bunlar...

Aslında yazılmamış nice bireysel ve zor duruma düşürülmüş insanlar var. Onların yaşadıklarını kimse bilmiyor. Zaten Feto bu masumların "Allahınızdan bulun, Allah belanızı versin" beddualarıyla yıkıldı. Ancak onlar bunu asla bilemeyecek anlamaycak. Tıpkı Şeyhlerinin, Hocaefendilerinin peşinden gidipte onların önünde el pençe divan durup tıpkı FETO'ya özenen diğer bazı cemaatler ve onların mensupları gibi.

"Allah aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır" Yunus 100. Ayet.







25 Temmuz 2016 Pazartesi

ABD NEDEN FETHULLAH GÜLEN'İ VERMİYOR? HALKIMIZIN PARASI HİMMET DİYE NASIL ABD ZİMMETİNE GEÇTİ?

Himmet, Fethullah Gülen'in cemaatinde her bir cemaat mensubundan alınan paraua denir. Bu paranın cemaat içinde yapılan ve adına HİZMET denilen görünüşte İman Gerçeklerine yapılan ama aslında ABD ve BATI çıkarlarına hizmet etmeyi amaç edinen faaliyetler için gerekli paradır. 1985 yılında ABD'nin NATO kontrgerilla faaliyetleri için 600 Milyon dolar vererek desteklediği cemaatlerden sadece biridir Fetullah Gülen. ABD'nin Türkiye'de desteklediği beraber yürüdüğü başka cemaatlerde var. Bunları şimdi strateji gereği ifşa etmenin anlamı yok.

Dönelim Himmet'e, Himmet her sene bir cemaat mensubunun ödemesi gereken paradır. Bu para da alt limitkişinin geçimini sağladıktan sonra kalanı Cemaate geri vermesi gereken maaşıdır. Bir çok insan cemaatte çalıştığı halde maaşını cemaate geri bağışlamış ve ailesinden Orta Asyada gurbette para dilenir duruma bile gelmişti geçmişte. Genelde en az yıllık bir maaşının adına Hizmet dedikleri terör yapılanmasına vermesi sağlanır. Bu paranın çokça arttırılması içinde Himmet yarışı düzenlenir ve çoğu kişi utanıp mecburen gücünün üzerinde ödeme yaptırılır. Himmet toplantılarından önce Hz Ebu Bekir'in verdiği para ve zekatlar konuşulurki üyeler gaza gelsin ve daha çok para versin istenir. Gaza gelenlerin bir kısmıda elinde avucunda ne varsa Allah rızası için terör organizasyonuna bağışlar. Bu şekilde hayatı mahvolmuş kafasında saç ağzında diş kalmamış bir çok sömürülmüş bilinçsiz ve İslamın ne demek olduğunu bilmeyen uyutulmuş insan yığınları var cemaatte.

Türkiye'de Emniyette, TSK'da, Kamu kurum ve kuruluşlarında yüz binlerce üst düzey orta ve alt düzey ciamaat mensubu himmet vermektedir.
Peki!  bu paralar nereye gitmekte?
Nerelere harcanmaktadır?

Ciamaat mensubu bir polis subay vb maaşının yaklaşık %10'unu Hizmet denilen organizasyona bağışlar. Bu paranın da %20 direk olarak Fetullah Gülen'in özel hesaplarına yatırılır. Ayrıca Devlet kademesinin üst düzeylerinde bulunanlar devletten alınan yol harcırahı, hibe yardımlar vb ne kadar avantaj varsa hepsini acımasızca kullanmakta ve yandaşlarına çıkar sağlamaktaydılar ve onlarda bu elde ettikleri avantajlarla haksız kazançlar elde ettiler.

Alnının teriyle para kazanmış büyük servet sahiplerinide iflasın eşiğine götürecek kadar sömürdükleride oldu. Mesela İç Anadoluda termal tesisi yapan bir adama o tesisin normal bedeli 10 milyon dolarsa o tesisi kendi adamlarına inşa ettirerek 25-30 milyon dolara mal ettirdiler. Canları yanan ve Allah belanızı versin deyip ayrılan bir çok iş adamı daha sonra mali polis ve yargı kıskacında canları okundu. Bu insanların ettikleri dağ gibi beddualar FETO’yu bugünlere getirdi. Ancak onların üst kesimindekiler hak hukuk Allah korkusu olmadığı için (ki bunu 15 Temmuzda kanıtladılar) başlarına bunun geleceğine inanmadılar.

Halkımız Himmet Parasının ne olduğunu bilmiyor. Ciamaat içinde herkesten toplanan bu yardım paralarının %20’sinin direk Fetullah Gülene gitmesi ne demek henüz anlamıyor.  Gülen'in emekli prasına ihtiyacı yok. Türk halkından ve devletinden inanılmayacak ölçüde para çalınmıştır. Asıl bir hırsız varsa bu kesinlikle Fetullah Gülen Ciamaati ve ABD’dir. Çünkü Türkiye’den kaçırılan para ABD’dedir. ABD için Fetullah Gülen’i vermek demek en az 400 Milyar dolarlık ki bunun 150 Milyar doları Fetullah Gülen’in şahsi servetidir Türkiye’ye iadesi demektir. Ciamaatin tüm dünyada kontrol ettiği para 1 Trilyon doların çok üzerindedir. ABD BU YÜZDEN GÜLENİ VERMEK İSTEMİYOR ÇÜNKÜ HEM PARA HEMDE KONTROL KAYNAĞININ TÜRKİYENİN ELİNE GEÇMESİNİ İSTEMİYOR. HALKIMIZ VE DEVLETİMİZ GÜLENİN VE TÜRKİYEDEN ÇALDIĞI PARALARINDA İADESİNİ ABD’DEN İSTEMELİDİR. BUNUN İÇİN HUKUKİ SAVAŞ BAŞLATILMALIDIR. HALK ABD ELÇİLİKLERİNDE GÜLEN İADESİ VE ÇALDIĞI PARALARIN İADESİ (EN AZ 400 MİLYAR DOLAR) İÇİN GÖSTERİ YAPMALIDIR.

Bu para Türkiye’nindir, yoksul halkımızındır. Herkesi ABD’yi bu para ve Gülen’i ABD elçiliğine prıtesto yazısı yazmaya ve iadesini sağlamak için çabaya davet ediyorum….


23 Temmuz 2016 Cumartesi

ERDOĞAN’IN EN BÜYÜK KUMARI NEDİR? AK Parti Neden Bölündü? GERÇEKTEN NELER OLMAKTA?

Erdoğan AK Parti kurulduğundan beri "beraber yürüdük bu yollarda" dediği arkadaşları neden bir bir terk etti. Neden birer birer hepsi "yağmurda aynı şemsiyenin altında ıslanırken" birden bire FETO’nun şemsiyesinin altına girdiler? Halk Erdoğan ve FETO arasında olan her şeyi biliyor mu?

İşte bu soruların cevaplarını bu yazımda yazacağım.

Daha önce belirttiğim yazdığım sebepleri burada yeniden yinelemeyeceğim kısaca hatırlatacağım, d Kissenger Amerikası Feto’yu ekseriyeti Batıdaki Türklerin manüplasyonu için Nato kontr gerillası olarak kurdu. Bu sayede Feto’cu Türkler Nato’cu Batıcı Türkler olarak kalacaktı, hem Komünizme hemde Antiemperyalist anti kapitalist İslamcılık evrimci devrimcilik bitecekti.

Bu girişim dünya kapitalist sisteminin sigortasıydı. (Bakınız Çalınan Hayatlar; Mülteci ). Kürtlerinde ümmetçi anlayışı ve Türk devletini İslami devlet olarak görmesinin önü Kürt Yurtseverliği adı altında Kürtçülükle PKK ile engellenmesi perdelenmesi sağlandı. Ne kadar Kürtçülük varsa o kadar Türkçülük olacaktı.

1985’li yıllarda ABD’den milyonlarca dolar teşvik alarak işine koyulan FETO, tüm iktidarlar tarafından desteklendi. Onu sadece AK Partisi desteklemiş değildi.

Erdoğan, partinin başlangıç yıllarında (2001-20010) başlangıçta beraber yürüdüğü ve beraber ıslandık dediği FETO ülkeyi teslim almak için kritik yerleri de Erdoğan’dan isteyince her şey değişti. Külahları değiştiler diyebiliriz.

İşte tam bu noktada AK Parti aslında fiilen bölündü. 

Neden mi? 

Aşağıdaki kısımları dikkatle okuyunuz….

Bir tarafta RTE’cı, sonuna kadar Erdoğan'a ve samimiyetine inanan kesim, diğer tarafta onun tüm eski dava arkadaşları. Erdoğan’ı birer birer sattılar, yada Erdoğan'la yürür gibi görünüp alttan alttan Feto’yla ve Siyonistlerle ABD ile iş birliği yapıp utanmadan halkın karşısına geçip “Ben Feto’nun terör örgütü olduğuna Darbe gecesi inandım” dediler. Bu büyük bir yalan. Onlar hala FETO’nun yanındadır ve asla FETO’yu ve NATO’yu desteklemekten geri durmamaktalar.

Niye mi?

Söyleyelim tek tek…

FETO ile beraber Batı çıkarlarıyla beraber yürümenin Türkiye açısından risksiz ve ülke çıkarları için bunun daha iyi olacağını düşünen ve Londra Kraliçesine beyat etmenin "itaat et rahat et" felsefesine uygun olduğuna ve güçlü İngiltere’ye yaltaklık yapmanın en iyi yol olduğuna inanmışlardı bu kesim.
Bunlara göre FETO’yu karşıya almak demek Nato’yu Washington’u ve Londra’yı ülke olarak karşımıza almak demekti ve yol yakınken kesinlikle dönülmeliydi. Feto’nun ve NATO’nun zayıflaması ülkede Demokrasi anlayışı zayıf, jakoben Kemalizme Ulusalcılığa, Rusya, Çin, Hindistan bloğuna düşmek demek olacaktı. Bu ise son 15 yılda ki (başta başörtüsü vb) tüm kazanımlardan geriye dönülmesi demekti.

Recep Tayyip Erdoğan kendisinden bazı bakanlıkları ve MIT’i isteyen FETO NATO ortaklığına sırt döndükten ve FİDAN’ı getirdikten sonra aslında yüzünü Doğu’ya dönmek istediğini, ABD, Nato, Londra boyunduruğundan kurtulmak gerektiğini düşünüyordu. Zaten Ulusalcılardan bazılarının suçsuz yere hapse atıldığına inanıyor hatta bu konuda mesela İlker Başbuğ gibi adamların hapislerde çürümesine gönlü razı değildi.

Siyasetin tavanında bu savaşlar çatışmalar olduğundan habersiz kesim RTE’yi desteklemeye ve ulusalcı Kemalistlerde RTE’ye küfretmeye devam ediyordu. İşi anlayan benim gibi düşünen bir çok gerçek evrensel sosyal demokrat,  Kemalistlerin bu göremediğini görüyorduk ve RTE’nı desteklemeye başlıyorduk. RTE’a eskiden oy verenler onun Ulusalcılarla yürüme ihtimaline karşı korkuyor ve her şeyin 28 Şubattaki gibi olacağından endişe ediyordu. Başörtüsü serbestiyetinin kalkacağından endişe eden bu kesimlerden bazıları FETO yanlısı olmaya başladı eskiden RTE’yi destekleyenler daha sonra ABİCİ ABLACI FETO takipçiliğinden vazgeçemedi. Bu kesimler şunu unutmuştu “Baş örtüsü Furuğattır” diyen F. Gülen haksızlığa uğramış pozisyonuna düştü.

Bu kesimler yanılıyordu.

Peki bu şekilde Erdoğan Muhafazakar İslamcı kesim adına büyük bir risk almıyor muydu?

Zira Erdoğan’ın Londra ile savaşında ona destek verecek kesim vardı o da (TSK içinde) Ulusalcı Kemalistler ve Ülkücülerdi. Erdoğan Devlet Başkanı olarak savaş boyalarını sürdü, elini uzattığı ama eline tüküren Bölücü Kürtçü kesimle savaştı. Bu kesimin  Erdoğan’a haksızlık yapıp ABD, NATO ve Londra ile aşik atan PKK’ya hayır demesi ise Kürt kardeşlerimiz arasında Erdoğan hayranlığını arttırdı. Zira her ne kadar tahsili daha az olsa da Kürt halkı iki dili birden çok iyi bilmenin avantajına sıradan bir Türke göre daha fazla sahipti. Dolayısıyla bir çok Kürt uluslararası kumpası görüp İslamın yanında yer alarak ataları Selahaddin Eyyubiyi tercih ederek Nato Feto ortaklığının Kürt ayağı Selahaddin Demirtaşa tekme vurdu.

Erdoğan çoğu İslamcı Kürt’ü de yanına böyle aldı.

Yanına aldığı kesim ona inanan ona güvenen milyonlarca seçmendi. %52 gibi bir oy alarak göreve ilk tur seçimiyle gelen Erdoğan FETO’ya daha fazla yüklenmeye karar vermişti. Çünkü her yerde önüne çıkan engellemeler onun adamları ve brokrasideki ajanları yüzünden olmaktaydı.

Risk alacak mıydı?

Ulusalcı Kemalist olup Nato’ya Amerika’ya ve Londra’ya hayır diyen hapisteki Balyoz davası sanıklarıyla beraber mi yürüyecekti Feto’nun üzerine?

Evet. Yapılan tamda buydu.

Gezi’den beri FETO oyununu anlayıp açıkça desteklediğim ve kesinlikle güvenmeye başladığım Erdoğan cephesine hep TSK içine bakmaları buradaki FETOculara dikkat yönünde uyarı yazıları yazdım defalarca. Zira en büyük yapılanma oradaydı. “Bizim en büyük hedefimiz Ordu Hizmeti’dir “ diyorlardı. Elbette bu hizmet Ümmet ve İslam adına değil Londra ve Nato adına kullanılacaktı.

Peki Ulusalcı Anti Emperyalist Kemalistler Feto’yla mücadelede samimimiydi? Erdoğan Ulusalcı birlikteliği sonrasında Ulusalcılar Erdoğan’ı ve ona oy verenleri satar mıydı? 

Asıl soru ve korku endişe hep bu noktadaydı hep. Ayrılmalar kırılmalar, Erdoğan’a AK Parti içinde kumpas kurmalar, en yakın arkadaşları olan bakanların Bilderberg toplantılardın da “Üzülmeyin Haziran’da Erdoğan Yüce Divana çıkacak” demeleri kadar haince bir tutum takınmaları şaşırtıcı değil hep bu yüzdendi.

Haklılar mıydı peki?

Herkes kendine göre haklıdır. Korkusu büyük olan ve cesareti çok olan elbette yine de yanılır. Ancak Adalet en doğru kararı almak için gereklidir. Eğer Erdoğan Feto’culara karşı orduda Ulusalcılarla poliste ülkücülerle beraber yürüme kararı almasaydı Feto ve NATO ortaklığı bu ülkeyi teslim alır ve Türkiye asla büyümezdi, mahvolurdu.

Dolayısıyla Adil olmak demek çok can yakan, soruları çalıp adamlarını TSK ve Emniyet başta tüm kılcal damarlara salan bu örgüt kesinlikle ve kesinlikle asla Ülkeyi düşünmemektedir. Bunların devlet başkanı seçilmemiş F. Gülendir. Milleti cemaatleriydi. Ülkeleri okul ve kurumlarının bulunduğu her yerdir. Anayasaları Hizmettir. Asla Meclis Bayrak Ülke tanımazlar ve tanımadıklarını ve haklı olduğumu kalkıştıkları darbeyle kanıtladılar.

Ulusalcılar Feto’nun yaptığı darbeyle kendilerini hapislerde buldular. Bunun intikamını darbeyle beraber FEto’dan almış durumdalar. Kemalist ulusalcıların üst akılları bu darbenin olmasına ve Feto’nun mahkum olmasına sevindiler. Ülkücüler de öyle. Ülkücüler eskiden beri FETO’ya güvenmiyor ve onun NATO’ya çalışmasından endişe ediyorlardı. Zira Nato’nun ne demek olduğunu onlarında üst akılları biliyordu.

Ulusalcılar bu darbe girişiminde halkın RTE’ye olan bağlılığını çok iyi gördüler. Bir karşı darbeyi yaparlarsa ülkelerinin gideceği yeri görüyorlardı. İkinci bir darbenin olma olasılığı yukarıdaki analizi anlamayan kabul etmeyen münferit düşünen Kemalistlerin kalkışmasıyla olabilir ki bunu bilen FETO şu an “Ne odluda yağlı ballıyken şimdi ayrıldılar diye saçma sorular soran siyasetten zerre anlamayan” alt kesimdeki Kemalistlere yem atmaktadır. Bu kesimleri bazılarının Alevi kesimlerden olduğunu bilen NATO FETO ABD LONDRA ortaklığı şu an ayaklanma çıkartmak ve fitneler sokarak iç savaş riski arttırmak için Ajan kılığında gazetecileri BBC üzerinden Türkiye’ye yolladı bile.

Halkımız çok dikkatli olmalı.

Şu an bizler çeşitli görüşlerden olsak da konu ülkemiz ise cumhuriyet ve demokrasi ise bayrak ise kesinlikle beraberce Emperyalist aşağılık bu güçlere karşı birleşmeliyiz. Bunu yapmazsak içimize ciddi fitne sokup Suriyelileşme süreci başlar.

Azıcık kafası çalışan Kemalist, ülkesini gerçekten seven Ülkücüler, gerçekten kefen giyiciler kesinlikle bu emperyalist güce Başkomutan Erdoğan, MIT ve Anti Emperyalist ve ülkesini düşünen TSK mensuplarıyla mucizeler ortaya çıkartabilir.

Cebinden Muska çıkan yüzbaşı pilot’un kendi halkını hocasının emriyle sorgulamadan bombalaması ise bize CİAMAAT İslamcılığının ne büyük bir sapıklık ve sapkınlık olduğunu bi kez daha göstermiştir.






20 Temmuz 2016 Çarşamba

NEDEN FETO DARBECİLERİ CUMHURBAŞKANINA SUİKAST YAPMADI? NEDEN YARGILAMAK İSTEDİLER?

HER ŞEY TİYATRO DİYENLERİN BUNU OKUYUNCA BEYNİ YANIYOR
Daha önce odasına gelmişler ve şöyle demişlerdi;

-Bak Tayyip. Sana seçenekler veriyoruz. Ya istifa edersin ve bizden çaldığın 800 milyar dolarada eyvallah gidersin ve rahat bir hayat yaşarsın.
Ya da seni yargılarız. Kurup desteklediğimiz İŞİD’i de sana ihale ederiz Lahey’de yargılanır kendini yeniden seni çıkarttığımız İngiltere’de bir hapiste bulursun.
Dediler ve gittiler.
Ancak adamları hiç boş durmadı.
Bu söyleme alışmıştı Britanya. Vatanı sattı dediği Vahidüddin tek bir elmas almadan gittiği halde söylettirdi bunu. Vahidüddin hırsızdı haindi(!).
İngilizlerin elinden 800 milyar doları alan Tayyip’i hırsız yapmıştı Londra. Bunu himmetleri zimmetlerine geçiren Ciamaat ve basını aracılığı ile yapmıştı.
Her seferinde aynı oyunu oynayan Tiyatronun alasını yazan Londra’dır ve Shakespeare oradan çıktı. Sağcılar tiyatrodan bir şey anlamaz. Onu Seyhpir zanneder. Şu an Feto ve Darbe başarısızlığına üzülen kesimler “bu darbe RTE’nin başkan olabilmek için tezgahladığı unsurdur “ dediler. “F16 neden İndirmedi RTE’nin uçağını? Madem Yaveri Fetocu neden öldürmediler?” dediler diyorlar diyecekler.
Gelelim cevaplara…
1-    RTE’yi öldürmediler çünkü o kadar kibirli ve kendilerinden eminlerdiki biz RTE’yi mahkemeye çıkaracağız ve onu halkın ve dünyanın gözü önünde başta aslında NATO'nun kurduğu İŞİD vb çeşitli suçlardan suçlayarak Menderes gibi aşağılayarak yargılayacak ve hapse atacağız diye düşündüler. Yoksa Fetocu Yaveri, havadaki ateşleme yapamayan F16 çarpışma yapar kendini feda ederdi. Amaç tamamen yargılama amacıydı.
2-    Peki neden yargılamayı uygun görmekte ısrar ettiler? Çünkü her şey hukuksal gibi görünecek ve CNN ve BBC “RTE gayet adil bir şekilde yargılandı” imajı verilerek darbeyle gelecek Başbakan Akşener’e imaj pompalanması yapılacaktı. Darbelerin ruhunda vardır bu "Yalandan Mahkeme kur uyduruk deliller sun ve kendini otorite ve güç olarak göster ve halka sesini kes RTE bitti mesajı ver" tıpkı öncekiler gibi. Mahkemesiz Darbe bu yüzden olmuyor. Halkımızın anlamadığı konu bu.

Bundan sonra neler olabilir?

1-    Tutuklanan ve devlet içine sızan tüm FETOcular tek tek tespit edildiği için görev bıraktırılarak tutuklanacak. Bunlar TV ekranlarında birbirlerine attıkları whatssapp yazılarından da anlaştıkları gibi Darbeye karşı olduklarını belirtecekler. Zaten çoğu 16 Temmuzdan itibaren yayınladıkları Facebook sosyal medya hesaplarıyla Devlet yanlısı görünmeye çalışacaklar ve tutuklandıklarındada bunları kanıt olarak sunacaklar eğer mahkeme bunları kabul etmezse devletin mahkemelerini suçlamaya devam edecekler.

2-    NATO koordineli FETO, İŞİD, PKK ortak olarak eylemlerine devam ederek Türkiye’de ellerinden geldiği kadar bombalama ve terör olayı gerçekleştirecekler.

3-    Devlet kademelerinden bir çok FETOcunun iş bıraktırılmasıyla bu kadrolara ülkesini düşünen fetocular gibi aklını FG ye veren ve hainlik yapmayacak Ülkücü, Kemalist, Muhafazakar insanlar yerleştirilecek.

Türkiye eğer Fetullah Gülen’i iade etmezlerse Nato ve AB’den daha fazla uzaklaşacak.

5-    Rusya ile olan ilişkiler kesinlikle eskisinden çok daha güçlü olacak. Rusya kendisinin boğazını sıkan AB ve NATO’nun çemberini de Türkiye ile aşacak.

6-    Rus Türk ilişkilerinin düzelmesinin ardından sıra Orta Asya ülkelerinde devlet kademesine sızan Fetullah Gülen Terör örgütüne de gelecek. Nazarbayev bu konuyu vefa gereği retetsede Putin’in ve Türkiye’nin baskılarına boyun eğecektir.

7-    Orta Asya’da ve tüm dünyadaki FETO okullardan mezun olanların Türkiyede ki okullarda okumaları engellenebilir.

8-    Erdoğan’ın Britanyanın elinden kurtardığı ve bu yüzden Londranın sinirlenip RTE’ye hırsız yaftasını FETO ve basını aracılığı ile yapıştırdığı o para FETO kumpasları yüzünden erimekte. Bela def edilirse Türkiye çok daha hızlı yol açacak…

9-    Bundan sonra darbe değil direk RTE’ye suikast hazırlığı yapacaklardır. Bu yüzden RTE ye suikast düzenleseler bile kesinlikle RTE yerine bunlarla mücadele edecek en az 4 adamı ardı ardına belirlemelidir ki mücadele devam edebilsin.

BAZILARINA GÖRE BUNLAR YALAN. BAZILARINA GÖRE MUHSİNİ RTE ÖLDÜRDÜ (PARTİSİ FETONUN OLSUN DİYE). BAZILARINA GÖRE BUNLAR OYUN (RTE KENDİSİNE KUMPAS KURUYOR BAŞKAN OLMAK İÇİN).

Unuttukları bir şey var.
Bu halk salak değil. Sandıkları gibi koyun değil.
Köprüden geçerken o subayların kibirli suratlarını görüp elleri ayakları sinirden titreyen insanlarla konuştum.

Dua etsinler RTE sokağa çıkın dedi sadece, eğer sokağa çıkın ve elinizden geleni sonuna kadar yapın deseydi çok insan ölürdü ama ortada tek bir darbeci ve yandaşı kalmazdı hepsi öldürüldü...

RTE korksa ve kendisini düşünse çoktan Londra'ya karşı beyaz bayrak sallardı. O korkmuyor.
Halkta korkmuyor...

1071 den beri bize rahat vermeyecekleri belliydi. Malazgitte PKK'nın şehit ettiği o Subay dan dolayı bu halk aldı mesajını NATO...



16 Temmuz 2016 Cumartesi

BRİTANYA (FETÖ’NÜN) DARBE GİRİŞİMİ; BRİTANYA İLE ADI KONULMAMIŞ ÇANAKKALE SAVAŞI’NİN 2. Perdesi


Yaşım 47 olduğu için hayatımda bol bol darbeci ve muhtıracı girişim gördüm. Marmaris’teydim. Dün akşam “Ankara’da jetler meclis üzerinde alçak uçuş yapmakta diye duydum”. Bu sadece darbelerde halkı korkutmak için olabilirdi. Marmaris’te RTE’da vardı. Uzun süredir hastaydı acaba hastalığı artınca Paralel Çete TSK içindeki unsurları harekete mi geçirmişti? Yoksa öldü mü diye düşündüm. Çok kötü haberler gelmekteydi. Sokağa çıkma yasağı başlamasına 1 saat vardı. Yurt dışından Hollanda ve Bosnadan telefonlar gelmekteydi ve başka ülkelerdende sosyal medya üzerinden ne olmakta diyen sormaktaydı. Kendi halkımız hatta oğlumda şaşkın beni  soru yağmuruna tutmuşlardı.

Aslında ben bu darbeyi Haziran’da bekliyordum çünkü Paralel çetenin Haziranda darbe yapabileceğinin haberlerini almıştım. Ancak Ramazan’a denk geldiği için ramazanda halkın kan dökülmesini hoş karşılamayacağını bildikleri için Bayramdan sonra ki resmi yerler kapalı olacağını bildiklerinden Cuma’yı her darbe gibi seçmişlerdi.

Yazarlar cesur olmalıydı. Bir çok olumsuz haberler geliyordu. Halk sinmelimiydi? Ben de korkmalı mıydım?Hayır. Korksak bile cesurca mücadelemizi yapmalıydık. Türkiye’nin Paralel üzerinden Britanya saldırısıdır bu. Amerikan maşalarının kullanıldığı darbe.

Paralel aleyhine bir çok yazı yazdığım için cesur yürümeliydim. Artık gelen haberlere karşı yapılacak tek şey sessiz sokaklarda tek başına da olsa yürümekti. Marmariste ilk haberlerde ekmeği fazla alanlar, benzin almaya gidenler, bankalarından paraları çekenler evet en zoruma giden bu kaçan insanlardı. Ülkesinin geleceğini değilde zıkkımlanmayı ve sıvışmayı düşünenler.

Ancak güzel bir haber geldi. Bahçeli’nin Darbeye karşı duruşunun haberini aldım. Bu beni umutlandırdı. Düşünce olarak Sosyal Demokrat olmam dolayısyla ülkücülüğü asla tasvip etmiyordum. Ancak Ülkücüler hemen organize oldular. Tüm ülkücüler Marmariste sokağa çıktı ve toplu yürüyüşe geçti. RTE ve birazdan başlayacak kaldığı yer olan Turban Yazıcı bizden sadece 2 km uzaktaydı. Yürüuüşe geçti konvoy. Çok kalabalıktı. Bir sürpriz oldu. AK Particilerde karşı taraftan geliyordu. İki gurup birleşti ve ilk defa bir elini Rabia işareti diğer elini ülkücü işareti yapan insanları görünce Türklük ve İslami söylem öne çıkmıştı. Ben sol yumruğumu kaldıran ve emperyalizme karşı o grup içindeki az sayıdaki sosyal demokrat olup Ak Partiyi destekleyen biriydim. Bu RTE ve Fetö işi olmaktan çıkmıştı zaten. Bu Türkiye Cumhuriyeti ve Britanya arasında adı konulmamış Çanakkale Rövanşıdır.

Daha önce Menderes, Özal, Erbakan’da halk seçtiklerine sahip çıkamamıştı. Peki şimdi ne değişti de darbeciler başarısız oldu?

1-Orgeneral Hulusi Akar ve birçok orgeneral Darbeye karşıydı.
2-AK Parti %50 oy sahibiydi ama oy sahibi düşükte olsa ülkesi için ölmeye hazır en az %50 AK Partiliden daha etkili kitle MHP’nin yöneticisi tarafından aktive edildi ve sokağa döküldü. RTE için değil Cumhurbaşkanlığı makamı için,  TSK’nın Ülkenin şerefi için sokaklardaydı ülkücüler. Bu neden Meral Akşener’e Paralelcilerin oynadıklarını düşünmeliyiz.
3-Soruları çalıp komutan oldukları için niteliksiz ve tek niteliği Paralel olmak olan beceriksiz ve algoritmik düşünemeyen aklı alınmış uzaktan kumandalı robot olan Paralelci Subayların başarması mümkün değildi.
4-Halk sosyal medya üzerinden birbiriyle dayanıştı ve herkes birbirine destek olup organize oldu. Bu halkın darbecilere attığı en iyi tokat oldu. TRT’yi ele geçirerek darbe yapabileceğine inanan paralel robotlar yanıldı.
5-Bu darbenin başarısız olacağını biliyordu Britanya, Paralelleri kullanarak Türkiye’nin elinde bulunan döviz rezervlerini eritmek asıl amaçtır bu şekilde Türkiye’nin Britanya’dan koparttığı 800 Milyar doların öcünü almaktadır. Britanya’da yaşayan Türkler paralarını Ziraat Bankasına yatırmalıdır. Diğer Müslümanlarda Britanya Bankalarından paralarını çekip Türk Bankalarına yatırmalıdır.

Bu olaydan sonra ne olacak?

1-Sadece Emniyet, TSK ve Adalet içinde değil. Tüm bürokrasi içindeki paralel çete mensuplarına büyük bir operasyon yapılacak.
2-Şimdiye kadar eş dost akraba diye Devlete bildirilmeyen Paralel çete mensuplarını halk daha fazla devlete bildirecek. Bildirmelidirler de.
3-Britanya’nın Türkiye Cumhuriyetine karşı kullanabileceği Paralel kalmayacaktır.
4-Britanya İŞİD ve PKK üzerinden saldırılarına devam edecektir.
5-Sövene dilsiz dövene elsiz olmalıyız diyen ve kendi mensuplarını Müslümanların en temel hak aramasından geri tutan FETÖ’ye olan nefret çok daha büyük ve çığ gibi büyüyecektir. Örgüt içinden de uzaklaşmalar başlayacaktır.
6-Halkın Ordusuna olan sevgisi daha da artacak. Darbecilere olan nefreti artacak…

Evet, bazı vatandaşlarımız ve polislerimiz şehit oldu. Allah rahmet eylesin.
Ancak unutulmamalı ki 1071 den beri bu topraklarda bizi rahat yaşatmayacağına ant içmiş bir Britanya var. Halkımız bunu not etmeli. Çünkü biz Anadolu ve Trakyada dünyanın en özel en güzel ülkesinde yaşamanın bedeli bu.

Rabbim düşmanlara fırsat vermesin…

Halkımız seçtiklerine, cumhuriyete, başkanına, bayrağına ve atadıklarına sahip çıkmalı.

Cesurca….

Hep bu şekilde…




14 Temmuz 2016 Perşembe

EŞYA’NIN HAKİKATİ VE HİKMETİ ile ADALET İLİŞKİSİ

“Rabbim bana eşya’nın hakikatını göster” Hz Muhammed’in bir duasıdır. Eşyanın hakikatı ne demektir? Bunun bilimsel ve teolojik anlamı neler olabilir?

Konuyla ilgili bir de ayet var “وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ.

(Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn (sadikîne).
Türkçe anlamı “Ve Âdem'e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz." Bakara 31.

Bunun anlamı nedir?

Bunun iki yönlü anlamı var. 
1- Eşyanın nesnelerin ister maddi isterse manevi olsun anlamları var. 
2- Bu anlamlar bilinen öğretilen isimler olması dolayısıyla ezberden bilmek var bir de bilinen ismi gerçekten tam anlamak var.

Kavramların ve tüm isimlerin yanlış anlaşılması tamamen anlaşmazlıkların temelini oluşturur. Bu anlamda sözlerin ne manaya geldiklerini bir görünen birde görünmeyen yanlarını bilmek çok önemlidir. Bir örnek verecek olursak mesela 2012 yılından önce yazdığım ama 2012 yılında ilk baskısı yapılan Kabe’nin hayat şifreleri adlı kitabımda Fatiha’nın Kuran’ın anlaşılmasını sağlayan kapı giriş ilklerini barındırdığını yazmış ve bu surenin içinde bulunan Sırat’ın Hollandaca’da Straat, Almanca’da Strasse, İngilizcede Street, Latincede Strada, Yunancada Sırat, Arapçada Tarik, Türkçe’de Cadde olduğunu Caddenin üzerinde işaret bulunan yol olduğunu ve caddenin şehirde bulunduğunu şehrin Medine anlamına geldiğini Medeniyet kelimesinin şehirden doğduğunu ve şehirdeki medeniyeti caddenin yansıttığını caddenin İslam Medeniyetinin süreci olduğunu süreç hayırlıysa sonucun da hayırlı olduğunu, Patikanın şehrin dışında bedevilerin ve hayvanların yolu olduğunu ve İslamın Medeniyet inancı olduğunu ve bedeviyete karşı mücadele ettiğiğini detayla yazmıştım.

Buradan yola çıktığımızda bize geleneksel İslamın masumca SIRAT bir KÖPRÜDÜR ve ahrette bu köprüden geçişimiz eğer günah azsa kolay fazlaysa zor diye öğretildi. SIRAT eğer ahirete köprü yapılırsa insanlar şehrin caddelerinde Kuran ilkeleriyle yaşamaz. Fatiha ve ilkeleri (Bkz Kabenin Hayat Şifreleri) asla dirinin umrunda olmaz. Fatiha ölünün ruhuna okunur. Oysa Kuran tamamen hayatın kendisi için inmişti ama biz onu ölü mezarlık kitabı yaptık. Tüm kutsallaşan ve putsallaşan nesneler önce hayattan kopar sonra şefaat edici şans getirici baht açıcı hale dönüştürülür. Kutsallık Putsallığın besleyicisidir.

İşte bu verdiğim örnek eşyanın adını bilmenin yetmediğini onun hakikatının bilinmesi gerektiğinin işaretidir.

Eşyanın hakikatını bilmek eşyanın yerli yerince kullanılmasını ve ona adaletle muamele edilmesini sağlar. Mesela, bıçak bir eşyadır ve bıçağın kullanım yeri bellidir. Mutfakta ve yemek yapılırken kullanılan bir alettir ama biz onu alıp evimize izinsiz girip bize zarar vermeye çalışan insana karşıda kullanabiliriz yada kendi ev halkımızdan birine karşı Allah korusun cinnet geçirip cinayet içinde kullanabiliriz. Burada Bıçak kesinlikle suçlu değildir. Burada suç bıçağa atılamaz bıçağı kullanana atılır. Ancak bizler eşyanın hakikatını okumaktan çok uzağız. Mesela bir örnek verecek olursa, askerde bir bankın boyanmadığını gördüm, çünkü bank cezalıymış. Askerlikte Mantık aranmaz diye halk arasında bir söz var. Aynı Asker yıllarca kendi konumunun dışına çıkarak halkın seçtiği seçilmişlere halkın adına kendine yetki verip darbeler yapmışlardır. Bu TSK’nın görev ve sorumlulukları kapsamı dışında olan ve kendi halkı olan Cumhurun yönetimsel yapısına müdehale de bulunma değil dışarıdan gelebilecek tehditlere ve içerdeki teröre karşı ancak müdahil olabilir asla darbe yapamaz. Allaha şükür o darbeci günler geride kaldı ve TSK Halkın ordusu oldu. Kendi hakikatine dönmesi her ne kadar BATI tarafından hoş karşılanmasa da ülkede halkın devletiyle olan uyumlu kucaklaşması sağlanmış durumdadır.

Eşyanın hakikati konusunda yaratıcı insana cinsel hayatın nasıl olması gerektiği cinselliğin hakikati gibi konularda da örnekler sunmaktadır. 
Mesela
Sana (kadınların) ay halleri hakkında soruyorlar. De ki: "O bir zayıflık halidir. Bu yüzden, ay hali sırasında kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın; temizlendiklerinde ise Allah'ın emrettiği şekilde onlara yaklaşın." Doğrusu, Allah pişmanlıkla kendisine yönelenleri ve özlerini temiz tutanları sever. Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. O'na, hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu inananlara müjdele.”Bakara 222-223.

Bu ayetlerde açıkça görülmektedir ki, cinsellikte haddin aşılmaması gerektiği edep sınırları dahilinde çok iyi anlatılmıştır. Burada kadın bir mülk veya meta değil karı koca ilişkisinde cinsel birleşimde Anal cinsellik yapılmaması konusunda ikaz varken vajinal cinsel birleşimde hangi pozisyonda cinsellik yaşanırsa yaşansın posizyonun önemli olmadığı çok güzel bir tarzda nalatılmaktadır. Çünkü bu ayet inmeden önce Yahudiler kadınlarla doggy posizyonda birleşmenin çocuğun şaşı olmasına yol açtığı gibi batıl bir inanca sahiptiler. Allah cinselliğin hakikatının anlaşılmasında bile insanın bunu anlayacağı edebi üslubu koruyarak hakikati olması gerekeni çok iyi anlatmaktadır. Gerçekten kainatta her şeyin bir yaratılış ve kendi varlık sebebi vardır. Bu sebepleri anlamak ancak DÜŞÜNSEL TAVAF ile mümkündür, elde edilen sonucun doğruluğu ise VİVDANİ TAVAF ile mümkündür.



Biz şimdi burada bu yazıyla yapmış olduğumuz eşyanın hakikati düşünsel çalışmamızı genişletebilir çok daha fazla sonuç oluşturabiliriz. Bu noktada hem bizim dine karşı olan çarpık ve saçma sapan düşüncelerimiz değişir hem de adalete ve barışa daha fazla katkı sağlarız zira her şey eşyanın hakikatının anlaşılmaması ve yerli yerince kullanılmamasından dolayı kaosa döner.

Nükleer enerjiyi elektirik enerjisi elde ederek hayrada kullanabiliriz birbirimizi yok edecek silahları kullanarak ta değersizleştirebiliriz.

Tercih bizim…

Ya eşyayı anlar ve onu kendi hakikatinde kullanırız yada zulm eder onu kendi amaçları dışında kullanırız.

Kaşıkla ekmeği kesmeye, çatalla çorba içmeye islam ümmeti olarak daha ne kadar devam edeceğiz.

İslamın en büyük düşmanı Kuran'ın üzerine çıkmış kitapları kutsayıp putsayan PARALEL İSLAM inancının ortaya çıkmasına sebebiyet veren zihniyettir. 
Yani biz aslında bilmeden Allahın düşmanlığını yapıyoruz...






Rektifikasyon (Doğum Saatini Belirleme) Nedir ve Nasıl Yapılır?

İSLAMİ ASTROLOJİ KİTABIMIZI OKUYUNUZ
1970 öncesinde doğan çoğu insanda doğum saati ya annelerin vefatı yada annelerin hatırlayamaması ki özellikle çok çocuklu ailelerde hatırlama imkanı zordur bu durumda rektifikasyon yapılır. Yani doğum saati aşağıdaki yöntemlerle bulunur.

Peki bu nasıl yapılır?

Rektifikasyonda Astrologlar üç yöntem belirlemişlerdir. (Benim yöntemim Eklektik metot en sonuncusudur)

1-      Hermes yöntemi, bu yükselen burcun 30 yaşından sonra ki yükselene geçişte ki değişimden dolayı kişinin 30 yaşından sonraki karakter özellikleri önce dört ana elementle 

a) Daha mı fazla akılcı oldu HAVA, 
b) Daha mı fazla maddiyata önem verdi? Torprak
 c) Daha mı fazla duygusallaştı yada önceden duygusaldı da duygusallığı devam etti? SU 
d) Daha mı fazla aceleci tez canlı ve maceracı bir ruha sahip oldu ? Ateş. 

   Bu sorulardan hangi element yükseleni oluşturdu fikir verebilir. Buradan o elementin hangi burç olduğunu yine o burcu yakalamak için sorulabilir mesela kişi 30 yaş sonrasında daha fazla akılcı olduysa üç soru sorulur a) Sabah saatlerinde gergin akşama doğru gevşemiş rahat huzurluysa neşeliyse İKİZLER, b) Sanata estetiğe ve kıyafetin zarifliğine önem vermişse TERAZİ, c) Daha fazla bilimsel konulara eğilmişse ve soğuk akılla karar vermeyi sevmişse KOVA olmuş demektir.

2-      Animodar Yöntem; Bu yöntem de kişinin annesi pek emin değildir ve yaklaşık saat söyler. Mesela sabah namazı okunuyordu, öğlen ezanı okunmuştu der. Yani Namaz vakitleri önemli bir veri oluşturur ve saat olmasa da namaz vakitlerinden ortalama alınabilir. Mesela saat 1-3 arası demişse 2 ortalamadır.
3-      Transitten Ağır Sınav yöntemi: Bu yöntemde insanın 30 yaş sorasında yaşadığı en sıkıntılı yıllardan yükselen bulunur. Mesele 2007 Kasım 2009 Kasım arasında sıkıntı yaşamışsa yükselen Başak denir çünkü bu dönemde Satürn başaktan geçmekteydi ve tüm başaklar az yada çok can sıkan sınavları çeşitli derecelerden görmüştür.

4-      EKLEKTİK İSLAMİ ASTROLOJİ YÖNTEMi: Bu yöntem bana ait bir yöntemdir. Bu yöntem ilk üç yöntemin tamamını kullanarak bulunur. Sadece bir tanesi değil hepsi göz önünde tutulur. Ayrıca Plüton ve Satürn’ün Doğum haritasındaki konumundan ( Hayattaki en çok zorlayan konu nedir sorusundan yola da çıkılarak Satürn ve Plüton uygun eve getirilerek yükselen bulunur ve buradan da saat ortaya çıkarılır. Şeytan insana dört türlü yanaşır. Geriden duygularla, önden gelecek kaygılarıyla, sağdan kibirle, soldan acelecilik öfke ve şehvetle. Psikolojik analizde kişinin en çok ne zaafı ortaya çıkıyorsa bu da elementsel ağırlık konusunda fikir verir. Diğer yandan İslami astrolojide nedenselliğini belirttiğim Haritanın sol ve sağ tarafının neden İnsanın sağ ve sol beynini yansıttığı ve ayrıca kişinin analizinde en çok hangi tarafı kullandığını hangi konularda kullandığını gezegensel ve evsel olarak incelendiğinde eklektik metod bize en doğru saati verecektir. 

#islamiastrolojidoğumharitasırehberi adlı kitabımızı alanlar doğum haritalarının saatini bu prensiple bulduklarında yazdığımız kitabın içinden en doğru ve İslami olarak haritalarını analiz edebilirler.

En derin saygılarımla


Ayhan ÖZCİMBİT  İ.A.P (İslami Astrolog ve Palmister)

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Britanya’nın (İllüminati’nin) Karmaşık Petrol Oyunu. Petrol Fiyatlarını Neden Düşürüyor?


Green Peace denen Emperyalizmin maşası örgütün Kyoto Anlaşmasını TV’lerde boy göstererek imzalanması konusunda çevreci baskı yaptığı ve bu konuda TV kanallarında artarda program yapıldığını ve küresel ısınmanın ne boyutta olduğunu anlatan haberleri izlediğiniz dönemi hatırlıyor musunuz?

Şu anda çevre konusunda o dönemdeki gibi yoğun bir program var mı? Neredeyse hiç yok.

Adana’da ki hava sıcaklıkları Abdullah Gül o anlaşmayı imzaladıktan sonra düştü mü? Hayır.

O anlaşma imzalanmadan önce Abdullah Gül’e Kyoto Anlaşmasını Hindistan Çin Rusya imzalamadıkça asla bir işe yaramayacak anlaşma olacağını, bu anlaşmanın sadece ve sadece Londra Karbon borsası üzerinden Britanyayı zengin edeceğini, bundan sonra Petrol fiyatları düşse bile benzinin asla 4 TL’nin altını göremeyeceğini bizzat yazdım ve kendisine bu anlaşmayı imzalamaması için adeta yalvardım. Ancak imzaladı. Keşke halkımız bu konuda daha duyarlı ve bilgili olsaydı da Gül’e daha fazla kamuoyu baskısı yapılabilseydi.

Peki bu anlaşmadan dolayı Türkiye’nin kaybı nedir? Bu anlaşmadan dolayı Türkiye her sene fazladan tükettiğini Kyoto ile kabul ettiği 100 milyon ton ham petrolün her bir varili için ortalama 13-50 Avro parayı Londra Karbon borsasına ödemek zorunda. Bu yaklaşık yılda Karbon Senetlerinin piyasasına göre ( 1.3 Milyar Avro ile 5 milyar Avro yada diğer değişle 2 ila 7 Milyar Dolar parayı en iyimser rakamlarla söylüyorum Londra’ya vermek demek)
Nasıl? Emperyalizm bu işte…

Peki şimdi gelelim bu anlaşmaların Küresel düzeyde bizim gibi ülkelere Green Peace tarafından kamu oyu baskısıyla imzalatıldıktan sonra olanlara.
Petrolden Karbon borsası üzerinden arzı yükseltilen ham petrol daha fazla tüketilmeye başlandı ve Londra Karbon Borsasına daha fazla para akmaya başladı ancak bu durumdan ciddi zarar gören ülkeler oldu. Sadece Türkiye gibi enayi yerine konan ülkeler değil.
Hedefteki ülkelerin başında Venezuella gelmekteydi, içtiği suya ileri teknoloji sıvı karıştırılan Chavez hasta edilmişti tıpkı Brezilya Arjantin liderleri gibi. Venezuella Petrolden büyük gelir elde ediyordu. Ancak fiyatların düşmesiyle mahvoldu ekonomisi. Chavez’in de kanserden ölmesi sayesinde Venezuella’nın Batı’ya karşı güç olması engellendi.

Rusya’da baş belası olarak ve baş tehdit olarak görülen Putin’e çok harika tuzaklar kurdu Londra siyaset akademisi. Artık Kyoto ve Karbon borsasıyla kendisini garantiye alan Londra, sömürgesi olan başta Suudi Arabistan ve Körfez şeyhlerine petrol arzını arttırmasını söyledi. Artan petrol arzı ve düşen fiyatlar yüzünden Putin Rusya’sının ekonomisi ciddi darbe almaya başladı. Ukrayna ve Suriye üzerinden Britanya’nın yaptığı kışkırtmalarla Rusya Orta Avrupa’da Slavlar arasında düşman, Orta Doğu’da ise Sünni Müslümanlar arasında düşman ilan edildi kolayca. Oysa İŞİD’i kuran destekleyen Londra’dan Britanya pasaportuyla İŞİD’in yönetim kadrosunu MI6’e kurduran hep Londra’ydı.

İŞİD sayesinde PKK’nın Türkiye Cumhuriyetiyle anlaşma yapıp silah bırakmasının önüne geçildi, İŞİD sayesinde IRAK’ta ki anası babası ABD ve İngiliz Askerlerince körfez savaşında öldürülen içi kin dolu yetim cahil çocukların bu öfke seli yine Britanya emperyalizminin çıkarları doğrultusunda kullanılabilmiştir.

İran’a gelince, düşen petrol fiyatlarından dolayı ekonomisi mahvolan İran, Nükleer Silahları ele geçirmekten üretmekten vazgeçmek zorunda kaldı.  Çünkü Nükleer İran demek Nükleer Türkiye demekti. Türkiye’de Nükleer bağımsız kendi silahlarını üretecekti.
Nasıl plan ama?

Saat gibi işliyor değil mi? Tıpkı Ankara’ya İstanbul’a yolladıkları İŞİD militanlarının saatli bombası gibi.

İran’ın Şiilerin lideri olarak çok fazla güçten düşmesi de Sünnileri daha fazla güçlendirirdi, hemen İran’a ambargolar kalktı ve İran ekonomik olarak nefes aldı. Bu sayede arttırılmaya çalışılan Sünni Şii çatışması ilerde insanların hafızalarında daha büyük kin ve intikam amacı oluşturacak bu da İslam dünyasının güçlenmemesi ve insan kaynaklarının kurutulması demekti. Çünkü Avrupa nüfusu çok hızlı düşmekte.

Libya’nın durumunu daha önce yazmıştım. Onu ayarlayanlarda Britanya. AB, İrana petrol ambargosu koyduğunda AB’nin talepleri sahte Libya Arap Baharıyla tamamen AB’nin petrol olarak beslenmesi sağlandı ve global ekonomik düzen sekteye uğratılmadan işetildi. Tarihlere bakarsanız hayret verici tesadüfleri görürsünüz. Britanya bizim gibi tesadüfe inanmaz ve işini tesadüfe bırakmaz. Elinden geldiğince RTE’nin Londra’dan koparttığı 800 milyar doları eritmek için Gezi’ler, entrikalar bombalar her türlü pisliği yapacak.

Bu arada Türkiye kesinlikle Kanada gibi Kyoto anlaşmasından çekilmelidir.

Ancak çoğunluğu cahil, okuması olmayan ortalama ilkokul iki terk İslam dünyasının Müslümanlarının olmasa bile Allahın bir hesabı var. İnşallah önce İskoçya sonra Kuzey İrlanda ayrılacak Britanya’dan. ABD’de iç savaş kapıda.

Allah zalimleri helak edecektir.
Britanya ve siyaseti gün geçtikçe daha fazla deşifre olmakta…


Not: Küresel ısınmanın en büyük nedeni Karbon alınımı değil. Bu konuyla ilgili bilim adamları ısınmanın gerçek nedeninin dünyanın merkezinde dönüş yapan erimiş demir metal çekirdeğin dönüşünün yavaşlaması %15 kadar ve dünyanın dışındaki manyetizmanın düşerek güneşten gelen ısının (Güneş patlamalarının etkisinin) daha fazla olmasına bağlamaktalar.