www.islamastrolojisi.com "Adalet denge ve huzurun temelidir"

FATİHA EYLEM MANİFESTOSU www.islamastrolojisi.com
1-Etiklik (Eunsü)
2-Müteşekkirlik(Elhamdü)
3-Vicdanilik(ErRahim)
4-Sorumluluk(Yewmiddin)
5-Tevhit(İyyakena)
6-Meşru hedef ve Umutvar olmak(Sırat-ıMustakim)
7-Kimseyi taklit etmemek ve kendin olmak, samimi olmak(Gayrilmağdubi) #KABENİNHAYATŞİFRELERİ KİTABIMDAN ALINTIDIR...

22 Ekim 2014 Çarşamba

Allah kıyametten sonra başka Evren yaratmaya devam edecek mi ? (Başka evren var mıydı? )


Allah kıyametten sonra başka Evren yaratmaya devam edecek mi ? (Başka evren var mıydı? )
Reenkarnasyon “tekrar doğuş” anlamına gelir ve genelde Hatay Adana bölgesinde çokça görülen insan ruhunun farklı bedenlerde yeniden doğuşu akla gelir hemen.
Bilim sayesinde Allah’ın şimdi içinde yaşadığımız bir uçtan bir uca 13 milyar ışık yılı uzunluğundaki sürekli genişlemekte olan bu evreni Big Bang (Büyük Patlama) ile yarattığını biliyoruz ("Göğü Biz çok sağlam bir şekilde bina ettik/yaptık/inşa ettik/yarattık, onun genişleten de biziz.”(Zariyat, 51/47)).
Daha önceki yazılarımda Kuran'dan yola çıkarak Allah’ın insanı ve evreni neden yarattığını açıklamıştım. Özetle bunu şu sözlerle ifade etmiştim. “Berberim diyorsanız saç kesersiniz, sizden bu beklenir. Öğretmenim diyorsanız öğretmelisiniz, terziyim demek giysiler dikmek vb işler beklenilir sizden. Bu mesleki ahlakın gereğidir. Şimdi Allah bize 99 adım var diyor ve ben ilahınızım diyor. Allah’ın sözünde duran ve vaadine sadık olmasının gereği yaratımı ortaya çıkması gerekir, bu onun ahlakiliğindendir kendini zorunlu değil sorumlu hissettiği için yaratmaktadır. Bu amaçla yarattıkları içinde iradesi özgür bir (KUL) varlık olması ve bu KUL varlığın arınma çabası içinde, zamanla tecrübe sahibi olması, düşünmesi, düşünerek sorumluluklarını yerine getirmesi gerekmekteydi, insanın KULLUĞUNUN Varlığında temel olmasının nedeni anlayabilenler için işte bu noktadır (Allah insanı ve cinleri Kulluk etsinler diye yarattı-Kuran). Aslında Allah’ın elbette bizim KULLUĞUMUZA ihtiyacı yok ancak ahlaklı ve sorumlu insan adalet gereği kendisini yaratan varlığa şükürlerini sunmakla mükelleftir. Şükür sunmak ağzıyla saatlerce robot gibi bir şey hissetmeden Yaratıcının adını sayıklamak değil. Şükür sunmak veya Allaha yaklaşım daha çok versin diye Ya Mucib de değil. Şükür sunmak verilen ne ise o verilenden etrafa ışık olup vermektir. Işığın yedi renkten oluşmasını Fatiha’nın 7 ayetiyle nasıl bağdaştırdığımı takip edenler bilirler. Müslüman verdikçe dağıttıkça Müslümandır aydınlatır güneştir, biriktirdikçe bencilleştikçe ışığı kaybolur ve evrende kara delikleşir ve yutar.
Bu uzun girişten sonra gelelim asıl konuya…
Allah mademki yaratıcıdır, onun yaratımı, ilahlığı, ahlakiliği, sorumlu hissedişi asla part time olmaz olamaz. Çünkü Allah başlangıcı olmayan sonu olmayan zamanın dışında ilahtır. Allah zamandır demek bu noktada hatalıdır. Allah’ı zamana değil zamanı Allah’a bağlamalıyız.
Önemli bir ayet var Kuran'da onu hatırlarsak o zaman Allah’ın Kıyametten sonrada Evren ve Hayat dolayısıyla sınav yaratacak mı anlayabiliriz.
“Onlar, Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” Ankebut 19
Hangi surede olduğunu hatırlamadığım bir ayette de sizden önce nice nesiller gelip geçti ifadesinde onların donanım ve seviye olarak üstün bir çıtayı yakaladığına ama saptıkları için buna rağmen helak olduklarına atıf vardı.
Allah sadece İnsanı ve Adem-Havva’yı kulluk etsin diye yarattı demek yanlıştır zira cinlerinde yaratıldığını bilmekteyiz. CİN’in Cennet, Cenin gibi “saklı”, “Bilinmez” anlamlarından hareket edersek aslında daha bir çok bilmediğimiz bilemediğimiz insan gb kullukla sorumlu tutulmuş varlıklar olduğunu anlamaktayız. “Sığınırım insanların ve Cinlerin şerrindan Allah’a” -Nas Suresi- dendiğinde kimse Uzaylıların cinler olmadığını da iddia edemez.
Dolayısıyla Big Bang’ten yani bu evrenden önce Kıyameti görmüş ve kulluk sınavını tamamlamış olan bir evrenin daha önceden (zaman anlamında Bize göre söylüyorum, çünkü Allah için önce ve sonra yoktur onun için Kuran’da Ebu Leheb daha ölmeden ölmüş gibi yaşananlar anlatılmıştır) yaratılmış olması kuvvetle muhtemeldir.
Yine biz kendi kıyametimizi bu evrende yaşadıktan sonra Allah’ın başka bir evreni yine Big Bang gibi bir sünnetiyle tekrar yaratmayacağını ve yine kulluk sorumluluğu olacak varlıklar yaratmayacağını kimse söyleyemez. Esasen bunu söylemek demek Allah’ın ilahlığını sadece belli bir dönem zaman için geçerli olduğunu da iddia etmek olur.
Zira Allah Part Time Allah değildir o FULL TIME Allah’tır.
İnşallah anlaşılmışımdır…
Düşünenlere selam olsun….

İslamcılığın adaletle imtihanı: Çürüme üzerine bir öz eleştiri


İslamcılığın adaletle imtihanı: Çürüme üzerine bir öz eleştiri
TOKİ'lerin ev sisteminin benzerine Kazakistan'da rastlaşmıştım 1993 yılında. Sovyetler konut sorununu beton blok duvarlarla en fazla 4-5 katlı daha geniş zemine oturan evler yapmış herkese doğal gazlı sıcak sulu ev sağlamış 1952 yılından itibaren. Türkiye'de insanlar bahçedeki çukura kazdıkları foseptiklerle derme çatma sağlıksız konutlarla yaşama savaşı verirken bu sorun batılı ülkelerde toplu konut yapımlarıyla çözülmüş. Peki gerçekten çözülmüş mü?
Kendim ilk defa Başakşehir'de 5. Etap konutlarında oturmaya başlayarak Toplu Konut ne demek tanımış oldum. Özellikle Marmaris'te 12 sene yaşadıktan sonra Toplu konutun ne demek olduğunu hemen anlamadım. Zamanla Başakşehirde şunu gördüm. Her ne kadar Muhafazakar insan kitlelerinin burada yaşasalarda kendilerini elit diye tabir edebileceğimiz çoğu herhangi bir cemaate mensup insanlar. Hemen hemen çoğunun gelirleri Türkiye ortalamasından yüksek. Ancak burada bir getto hayatı sürülmekte. Heryer beton. Sular Vadisi denilen yerin her iki yanına dikilmiş devasa bloklar Vadi manzarasına sahip ancak vadide yürürken kafanızı sağa sola çevirmemenizi tavsiye ederim çünkü her iki taraftada iğrenç beton bloklar birer kibir abidesi gibi durmakta. Bu bloklarda yaşayan muhafazakarların bir çoğunda maddi gücün getirdiği alttan alttan kabaran kibrin örtülmeye çalışıldığı sahte bir tevazu hemen gözünüze çarpıyor. İlk anda vaybe islam böyle yaşanır dediğiniz kişilik ve kimlikler birer birer ıslak tuvalet kağıdı gibi olduğunu anlamanız da uzun sürmüyor.
Geçmişini araştırdığınız bu kimliklerin bir zamanların hızlı islamcıları olduğunu öğrendiğinizde de hayret edemeden duramıyorsunuz. Eskiden yaşamış olduğu ve sahiplendiği değerlere ihanet edercesine paraya tapan bu zihniyetler ağızlarından salya akarcasına Cehape zihniyetini istemiyoruz derken sahte kefenlerinide alıp meydana çıkıvermekteler. 
Bugün IŞİD'in foyasını meydana çıkartan şey İsrail devet terörüne karşı bir şey yapmamış olması iken bu kitlelerin de Paralel devlet mekanizmasına karşı Recep Tayyip Erdoğan'ı desteklemeleri de aynı oranda sahtekar bir destek, yalandan bir tavırdır. 
Ben de Paralel devlet çetesinin Britanya'dan kontrol edildiğini ve emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi olduğunu düşündüğüm için gittiğim bir kaç gösteri de kefenlerini giyip gelen showmen leri görünce aldandım. Sonra aklıma Menderes için çocuklarını yollarda kurban etmek için yola İsmail gibi 1950'lerde yatıran sahte demokratlar geldi aklıma.
Bu kitlelerinde show'u idi bu. Yalandı ve sahteydi. Çünkü Gazze'de Siyonist bombalarla can veren bebekler yüzünden agresivce sokağa çıkıpta kefen giymediler, gösteri yürüyüşü milyonları bulmadı.
Aklıma yıllar önce 1995'te sorduğum bir soru geldi.
"Türk halkı önce hangisi Türk mü Müslüman mı? Önce Türk mü? Önce Müslüman mı?" bu soruya cevap almam uzun sürmedi. 
Başörtüsü yasakları 28 Şubat'ta arttırılınca insanlar el ele tutuştular ve Edirneden Elazığ'a kadar dünyanın en uzun insan kuyruğunu oluşturdular. O zamanlar Türkiye İsrail, Britanya ve ABD cumhuriyetçi çetesinin elinde oyuncak olduğu için İslami dünya görüşünden herkese baskı uygulanıyordu Pararlelciler hariç.
Ancak aynı halk Abdullah Öcalan İtalya'da bulunduğu ve Türkiye'ye iade edilmediği için iade etmeyen İtalya'yan ürünlerine linç yapıldı, Fiat arabalar yakıldı, İtalyan buzdolapları sokakta tepelendi.
Öcalan'ı kendi ırksal kimliğine tehdit olarak gören o zamanın Türkiyesi ve muhafazakarı devletin verdiği gazla italyan buzdolaplarını arabalarını yakarken kendi inancının simgelerine yapılan saldırılarda mülayip ve hilmet erbabı kesilip ele ele 1000 KM dikliyordu o kadar.
O zamanlar halkın bu tavrına çok kızmıştım. Çünkü Anadolu halkı önce inancına sonra ırksal kimliğine sahip çıkmalıydı ama adaletle.
Allah Türkiye'de bu tavra öyle büyük bir tokat vurdu ki 2001 yılına kadar ülke durulmadı. Krizler ülkeyi mahvetti. Sistemden beslenen ve halkı soyan kapitalist merkez sağcılar, sistemin bekçiliğini iddia edenlerle ortaklaşa çalışan uluslararası faiz lobileri milyarlarca doları bu halktan aldılar.
Şimdi AKP iktidarda. Eğer Gezi ve Britanya'nın son dönem saldırısı olmasaydı ayrıca Merkez sağda yada Saadet partisinde vizyoner ve donanımlı biri olsaydı oyları bölünürdü.
Çünkü;
Yapılan onca duble yol ve TOKİ binalarına rağmen Parti'ye yakın duran isimlerin zenginleştikleri ortada. Bu zenginleşmeden büyük paylar alan bu kitleler AKP'nin sahte kefen giyicileri, müteahhitleri, yiyicileri, eskiden DYP ve ANAP'ta yiyen bu çevreler AKP'de yiyici PATRONLARI oluşturdular. Partiye yakın olanlar Belediye'lerde kolayca iş buldular, bunlar yakın akrabalarına Toplu konutlarda ki gelişmeleri haber vererek hem onları Jentrfikeyşın'la nemalanır. ( Türkçesi olmayan bir kelime: Devlet milletin tapulu evlerini değerinden veya altından kamulaştırır, bedelini verir ya da yaptırdığı evleri ona uzun yıllara yayılan borçlarla o bedeli düşerek daire satar, o kişiler o muhitte yaşayamaz o borcu ödeyemez ve o evi borcuyla satıp başka bir varoşa yerleşir, ABD'de olmuş yaşanmış durumlar). Sonuçta sistemden 80 sene Cehape zihniyetliler nemalanmıştır biraz da biz nemalanalım vardır işin ucunda.
İşte şimdiki soru şu?
"Muhafazakârlar, Gelenekseller, Cemaatçiler, Kurancılar, Kuranlılar ne kadar Müslüman?"
Ortaya hiç te güzel bir tablo çıkmıyor.
(Sosyal Demokrat düşünceden bir Müslüman olmama rağmen kedimi de bunun içine katarak söylüyorum)
Şu an eskinin ezilen kitleleri yeni Beyaz Müslümanları oluşturduk.
Kafa olarak kendimizi en sağlam Müslüman sanıyoruz hepimiz. Kendimizi asla sorgulamıyoruz. Kıyas olarak Allahın kitabının ilkeleriyle değil kendimizi veya cemaatimizi diğer cemaatlerle kıyaslıyor yada Cehape zihniyetlilerle kıyaslıyoruz. 
Bu durumda ortaya kibirli bir Yahudi Müslüman’ı çıkıyoruz. Elit, şık elbiseli, İslam’ın bütün nimetlerini üzerinde taşıyan ehli dünya olduğunun farkında asla olamayan, kendisini eleştirenlerden kaçan stres hapları kullanan acayip abuk sabuk bir tip olduk son 10 yılda. 
Bizler böyle bir tip ve görüntü oluşturduğumuzun farkında değiliz. Sosyal, siyasal ve ekonomik şartların değişime uğrattığı acayip Müslüman kitleler olduk. 
İnsanlar Kuran'ı okumasalar sırf biz Müslümanların hal tavır ve hareketlerine bakarak İslam’dan iğrenir. Sadece IŞİD'e ve her gün türeyen ve kendini Mehdi ilan eden sahte halife Peygamber bozuntularına bakın Allah aşkına. 
Ne bu halimiz bizim yahu? Sadece Emperyalistlere saldırarak, paralel iş birlikçilere çamur atarak, kendi ellerimizin ne kadar kirlendiğini hiç görmüyor muyuz?
10 katta ki TOKİ evimizden bir firavun edasıyla vadiyi seyretmeyi ve egomuzu şişirmeyi bırakalım artık adam gibi vahyin ilkleriyle ya arınma çabasına girelim yada bırakalım İslamcılık oynamayı.
Kendimize yalan söylemeyelim.
Kapitalist sistemde kalkınmak siyasi ahlaktan taviz vermeden mümkün değildir. Bundan en çok Adalet ve Vicdan yara alır...

29 Ocak 2012 Pazar

Kaaba ja elämä (elämän ymmärtäminen)

Kaaban koodit ja elämän tarkoitus
 
WEST: Länsi-Tuli-Ramadan-Itsehallinta-Tuomiopäivän Enkeli Israphil
NORTH: Pohjoinen-Maa-Almu-Anteliaisuus-Enkeli Mikael
EAST: Itä-Ilma-Viisaus-Monoteismi-Enkeli Gabriel
SOUTH: Etelä-Vesi-Pyhiinvaellus-Menneisyys-Kyynel-Kuoleman Enkeli 
Azrael
ROOF: Katto-Rukous-Sielu-Jumalan 99 nimeä
BASE: Perusta-Oikeudenmukaisuus-Rauha-Monoteismi = ISLAM
HEAVEN STONE: Taivaan kivi
DOOR: ovi
 
Kaaba ja elämä (elämän ymmärtäminen)
 
Profeetta Abraham,  Isaakin ja Ismailin isä, lähti vaimonsa Hagarin ja 
poikansa Ismailin kanssa Mekkaan. Profeetta Abraham ja hänen poikansa 
Ismail rakensivat Kaaban paikkaan, jonka enkeli Gabriel osoitti. Kaaba 
rakennettiin kuution muotoon.
 
Kaaba tarkoittaa arabiaksi kuutiota. Se symboloi rauhaa ja elämää. 
Jumala loi Aatamin ja Eevan neljästä elementistä: ilma, tuli, maa ja 
vesi. Koraani kertoo että Jumala loi Aatamin kuivasta (ilma, tuli) 
savesta (maa, vesi). Kun Jumala loi Aatamin ja Eevan, Hän halusi 
Enkelien ja Saatanan kunnioittavan heitä, mutta Saatana oli hyvin 
vihainen Jumalalle ja kateellinen Aatamille. 
 
Saatana sanoi: ?Koska Sinä johdatit minua harhaan, minä väijyn heitä 
Sinun suoran tiesi varrella ja käyn heidän kimppuunsa edestä ja takaa, 
oikealta ja vasemmalta. Saat nähdä, etteivät useimmat heistä ole 
kiitollisia.? Koraani, suura 7, jakeet 16-17.
 
Saatanakin tietää Aatamin heikkoudet ja hän tuntee nämä elementit ja 
osaa käyttää niitä tehtävässään. 
Saatana lähestyy Aatamin poikia kuiskien oikealta (ilma-elementin 
kautta) käskien heitä olemaan ylpeitä tiedoistaan. Saatana käskee meitä 
olemaan ahneita (maa-elementti) ja säästämään tulevaisuutta varten, 
jotta tulevaisuutta ajatellessamme unohdamme turvata Jumalaan emmekä 
halua jakaa. Saatana kuiskii tuli-elementin puolelta käskien meitä 
olemaan himokkaita ja brutaaleja. Saatana kuiskii vesi-elementin kautta 
(menneisyytemme) jotta mielemme olisivat täynnä menneitä asioita. 
Tunteiden ei saa antaa johtaa meitä harhaan. 
 
Jumala käski enkeli Gabrielin välityksellä profeetta Abrahamia 
rakentamaan Kaaban kuution muotoon kaikkia vääriä temppeleitä vastaan. 
Kaaba on vaatimaton ja nöyrä Egyptin pyramideihin, antiikin Kreikan 
temppeleihin, valtaviin katedraaleihin ja moskeijoihin verrattuna. 
Viesti on lyhyt: meidän pitää olla vaatimattomia, nöyriä, anteliaita ja 
hillitä itsemme. 
 
Miten minä tiedän tämän sanoman? 
 
Kaaba ei ole ainoastaan Kultaisessa leikkauspisteessä mutta myös sen 
kulmat osoittavat kompassin suunnat kuten myös neljä elementtiä. 
Kaaballa on enemmän yhteyksiä elämän elementteihin kuin 
kuvittelemmekaan. 
 
Kaaban itäisessä kulmassa on myös ovi, joka symboloi viisautta, 
ihmisen ilma-elementtiä , Gabrielia joka tuo Jumalan sanaa, Koraanin 
ensimmäistä suuraa (avaussuura eli Fatiha suura). Tämä kulma symboloi 
monoteismin lausetta ?ei ole muita jumalia kuin yksi Jumala?. Kun 
hyväksymme Jumalan suuruuden ja sanomme, ettei mikään ole Hänen 
vertaisensa, lakkaamme olemasta ylpeitä. Tämä on pakollista ja se 
puhdistaa viisautemme. Tämä kulma symboloi ilmaa, viisautta, enkeli 
Gabrielia, Koraanin Avauksen suuraa, monoteismia.
 
Kaaban pohjoinen kulma symboloi maa-elementtiä. Kaaba  myös 
viestittää, että pohjoisessa on riittävästi maata. Jumala tarkoittaa 
että maailmassa riittää maata kaikille jos lakkaamme olemasta ahneita 
ja lopetamme keskinäiset taistelumme maasta, ja annamme almuja 
tarvitseville. Saatana sanoo meille ?älä jaa toisten kanssa äläkä ole 
antelias?.  Joten lopettaaksemme Saatanan vallan, meidän pitää auttaa 
orpoja, leskiä ja asunnottomia vanhuksia. Almujen antaminen on 
islamissa pakollista. Se puhdistaa vaurautemme ja avaa tulevaisuutemme 
. Tulevaisuutemme ei ole maan päällä vaan maan alla koska kuolemme. 
Tämä kulma symboloi maata, vaurautta, tulevaisuutta, enkeli Mikaelia, 
Koraanin Lehmän suuraa, köyhien rahallista auttamista. 
 
Kaaban länsikulma symboloi tuli-elementtiä ja elämää. Jumala haluaa 
meidän menevän naimisiin ja saavan lapsia. Perheen perustaminen on 
vahvan yhteiskunnan perusta. Jumala antoi meille julmuuksien 
vastustamisen halun. Saadaksemme tämän paastokuukausi Ramadanin 
noudattaminen on tärkeää kuten myös itsehillinnän opettelu. Jos emme 
voi sairauden tai muun syyn takia paastota, ja meillä on riittävästi 
rahaa, meidän täytyy antaa nälkäisille ruokaa. Kaaban länsikulma 
osoittaa maailman köyhimmän osan (Afrikan). Saatana haluaa meidän 
pettävän puolisoamme ja haluaa meidän olevan nationalisteja ja 
rasisteja. Tunnemme Jumalan armon Ramadanin aikana, emmekä halua olla 
rasistisia tai syrjiviä.  Islam varoittaa ihmisiä Saatanasta sanoen 
tämän olleen ensimmäisen fasistin, ja hänet oli tehty tulesta, Aatami 
savesta. Ramadan muistuttaa meille inhimillisistä arvoista, jotka 
helposti unohtuvat kapitalismissa. Tämä kulma symboloi tulta, himoa ja 
vihan hallintaa, Ramadania, tuomiopäivän enkeliä , Koraanin Imranin 
perheen suuraa, Ramadanin paastoa ja itsehillintää. 
 
Kaaban eteläkulma symboloi elämän vettä ja ihmisen vesi-elementtiä, 
joka kertoo menneisyydestämme, mistä tulemme (sielumme ovat Jumalan 
henkäyksiä). Maailman eteläpuoliskolla on enemmän vettä (valtameret). 
Jumala antoi vesi-elementin jotta näkisimme että olemme kaikki 
samanlaisia, samoista elementeistä tehty. Islamissa pyhiinvaellus on 
pakollista. Se kerää ihmiset ympäri maailmaan yhteen toteamaan että 
olemme Jumalan edessä samanarvoisia. Pyhiinvaeltajat käyttävät 
samanlaisia vaatteita (ihram). He ymmärtävät että rodulla, kansalla, 
alueilla, sukupuolella tai sosiaalisella statuksella ei ole mitään 
merkitystä. Tärkeimmät asiat ovat suojautuminen synnistä, rakkaus, usko 
ja vilpittömyys. Pyhiinvaellus on islamissa pakollista, jos on varaa 
matkustaa. Tämä kulma symboloi vettä, tunteita, menneisyyttä, 
kuolemanenkeliä, Koraanin Naisten suuraa, pyhiinvaellusmatkaa 
Kaabaan. 
 
Kaaban katto symboloi Jumalalta saatua sielua. Sielun tehtävä on 
rukoilla viisi kertaa päivässä aloittaen Fatiha-suurasta (Koraanin 
ensimmäinen suura) sanoen ?Kunnia Jumalalle, maailman Herralle?, tehden 
Saatanan näin surulliseksi. Tämän suuran ansiosta Saatana epäonnistuu 
yrittäessään lähestyä. Tämä katto symboloi viittä päivittäistä 
rukousta, jotka puhdistavat sielun. 
 
Kaaban perustasta on löydetty iso kivi, jossa lukee ?Jokainen joka 
tekee hyviä tekoja, pelastuu. Jokainen joka tekee syntiä, saa 
rangaistuksen? . Ymmärrämme,  että Kaaban perusta on oikeudenmukaisuus 
ja rauha. 
 
Yritin selittää näkemyksiäni Istanbulin TNT kanavalla, mutta sain vain 
vähän mahdollisuuksia selittää asiani. Voit katsoa ohjelman tästä 
linkistä, tekstitys englanniksi.
 
Terveisin 
 Ayhan Özcimbit, tutkiva kirjailija
 
facebook.com/ozcimbit
ayhanozcimbit@gmail.com
twitter/ayhan_ozcimbit
 
Huomio: tämä tieto on peräisin kirjoittamastani kirjasta ja 
sanomalehdessä julkistetusta kolumnistani. Tätä tietoa ei löydy 
muualta. Tekstin lainaaminen ja kopiointi on kielletty. Tekstiä voi 
lainata jos mainitsee kirjani ?Islamda Astroloji?. Nimeni on Ayhan 
Özcimbit.
 

24 Ocak 2012 Salı

Codes of Kaaba & the Meaning of Life - Why is Kaaba a cube?


KAABA & LIFE
(Understanding the Meaning of Life in 5D)

Abraham the Prophet, who was the father of Isaac and Ishmael, took his wife Hagar and Ishmael to Mecca. Abraham the Prophet and his son Ishmael built Kaaba where was pointed by Gabriel. Kaaba was built in shape of Cube.

Kaaba means "Cube" in Arabic language. It symbolizes the Peace and Life. The Lord of the Universe created Adam and Eve from four elements, air, fire, earth and water. Koran writes that The God created Adam from dried (Air Fire) clay (Earth Water).When The God created Adam and Eve, He wanted Angels and Satan to respect but Satan was very angry at the God and was jealous of Adam.

Satan said: "Because You have thrown me out of the way, lo! I will lie in wait for them on Your straight way: Then will I assault them from before them and behind them, from their right and their left: Nor You will -not- find, in most of them, gratitude (for your mercies)."Chapter Araf 16-17 Koran.

We can easily understand that  Satan also knows the weakness of Adam and he already knows these 4 elements gave him ideas and signs how to act in his mission.

Satan approaches sons of Adam from right ( for the AIR element )whispering them to be proud of the things he owns such as knowledge-Arrogance. 

Satan whispers us to be greedy ( for the EARTH element ) to save our future so thinking the future we forget to trust in the Lord so we never share (Greediness). 

Satan whispers our FIRE side to be lustful and brutal. (Violence and Adultary).

Satan whispers our water side (Our past) to make our minds always busy of the things that we lived. Emotions must not mislead us. ( Fascism and Nationalist views).

The Lord of the Universe ordered Abraham the Prophet via Gabriel that Kaaba must have been built in Cube shape against to every sort of fake temples on Earth. 

Kaaba is modest and humble on contrary to Pyramids in Egypt, Temples of Greeks, huge Cathedrals or today's Muslim Mosques. The message was brief to all of them, "You have to be modest, humble, generous and self controlled universal."

How do I know this message?

Kaaba is not only in Golden Rate point but also its corners indicate the directions of compass same as four elements. Kaaba has more relations with life elements than we imagine.

The East corner of Kaaba has also the door that symbolizes the wisdom, Air side of Human, Gabriel who brings our wisdom the message of Lord, The First Chapter of Koran ( The Opening Chapter-Surei Fatiha). This corner symbolizes Sentence for the Monotheism (Kelime Tevhid) "There are no gods but The GOD-El Ilah". When we accept the Grandeur of The Lord and say that nothing is equal to Him, our wisdom stops being proud of anything we have. Kelimei Tewhid is a must and it cleans our wisdom.
(This corner symbolizes AIR, Wisdom, Gabriel, Fatiha Chapter of Koran, Accepting Monotheist Sentence of Islam, Far East and knowladge)

The North corner of Kaaba, symbolizes our Earth side. Kaaba gives an important message as well, that there is more land in the North of the World (Eurasia) no need to fight for land and money. Allah (The God) points that there is enough land (earth) so stop being greedy and do not fight each other for lands and start giving ZAKAH ( Money that has to be given to the POOR). Satan comes and whispers neither to share nor to be generous. So, to stop Satan, we have to help the orphans, poor widows, and homeless elderly. ZAKAH is a must in Islam. It cleans our wealth and opens our future. Our future is NOT the above the Earth but beneath the Earth because we will die at the end.
(This corner symbolizes Earth, Wealth, Future, Michael, Bakara Chapter of Koran, Helping the Poor financially Zaqah, Eurasia)

The West of Kaaba symbolizes the FIRE side of us and LIFE. The Lord gave us lust to marry and have children. Having a family is a must for a strong society. The Lord of The Universe gave us anger to be against to any kind of CRUELS, to be patiend and soft for the innocent and poor. To obtain this, Ramadan is a Must and Fasting is important to have a steady SELFCONTROLL. When we can not fast (because of illness etc) and if we are rich, we have to give food the HUNGRY. West side of Kaaba, indicates the poorest part of the World (Africa).Satan always whisper our lust to cheat our wife and whispers our anger to attack and fight for Nationalist, Regionist, Racist Fire in our hearts. Ramadan is a mercy of the Lord that educates us not to be Fascists and Discriminative. Islam warns human being that SATAN is the first Fascist saying that he was from Fire, Adam is from clay. Ramadan reminds us many humanist values that we started to forget in Capitalism.
(This corner symbolizes Fire, Lust and Anger Controll, Ramadan, Israphil-that will bring the doomsday, Al'i Imran Chapter of Koran, Fasting in Ramadan and self control, African Deserts where the west corner indicates Sahara )  

The South of Kaaba, symbolizes the Water of Life and our water side that indicates our past, where we are from ( our souls are from the breath of the Lord ). There is more water (oceans) in the south of the World. The Lord gave us the water side to see that we are all the same and from the same elements and souls. PILGRAMAGE is a must in Islam to gather people all around the world to see that everyone is equal for The Lord. Because, Pilgrims have to wear the same clothes (Ihram) to understand that races, nations, areas, sexes, social statuses are not important, the most important things are Takwa (Beware), Ihsan(Love), Iman (Faith) and Sincerity. Pilgrimage is a must in Islam if we have power to travel, so we will see other nations and be UNIVERSAL.
(This corner symbolizes Water, Emotions, Past, Azrael, Nisa Chapter of Koran, Going to Kaaba for pilgrimage to be Universal Muslim. Oceans which was indicated by south corner)  

The Roof side of Kaaba symbolizes our souls that were given by the Lord. The Worship of Soul is to Pray five times starting with Fatiha (Opening Chapter of Koran) reciting "I thank to the Lord of the Universe" making Satan very sad. This chapter makes Satan fail in his mission of approaching.
(This surface symbolizes the Praying 5 times a day to clean the soul)

In Base of Kaaba, a big stone had been found writing that "The One who made a favour made for his salvation, The One who made sins made them for his Punishment". We can easily see that the base of Kaaba symbolizes the JUSTICE and its Child PEACE.

I tried to explain my claims on TNT Channel in Istanbul. But I found a little chance to explain all.

You can watch the program subtitled in English.
(http://www.youtube.com/watch?v=YsmcYASvX-4&list=UU67zNV2b87gL86KrlKksPpA&index=11&feature=plcp )

Kind Regards

Investigative Author
Ayhan Özcimbit

facebook.com/ozcimbit
ayhanozcimbit@gmail.com
twitter/ayhan_ozcimbit

Warning: The knowledge that is written here is from my book and my column in the newspaper which is published. It never writes in any other place. Any quotation will be break of copyrights and Abd-rights. So, it is requested to use it addressing my book “Islamda Astroloji” and "Kabenin Hayat Şifreleri- Sembollrin dili" (The life codes of Kaaba and the language of the symbols Book publised n Istanbul 1st Edition) my name as Ayhan Özcimbit.













29 Ekim 2011 Cumartesi

Kendi içinde Hukuku tesis edemeyen ABD Ordusu, Afganistan ve Irakta Başarılı olamaz ki..


Tecavüzcü Bir Ordu (ABD Ordusu) Terörle Nasıl Savaşabilir?


Irak ve Afganistan'da terörle savaştığını iddia eden ABD Ordusu kendi içindeki askerler arası Tecavüz Terörünü bitirmeden nasıl görev yapabilir?
ABD ordusunda askerlerin birbirlerine tecavüz etmesi korkunç bir olay, sadece kadın askerlere değil aynı zamanda erkek askerler gücü gücü yetene tecavüz etmekte. 
Sıkı bir emir komuta zinciri varken kimi komutanlar buna göz yummakta. 
ABD ordusunda Kadın askerlerin %60'ı, erkek askerlerin %27'si meslektaşlarının cinsel saldırısının mağduru. 
Şimdiye kadar Hollywood filmlerinde Esaretin Bedeli gibi hapishane filmlerinde gördüğümüz tecavüz ve işkencelerin ABD ordusu içinde de olması ne kadar kötü ve acı bir olay. 
ABD ordusu kendi içerisinde adaleti ve huzuru sağlayamazken nasıl IRAK ve AFGANİSTAN'da sağlasın ki? 
Zaten bu görüntü ve etik eksikliğinde Afgan Kültürünün direnişinide karşılarına aldıklarının bilmem farkındalar mı? Her Afgan'ın "lan bu işgalci tecavüzcü g.tlek askerlerle savaşmayan onlar gibi olsun" dediğini duyar gibiyim. ABDli stratejistler böyle şeyleri küçük görüp alaya almalarının bedelini Irak'ta ve Afganistan'da başarısızlıkla çok ağır bedel olarak ödüyorlar.
Bir ordu düşünün ki adaleti hem kendi askerleri arasında olmasın hemde görev yaptığı yerde adaleti ve huzuru getirmek için bulunsun, bu ne mümkün?
Benim iddiam şudur ki, şayet ABD ve diğer Batılı askerler ordan çekilsin ve bazı Taleban içerisinde bulunan ajanlarınıda kışkırtmasınlar Anadolu'nun Askerleri Afganistan'da asayişi en geç 1-2 ay içerisinde sağlarlar.
Bu yazıyı okuyan bazı okurlarımın " Türk ordusu Doğu Anadoluda asayişi sağlayamıyor ki" dediğini duyar gibiyim. Fakat unutulan bişi var, Anadolu'da bu halkın verdiği savaş sadece Terör değil, İsrail derin Devleti, İngiltere, Derin Ergenekon, Yanlı Medya ve diğer Batı'lı Müttefiklerimizin ajanları da var. 
Bunca düşmana karşı mücadele etmek kolay değil. Etle kemik gibi birbirine bağlı Türk ve Kürt halklarını duygusal bir kırılmayla 30 yılda birbirine düşman etmeye çalışan yukarda saydığım unsurların önüne dikilen en büyük engel 28 Şubatla büyük bir darbe alsada yinede İslamdır (28 Şubatta Milli Görüşçü Kürt kardeşlerimizin tamamı PKK yanına geçmiştir).
Amerika Birleşik Devletleri şimdiye kadar büyük bir öz güven ve cesaretle Süper güç olduğunu dünyaya kabul ettirmişti, Cumhuriyetçilerin Clinton'a Monica ile kurduğu tuzakla başlayan süreç, Irak'ta kimyasal silah arama bahane ve saçmalıklarıyla ve Afgan dağlarında boş mağaraları bombalamak için gidilen işgaller başarılı olamadı. 
Silah şirketleri Teksas'ta yeterince zengin oldu ama Demokratlar bu sefer Clinton gibi kasaları Kuzey Eyaletlerinin ürettiği tekno-yoğun ürünlerin ihracıyla dolduramadı. ABD hızla batışa giderken Amerikan halkını uyutacak bir terör gibi masalsı malzeme kalmadı. 
ABD, yeniden süper güç olmak istiyorsa önce ADALET anlayışını revize etmeli. Önce Ortadoğu'da İsrail'in zulmlerine dur demeli, önce kendi hapisanelerinde kalan insanların namus ve can güvenliğini sağlamalı, önce kendi ordusu içinde etik değerlerin korunması ve kendi askerlerinin ırzını korumalı. 
Söylermisiniz Allah aşkına bunları yapamayan bir devlet nasıl süper güç olabilir? Nasıl barış ve huzuru terörün yerine oturtabilir? Bu mümkün mü? Hayır.

23 Şubat 2011 Çarşamba

İslam'da Astroloji Nedir?

İslam'da Astroloji Nedir?  
Tanımı, tarihi ve İslam’la olan ilgisi nasıldır? Önceden doğum haritası belirlenmiş bebek sahibi olmak mümkün mü? 
“Allah, insanı pişmiş (ateş ve hava) çamur (toprak ve su) gibi bir balçıktan yarattı.” Rahman Suresi: 14 - 15 
Astroloji, Palmistri* ve İslam arasında ilginç bağlar var, Astrolojide, insanların doğduğu anda gökyüzünde oluşan gezegenlerin konumları, hangi evde bulundukları aralarında yaptıkları açılar herkesin neden farklı yeteneklere sahip olduğunu da açıklamaktadır. İslam, İnsanın pişmiş çamurdan yaratıldığına Kuran’da verilen bilgiyle bize anlatır. Pişmiş çamurda dört element olduğunu belirtmiştik. Bunlar pişmiş olduğu için ateş hava, çamur olduğu için toprak ve su, bunlardan yaratılan insana Kuran’da Yaratıcı kendi nefesinden verdiği söylenir (ruh), yani buna ruh eklenmiştir. 
“Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.” Hicr Suresi 28, 29 
İnsan dediğimiz bu olguyu biraz açalım. 
Ateş grubu burçları diğerlerine göre daha öfkeli, aceleci, hırslı, cömert, hayat doludur, ÖFKE, ŞEHVET ve GURUR bu burçların zayıf yanıdır. İnsanın sol yanını temsil eder. 
Toprak grubu burçları genellikle maddeye, mala, mülke, toprağa, tarlaya - tapana diğerlerine göre daha fazla önem verirler, diğer burçlara göre daha iyi iş adamı veya iş kadını olurlar. İnsancıl özellikleri doğum haritasına göre daha az olabilir. Geleceği sağlam almada mal ve mülk önemli konumda olduğuna inandığı için insanın ön tarafını simgeler. İnsan’ın toprak tarafı insanı bekleyen toprağın altıdır, insanın ve kainatın geleceği toprak olmak yıkılmaktır. 
Su grubu ise duygusal, yardımsever, hayalperest ve romantiktir, mantıktan ziyade duyguyla karar verir, diğer burçlara göre daha iyi edebiyatçı, şair, sanatçı, tasarımcı olabilirler. Geçmişe ve geçmişte yaşananlara çok takıldığı için insanın sırtını ve ardını simgeler. Su, duyguyu ve insanın geride bıraktıklarını, geçmişi simgeler, yaşam en çok suyun sayesinde ortaya çıkar, tabiat onunla canlanır, sudaki yosunlar Oksijeni üretir ve böylece yaşam oluşmuştur. 
Hava grubu insanı ise akıllı, konuşkan, entelektüel ve diğerlerine göre daha havalıdır. Başkalarını aşağılama veya küçük görme hatta alay etme eğilimi vardır. Sahip olunan iyi meziyetlerle ve kendilerine verilen değerlerin kalıcı olduğuna inanan insanın böbürlenip hava attığı sağ yanını simgeler. İnsanın hava atabilmesi için özellikle belli bir şeye sahip olması gerekir, akıl, akıl ve entelektüellik Hava grubu burçların temel özelliğidir. Zodyak haritası üzerinde dört element gibi dört büyük meleğinde konumunu şu şekilde belirtebiliriz.  
Mikail: Big bang’le beraber başlamış olan ve Dünyanın, doğa olaylarının yönlendirilmesine temsilcilik eden Mikail, Güneşin doğmaya hazırlandığı sabah saatlerinin 2. evde bulunan toprağın burcu Boğa evinde insanların yaşam bulması için koordinasyon da bulunur. Boğa’nın yöneticisi Venüs’tür, Mikail’de sevgiyle yapar işini, İsrafil’in Ateşten öfkesi başlayana kadar. 2. Evde Boğa burcunun temsilci olduğu yerden insana göz kırpar Mikail. Bing Bang’den beri çalışır, görevini hep yapar ve insana yaşam alanı oluşturmak adına Yaratıcının emirlerini yerine getirir. 2. ev bolluğun bereketin, çalışma ve kazanımların evidir bu yüzden. 
Cebrail: Güneşle beraber doğan Yükselen burcun ve tepe noktasının arasında 11 evde, ekip ruhu ve toplumcu düşünmemizin sembolü olarak yükselişimizi sağlayacak vahyi aklımıza indirmiştir. O akıl ki hemen 11 evde kendisini Kova’da bulur, inanç ve düşünce evi 9 ev zaten Tepe noktası(MC) ile birleşmiştir. Konumu 11 ev de, Kovayı, mesajın evrenselliğini ve sabit oluşunu, havayı ve aklı sembolize eder. 
Azrail: Hayatın sonunu simgeleyen doğal burcu Akrep olan 8 Evin konumunda hayatımızı çevrelemiştir. Bu ev hayatımızın sonuna, ölüme temsilcilik eder. Azrail zaten bizim hayatımızı elimizden alan melektir, Akrep’in yöneticisi Mars ile kılıcını çeker ve akrep’in intikamcı acımasızlığında (kötülere) saplar, Güneş alçalan burçta batmadan önce 7. evde evliliğimiz, sevdiğimiz eşimiz, işimiz ve iş ortaklarımız film gibi geçer ölmeden önce gözümüzün önünden. Konumu 8 evde ölümdür, akrep burcunun savaşçı duygusallığına Su ya, ölümden sonraki gözyaşına sembollük eder. Her can aldığında özellikle iyi insanların canlarını üzülerek alır. Her inançsız ölene ve mesajına kulak tıkayana Cebrail (Cibril) ile beraber göz yaşı döker. 8. Ev ve su Azrail’in temsilciliğine sembolize eder. 
İsrafil: Peygamberimizden edinilen rivayetlerde Kıyamet güneş Mekke’de battıktan sonra başlayacaktır hadislerinin olduğu söylenir. Bu yüzden akşam ezanı çabuk okunur ve akşam namazı da kısa olduğu rivayet edilir. Güneşin batması ile 6. eve girilir, bu evden çıkar çıkmaz İsrafil Kıyameti Surla başlatacaktır, başlattığı kıyamet 5 Ev ateşin evi Aslan’la tüm dünyaya kimin patron olduğunu anlatır, bu ev güneşin evidir ama güneş batmıştır çoktan Güneşin defteri başlamış kıyametle dürülecektir, ne dünya ne güneş kendini çok büyük bir Kara Delik’ten kurtaramayacaktır, güneş geçici olarak tersten doğacaktır. İşte Başlamış bu kıyamet, insanı ve dünyayı ateş sarmalına alacaktır. İsrafil, 5. evde ateşin sembolüdür, 11. evde Cebrail’in akılcı ve toplumcu mesaj (vahiy) konumuna terstir, artık bu son kıyamet gününde serbest iradeyle akılla Kuran’a uyulması ve Kuran ayetlerinin okunması işe yaramaz. Nasıl Azrail aldığı her canla küçük kıyameti veriyorsa, İsrafil’de hayatın sonunu böyle getirmenin sembolüdür ve yeri kesinlikle Güneşin evidir 5. evdir. Şeytan, insanı çok iyi tanıdığı için bu konuya oda eğilmiş ve insanın yaratıldığı dört elementin insanın zayıflıklarına açılan dört kapı olduğunu bilerek ve insanı yenilgiye uğratacağına sonuna kadar inanarak Allaha isyan etmiş ve şöyle demiştir. "İnsana önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de çoğunu şükredici bulmayacaksın." dedi. Araf 16 - 17 
Şeytan Nasıl Saldırır? 
Kendimizi şeytanın saldırısına karşı nasıl koruruz?  
(Dört Halife bu konuda bize esin kaynağıdır) İnsanın önü geleceği topraktır, insan mala, mülke, tarlaya tapana, eve, bağ bahçeye, paraya tamah ederek geleceğini kurtarmayı mal edinmeye bağlar. İnsanın güce tapması bu sebepten dolayıdır. Rızkın ve gücün Allahtan değil de, partiden, cemaatten, üye olunan kulüplerden geldiğine inanıldığında insanın putu para ve mal oluverir. Size zorluk anlarınızda yardım edenlere karşı; içinizden bir ses “borç verme lan salag, önümüz kriz, parayı arsaya yatır angut, krizde keriz olma!” der. Aslında insanın önünde bulunan geleceği; arsa, toprak, tarla, mal mülk olarak değil, 2 metre kumaşla gidilen toprağın altı olarak görmelidir, üstü değil. İslam inancında bu yüzden insan bu gerçeği anlasın diye çorapla bile gömülmez. Dört Halife’den biri olan Hz. Ebu Bekir, hayatı boyunca defalarca kez ticaretle zengin olmuş ve bütün malını toprağın altını düşünerek yetimlere, dullara, gariban yaşlılara vermişti. Ebu Bekir insanın toprak tarafını nasıl yeneceğinin sembolü olarak birinci Halife olmuştu, çünkü Müslüman en çok mal ve mülke tamah ederek bozulmasın diye Kuran’da Bakara Suresi Fatihadan sonra ilk sıraya yerleşmişti. Tüm kâinatın İsrafil’in SUR’a üflemesiyle biteceğine olan inancımız ŞU AN ın kıymetini iyi bilerek yaşamamızı sağlar. 
İnsanın sol tarafı ateştir ve insan; öfkeyle, şehvetle, aceleyle ve heyecanla yanılgı ateşine çok düşer. İnsan öfkelenince ateş kesilir, gözü bir şey görmez, adaletten uzaklaşmaya yoldan çıkmaya en çok kızdığında yakındır. Vücudu şehvetle yanınca da ateştir insan, o an tecavüze, zinaya yönelir. Ateş tarafıyla kararları heyecanla ve aceleyle alır. Bunu bilen şeytan insana öfkeyi baldan tatlı yapar. Evliyken ve eşini severken bile zinayı baldan tatlı gösterir. Kalbe, yasak olan şeylerin heyecanının ateşini kaplatır. İnsan o zaman mantığı ve adaleti, içine üflenen ruhu, vicdan dediğimiz doğruları unutuverir. Sabretmesi gereken bir süreçte acele ettirerek başarısızlığa sürüklenir. Aslında yaratıldığı ateşten gelen öfkeyi yeryüzünün zalim ve haksızlarına karşı kanalize etmelidir. Şayet bu tarafımızdan bir darbe almak istemiyorsak Azrail’in elem verici, ateş gibi azap verici can alması aklımıza gelmeli, hemen öfkelenmemeli, şehvetimize kapılmamalı, aceleci olmamalıyız. Dört Halifelerden Hz. Ömer’de çok öfkeli kızgın, aceleci, korkusuz, savaşçı ve yılmaz bir önderdi. O bu mizacıyla Ateş grubunu temsil ediyordu, Müslüman olduktan sonra öfkesini nasıl dizginlemesi gerektiğini iyi öğrendi, ona bunu öğreten en büyük öğretmen olan Peygamber “adalet” olgusunun değerini kafasına kazımıştı, Allah ise bunu Ömer’in kalbine yazmıştı. Adalet, haksız öfkenin etrafı yakmasını önler, adalet ateşi zalime yönlendirir, mazluma değil. 
İnsanın arkası sudur; İnsanın su tarafı, insanın geçmişi ve nostaljisidir. insan geçmişte yaşadıklarına, yaşadığı yerlere ve insanlara, kısaca yaşadığı hayatın geçmişine çok bağlıdır. İnsan geriye dönüp kaybettiklerine çok üzülür. Allah, insana verdiklerini geri alabilir, zenginlik, gençlik, sağlık, mevkiiniz, makamınız, çocuğunuz, eşiniz, anne babanız ölebilirler. Siz geçmişe takılıp hayattan koparsanız işte o zaman şeytan zafer kazanır. Çocukları ölen eşlerin %70’i boşanmakta, aile dağılmaktadır. İnsan, iflas ettiğinde geçmişteki varlıklı yaşamı arzulayıp ümitsizlikle intihar etmektedir. Şeytan, insanın su tarafını çok iyi bilir ve geçmişe takılıp umutsuzluğa sürükler ve Yaratıcıdan tüm ümidi kestirmeye çalışır. İnsan, sevgiyle bağlı olması gereken şey, Yaratıcının kendisidir, hiçbir (Irk, soy, sop, kaybedilen para, eş, kaybedilen çocuk, makam vb) sevgi, Yaratıcıya olan sevgiden fazla olmamalıdır. Ne ırkımıza, ne sevdiğimiz akrabalarımıza olan bağlılığımız bizi adaletten uzaklaştırmamalı, yoksa merhametimiz maraz doğurur ve fitne doğurur. Dört Halifelerden Hz. Osman, duygusal, iyi niyetli, yardım seven, cömert, akrabalarına ve sevdiği dostlarına çok bağlı, çok yumuşak huylu ve merhametliydi. O kadar sevgi dolu ve merhametliydi ki Mekke feth olunduktan sonra Müslüman olmuş çoğu samimiyetsiz ve fitneci akrabalarının yaptıklarına sırf onları sevdiği için ses çıkartamadı, o yumuşak ve duygusal kalbi, ehliyetsiz olarak atadığı zalim akrabalarını görevden almaya cesaret edemedi. Yüzü yumuşaktı. Bu duygusallık ve merhamet maraz getirdi ve halk adaleti ilk defa zaafa uğratan bu halifeyi ayaklanarak şehit etti. Maalesef Hz. Osman, İslam ümmetine akraba ve sevdiklerimize duyduğumuz adaletsiz sevgilerin bizi ne gibi yıkımlara götürebileceğinin en iyi kanıtı idi. 
Haksız olduğumuzu düşünenler lütfen İbrahim’in kendi oğlunu kurban edişini bir düşünsün. İbrahim peygamberin evladını kurban etmeye kalkması, en sevdiği şeyi bile ona feda edebilmenin ifadesi ve göstergesi olmuş, yaratıcı buna müsaade etmeyerek, sevdiğimiz parayı kurban etmemiz için sonsuza kadar Kurban Bayramını vermiştir. Bu sayede yüzyıllardır zenginler fakirleri düşünmek zorunda kalmışlardır. Kurban; en değerli olanı ADALET için Yaratıcıya feda edebilecek kadar Rabbi sevmenin sözüdür, ahdidir. Bazılarının sandığı gibi sırf hayvan canını yakarak “et bayramı” yapmak değil. Onlar magazin haberlerinde “ Kurban keserek bayram kutlayan bir dini anlamıyorum” derler, çünkü o etin senede bir kez olsun protein alması gereken fakirlere gideceğini düşünmezler, düşünmeyi de istemezler, kördürler göremezler, adalet duyguları gerçekte sahip oldukları sapık inançlarında batmıştır. 
İnsanın sağ tarafı hava olduğundan insan sahip olduklarıyla ya da yapmış oldukları iyiliklerle, sahip olduğu bilgi, beceri ve kültürle, ya da yapmış olduğu ibadetlerle gururlanır, kibirlenir ve övünür. Hava atar. “Şukür, Gurbanı kestig, Allah gabul edsing, namazımızı gılıyog, zekâtımızı vidik” deyince, zerre kadar kalpte övünme varsa şeytan insana sağdan kasırgalaşmış hava yumruğunu kibir duygusuyla vurmaktadır. Bu taraftan darbe almak istemiyorsak Cebrail’in bizim aklımıza seslendiği Vahyi dikkate almalı kibrin ve övünmenin tuzağına düşmemeliyiz. Dört halifelerin sonuncusu olan Hz. Ali ise aklı, bilmi, sorgulamayı, analiz etmeyi, dürüstlüğü simgeliyordu, Ali çok zeki olduğu halde en fakirdi, çünkü zengin olsaydı peygamberin sahteliğine inanalar Ali’yi de zengin ettiğini sanabilirlerdi. Ali, en zor zamanlarda bile dürüstlükten ayrılmamıştı, aklı hiçbir zaman akrep gibi onu sokamamıştı, çünkü Ali’de aklını adaletin emrine vermişti, tıpkı Ebu Bekir’in servetini, Ömer’in gücünü ve o yoğun enerji dolu mizacını verdiği gibi adalet Ebu Bekir’in Ömer’in ve Ali’nin rehberi olmuştu, Osman da akrabalarını çok sevmesine rağmen çoğu İslam düşmanı olan akrabalarının yanında yer almayarak sevgiye aşka direnmiştir. 
İşte halifelerde böylece bize nasıl yönetici olunması gerektiğine dair elementlerle örnek oluşturur. İnsan’a verilen diğer şey, içine bizzat Yaratıcının kendisinin nefesinden verilen RUH tur. 
Ruh içinde bulunan Yaratıcının 99 özelliği sınırlı miktarda insana geçmiştir. İnsan, içindeki sesleri iyi dinlerse o zaman kendini bulacaktır. Çalışarak bir şeyler üretmek (Halik), resim yapmak (Musavvir ve Sani), hata edince özür dileyebilmek (Tevvab), merhamet etmek (Rahman), sevmek (Vedut) cömert olmak (Kerim), Vizyon sahibi olmak (Halik), sabırlı davranmak (Sabur) insana Yaratıcının isimlerinden ruhla gelen harika özelliklerdir. Allahın isimlerini dikkate alarak yaşamadıktan sonra zikretmenin bir anlamı yoktur, mesela aç kediye tekme atıp camiye girip rızk istemek gibi. 
Hayatın anlamı 99 Esmaya temsilci olabilmektir. 
Şeytan Yeryüzünün İlk ayrımcısıdır "Ben ondan hayırlıyım; beni bir ateşten yarattın, onu ise bir çamurdan yarattın." Sad 76’da bunları söyleyen Şeytan insanın pişmiş çamurdan yaratılışında sadece çamur’u ifade ederek, saf ateşi çamura üstün tutma gayreti içinde kâinat’ın ilk Faşist ayrımcısı olmuştur. İnsanın, 4 elementinin 4 tarafının Şeytan tarafından kuşatılması altında olması işte bu şekildedir. İnsanı bu şekilde tanımlarsak ve hassas yanlarına vurgu yaparsak o zaman insanın İblis’e karşı savunması daha güçlü olacaktır. 
Dört elementin insana kattığı özelliklerin verimli ve yerinde kullanılması nasıl olur? 
Burada sorun şu, ya insan geleneksel ifadeyle nefsin (4 elementin) emrine girerek nefsine köle olarak yaşayacak, ya da dört elementin özelliklerini güzel bir enerjiyle içine üflenen ruhla (her ruh ilahi nefesle gelen 99 İsmin izini taşımaktadır) senkronize (eş zamanlı) çalışacaktır. Peki, Şeytana karşı Pişmiş Çamur (4 element) ve ruh (99 izi taşıyan ilahi hediye) nasıl başarılı olur? Dört Zinciri Başarıyla Kırarak Özgürleşmek… 
I - Ateş (Öfke, şehvet ve acele) Zinciri Kırmak; “Zalimlerle mücadele edin ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin”. Tevbe Suresi 14 - 15 Bu konuda örnek Hz. Ömer olmuş ve öfkesini zalimlere kusmuştur. İnancın adaleti onun öfkesini yapıcı bir enerjiye dönüştürmüştür. Ateş tarafımızın öfke, şehvet, acele gibi hasletleri taşıdığını söylemiştik, insan öfkesini zulüm edenlere karşı kullanmalı ve Yaratıcının El Kahhar (Kahreden), El Cabbar (Zorlamayla Yaptırmaya gücü yeten) ismiyle karşı gelsin ki, şerefli ve onurlu adaletin yolundan gidebilsin. Adaletsizlere, zalimlere sessiz olanlar onurlarını yitirirler. Tavrımız çocuk tecavüzcülerine, yetim hakkı yiyenlere, devlet malını soyan pişkin namussuzlara karşı net olmalıdır. Kızgınlığımız bizi organize olarak sivil toplum örgütü olarak tavır koymaya, sesimizi medya ve posta yoluyla duyurmaya itmelidir. Sessizce olanları koyun gibi seyrederek haksızlıklara göz yummak bize göre olmamalı. “Gemisini kurtaran kaptandır”, “Bal tutan parmağını yalar”, “Gâvurun ekmeğini yiyen kılıcını sallar”, “Doğduğun yer değil doyduğun yer” Gemisi olmayan emekçi tayfalar ve miçolar adına, bal tutamayan tinerci yetimler adına, doğduğu yerde de gittiği yerde de bir türlü doyamayan ezilenler adına bu gibi saçma sapan, bencil, çıkarcı pislik atasözlerini hafızamızdan silmeliyiz. Şehvetimiz, modern çağın bize pompaladığı değerlerle önümüze gelenle düşüp kalkarak kullanmakla değil, evlenip evlat sahibi olarak, insanlığın devamı adına hayırlı ve iyi nesiller yetiştirmek içindir. Sadece hayırlı ve acele gerektiren işlerde acele etmeliyiz, mesela kana ihtiyaç duyan bir çocuğa kan bağışı anonsunu duyar duymaz koşturmak gibi, açlıktan kırılan milyonlarca işsize ve aça yardım etmek gibi, yapılması gereken tüm ibadetleri savsaklamak yerine acele etmek hayırlıdır. Ateş böyle durumlarda kullanılırsa IŞIK olur ve hayrolur. Başka durumlarda (“Atın ölümü arpadan olsun” deyince) AIDS, Hepatit B - C vb cehennem olur. Yaratıcı, tüm peygamberleri Koç burcundan seçmiştir, zira Koçların çoğu inançlarını inatla ve cesurca savunan insanlardır, zalim Firavunlara, Krallara, Sezarlara karşı ölümü göze alabilecek karakterdedir, 12 burcun başıdırlar, paylaşımcıdır, cömerttir ve çoban ruhlu olup sorumluluk ve üstünlük bilinci artmış yapıdadırlar. En çok çobanlardan peygamberler gelmiştir, Peygamberlere en çok tüccarlar ve çiftçiler karşı koymuştur. Yaratıcı, asıl mesleği çiftçi ve tüccar olanları peygamber seçmemiştir. Peygamberler, çobanlık gibi, marangozluk gibi işçi sınıfından direnişçi insanlarından seçilmişlerdir. Çiftçiler ve tüccarların çoğu kar ve çıkar odaklıdır (Şimdiye kadar bildiğim en dürüst tüccarlar Hz. Ebu Bekir ve arkadaşlarım Faysal Aktaş ve İdris Aktaş’tır. Başka hiç görmedim). Çiftçilerin çoğu bağnaz, yobaz ve Yaratıcının yağdıracağı yağmura muhtaç olduğu için dindardır. Kapitalizmin toprak kavgalarının, kökeninde onların paylaşma bilmez Çiftçi felsefesi yatar. İktisat fakülteleri ve Kuran dahi modern (şehir) iktisat sisteminin temelini Tarımın oluşturduğuna vurgu yapar (“Bozguncular buğdayı - ekonomiyi - ve nesli - gençliği - bozarlar” der Kuran). 
II - Hava (Kibir, ego ve üstünlük gururu) Zincirini Kırmak; “Kibirliler için cehennemde bir barınak mı yok!" Zümer 59 - 60 “Böylesine "Allah'tan kork!" denilince ego ve gurur kendisini günaha sevk eder.” Bakara 206 Bu konuda en iyi örnek Hz. Ali olmuştur, zira ilmin kapısı, siyasal, sosyal bir deha olduğu halde ne bilgisiyle kibirlenmiştir ne de bilgisini kurnaz Sultan adayına karşı “entrika” yaparak kullanmıştır. Hz. Ali, aklın iman adaletinin elinde nasılda yapıcı bir yola girdiğine kanıttır. Hava” tarafımızın; hava atmak, elde ettiklerimizle, ya da Yaratıcımızın verdikleriyle övünmek (ırkımızla, soyumuzla, zengin ve köklü aileden gelmekle), zenginliğin başkasında olmamasını dilemek, üstün olmak, ayrımcı olmak olduğunu bilmekteyiz. Hava tarafımızın bu kötü, kibirli yönlerini bildikten sonra bunu inkâr etmeden olumluya çevirebiliriz, mesela, eğer aşağılanacak biri varsa o da zalimler, tecavüzcüler, bal tutarken parmaklarını yalayan devleti soyan ikiyüzlüler olmalıdır. Adaletsizleri, zalimleri, kötüleri; sınıfı, ırkı, mezhebi, partisi, parası, şöhreti, konumu ne olursa olsun yaptıkları zulümleri aşağılamalıyız. Bu sayede hava tarafımız bizim ayakta kalmamızı sağlar. Bu sağlanırsa toprak tarafımızda (önümüz geleceğimiz) bundan faydalanır. 
III - Toprak (Mal, Mülk yığma hastalığı ve cimrilik) Zincirini Kırmak; “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” Bakara 155 “Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği emreder (önerir)ler.” Nisa 37 Bu konuda en iyi örnek Hz. Ebu Bekir’dir, O gerçek bir ticari dehadır, tam beş kez çok zengin olmuş ve kazandıklarını yetim, dul ve garibanlara dağıtarak tam beş kez parasız kalmıştır ama asla mala mülke tapmamıştır. Hz. Ebu Bekir, toprak zincirini en iyi kıranlardan olmuştur. Toprak tarafımızı olumsuz kullandığımızda mal mülk, tarla tapan sahibi olma hevesimizi arttırır. Hava tarafımızı eğitememişsek bu kısmı düzeltmek imkânsızdır, zira hava atma, çaka satma, övünme en çok mal mülk üzerinden olmakta, en son model arabalar, Tarabya’da, Bebek’te, Ortaköy’de villalar hep hava atma duygusu, belli olmayan gelecek için güvence arzusundan kaynaklanmakta. Eve gelenlere sırf hava atmak için alınan eşyalar yüzünden kaç yetime dula yardım edilememektedir? Toprağı arsa, tarla, mal mülk olarak değil, önden yanaşan şeytana karşı gidilecek yer olarak özellikle hiçbir şey götüremeyeceğimiz mezar yeri olarak düşünürsek daha akılcı olacaktır. Toprak yani şeytanın önden yanaşmalarına karşı, mal mülk kazanalım ama bu kazandıklarımızı paylaşalım. Kendimize yetim, dul, yaşlı yoksulları arkadaş edinerek verelim kazandıklarımızdan. Kazanalım çok kazanalım ama hava atmak için değil, yardım etmek için olmalı bu kazanç. Kazanırken insanlığı kaybetmeyelim. İşte toprak o zaman anlamını bulur, işe yaramayan bankada bankerleri zengin eden yetime ve dula verilmeyen her para sadece TAŞtır ve ekonomik kayıptır. Kazançlarımızı yetim dul ve güçsüzlerle paylaşınca bu bizi Allah sevgisine götürecek verimli toprak olur toprak tarafımız. Şeytan inanın kahrolur. 3. Zincir böyle kırılır işte, gerçek devrim budur. Kölelikten kurtuluş budur, özgür iradeyle seve seve paylaşmak yetim ve dullarla, yaşlı kimsesiz zavallılarla olma arzusu. Ezilenlerin tarafında olmak zorundayız Hz. Muhammed gibi, Hz. Ali gibi, Spartaküs gibi, William Wallace gibi, Che Gueverra gibi, St Phillipus gibi. Toprağa işte bu insanlar gibi düşmeliyiz, koca göbekli evperest, arabaperest ve rahatperestler olarak değil. 
IV - Su (Nostalji, tutuculuk, ataların yolundan körü körüne gitme, kaybedilene üzülme ve yas) Zincirini Kırmak; “Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a - geçmiş geleneklere - uyarız!” derler.” Bakara 170 “Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla (sevdiklerinizle) imtihan edileceksiniz” Ali İmran 189 Bu konuda en iyi örnek Hz. Osman olmuştur zira o akrabalarının çoğunun yaptığı gibi, (ki Peygamberin kabilesine düşman Ümeyye soyundan olduğu halde) asabiyetçi davranmayarak akrabalarını çok sevdiği halde yinede duyguları onu asabiyetçileğe deyil İslam adaletine yöneltmiştir. Su, insanın nostaljisi ve geçmişe bağlılığı ve kopamayışı hatta en büyük imtihanlarından biridir. İnsan geçmişte yaşadığı rahat hayata genellikle çok özlem duyar. Allah insanı bazen malından, canından sevdiklerinden ayırır, bunlar ağır imtihanlardır (Allah vermesin). Kişi geçmişte yaşadıkları iyi ya da kötü şeylere takılırsa o zaman gününü kaçırır, gelecekle ilgili yapması gerekenleri düşünmez. Kim bilir kaç insan sevdiği kızı alamayınca mecnun oldu, kaç aile çocuğunu kaybedince mutlu evliliğini bitirdi? (Çocuğu ölenlerin boşanma İstatistikleri %60 - 70) dese de ben daha kötümserim. İşte insan kendisine verilenleri kaybedince değerini anlamakta ve acılarla baş edemeyip Allahın Adaletine saldırmakta ve küfre saplanmakta. Birçok duygusal ateist bu yüzden ateisttir, hemen her şeyden dolayı Allah’ı kolayca suçlarlar. 
Oysa suçlu Allah ve İslam mı yoksa inatla sürdürdüğümüz paylaşım dengelerini altüst eden çiftçi siteminin piçi Kapitalizm mi? 
Su tarafımızın bağlanması gereken güzel nostaljiler olmalı, hatırlanınca duygulanıp gözler yaşarmalı ama bu asla Şeytana hizmet eder şekilde, Yaratıcıyı suçlayan dozda olamaz. Hatta yaşanmış güzel hatıralara şükretmelidir. En çok geçmişte yaptığımız hata ve günahlara üzülmeli bunları hatırlamalı ve bunlara gözyaşı dökmeliyiz. İşte O zaman Şeytan bizi Nostalji suyunda boğamaz. 
Saygılarımla Ayhan Özcimbit 
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.