www.islamastrolojisi.com "Adalet denge ve huzurun temelidir"

FATİHA EYLEM MANİFESTOSU www.islamastrolojisi.com
1-Etiklik (Eunsü)
2-Müteşekkirlik(Elhamdü)
3-Vicdanilik(ErRahim)
4-Sorumluluk(Yewmiddin)
5-Tevhit(İyyakena)
6-Meşru hedef ve Umutvar olmak(Sırat-ıMustakim)
7-Kimseyi taklit etmemek ve kendin olmak, samimi olmak(Gayrilmağdubi) #KABENİNHAYATŞİFRELERİ KİTABIMDAN ALINTIDIR...

11 Mayıs 2019 Cumartesi

Besmelenin Sırrı ve Said-i Nursi'nin Gözünden Kaçan

1988 1989 da Müslüman olduktan sonra en çok sorduğum sorulardan biriydi neden önce Eunzubillahimineşşeytanirracim denir neden sonra Bismillahirrahmanirrahim denir? Önce Şeytan'ın adının geçtiği kısım söyleniyor sonra Allah'ın adının geçtiği kısım. Besmele ile ilgili en popüler açıklamalardan birini Saidi Nursi yapmıştır. 

Ancak onun Besmele açıklaması bana çok pragmatik geldi. Sözler adlı eserinden Besmeleyi söylemenin faziletini anlatırken iki kişi üzerinden örnek verir. İki kişiden biri çöl de bir ağanın adını andığında her yerde hüsnü kabul görür diğer gurur yapar ve o ağanın adını anmaz ve onun referansıyla geldiğini söylemez o yüzden de sıkıntılar yaşadı diye anlatır Saidi Nursi.

Kendisi bir çok onuda zamanın zeka seviyesini göre elbette ileri düzey bir açıklama yapmıştır ama böyle bir açıklamayı günümüz gençliğine yaptığınızda hemen patlatırlar size eleştiriyi. Nasıl mı?

1- Adama bak lan, Allah'ın adını çıkar amaçlı rahat etmek için almayı anlatıyor. Ağanın adını referansını kullanarak çölde rahat yaşayacağıma kimsenin adını almam daha iyi. Diyebilir.
2- Allah'ın ismi veya onun adıyla meselelere başlamak pragmatik bir yaklaşım. Peki neden "Eunzübillahimineşşeytanirracim" neden önce söylenir?

Evet gençlik bu soruları da sorar adama zınk diye kalırsınız. 

İlk Müslümanlar "Eunzubillahimineşşeytanirracim"den anladıklarıyla bizim anladığımız diyanetin veya cemaatlerin anladığı aynı şey değil. Nasıl mı? Gelin kulak verin yazdığıma...

İlk müslümanlar Taşlanmış RACİM kelimesinden iki şey anladılar.

1- Taşlanmış
2- Taşlaşmış

Birinci kısımda taşlanmış demek o dönemde yalan söyleyen yalakalık yapanlar yüzüne övenlere kum veya taş atılırdı yüzüne sussun diye. Hz Muhammed de kendisini övenlerin suratına kum atardı bırak salavatı ve mevliti. "Adımı duyunca bana salavat getirmeyen ve beni övmeyenin burnu sürtülsün" der mi bir peygamber. Bu kadar bencil ve çıkarcı mı olur bu egodur. Bu uydurulmuş Muhammed figürünün danıskasıdır...

Birinci konuda uyarı Ahlaksızlık yapmamak vicdansızlık yapmamak uyarısıdır. Her kim ahlaksız ve vicdansız davranırsa taşlanırdı itilir toplum dışına çekilirdi oto kontrol vardı.

İkinci konu ise taşlaşmış ki bu Türkçe de bile fardır. Bu Taş kalpli sorumsuz umursamaz bencil çıkarcı yavşak tiplere denir.

Dolayısıyla Besmeleyi çekmek için önce bir insanın adil ve etik olması sorumlu ve vicdanlı davranması gerekir. Bu iki unsur yoksa o zaman Allah'ın Rahman ve Rahim yani Merhametli sıfatlarını çağırarak meselelere başlaması boştur zırvadır. 

Bu konu benim 25 30 senelik bir sorgulamamdı. Bunun gibi sorguladığım yığınla meseleyi kafamda mantık, diyalektik, araştırma ve komünist realist perspektifle çözdüm. Çözüklerimi de sizlerle paylaştım.

Esasen bu konu diğer sorguladığım bir konu olan ve 10 sene önce de bloglarda yazdığım LA İLAHE neden önce söylenirle aynı sebebi taşımakta.

La ilahe, önce tüm sahte ilahlara hayır demekten geçer. Bu sahte ilahların içinde Emevilerin oluşturduğu kendi Peygamberine aşık olup sırf onun hatrı için varlığı kendi El Halik ismini unutarak yaratmış olan Paralel Allah ta var. Evet malesef toplumun kafasındaki Allah Kurandaki Allahla asla örtüşmez. Kuransda kendi peygamberine Ya Muhammed diyen aklı başında adil ve esmalarla kendine kişilik belirlemiş Allah var.

Emevilerin uydurduğu Allah ise kendi peygamberine aşık, aklı bi karış havada, sırf bir kulunu seviyor diye onun sevgisini hak etmeyen bir dangalağa da hadi sende gir cennete canımm diyecek kadar nepotik kör ve aşktan mecnun olmuş Allah da var. Aslında böyle bir Allah yok. Bu uydurma Allahtır. Esasen Kurandaki Allah'ın ortaya çıkmaması için Kuran'ın okunması yanlış anlaşılır diye insanlara açıklaması yapılmamış. Çünkü onlar yani geleneksel islamcılar yürüttükleri Din Ticaretinin sekteye uğramasından korkmuşlardır. Kaderin içine Allah'ın şerli olduğunu da belirterek Şerin de Allahtan geldiğini ilan ederek en büyük haksızlığı Kurandaki Allaha yapmışlar ve oluşturdukları Esmalarda olmasada EŞ Şerr isimli Allah'ın zalimliğini de ilan etmişlerdir.

Geleneksel İslamcılık bugün Ateizm ve Teizm'in değirmenine su taşımakta olup yarattığı Nepotik Allah modeli ile din içkisini Rabıta üzerinden yürüterek Sorumluluktan insanları uzaklaştırarak içip içip sarhoş olmaktalar ve kendileri gibi inanmayanlara da acımaktadırlar. 

Benim okuyucu ve takipçilerimden ricam daha cesur olmaları. Aslında toplumumuzda bir değil İki tane hatta daha çok Allahlara inandırıldığımızın altını daha güçlü çizmemiz lazım. 


Eğer cesur olmaz isek geleneksel kesim iki milyar müslümanı hala atalet içine sokup aptallaştırarak sömürülerine devam edecekler. Bunun önüne sonuna kadar geçmemiz lazım. 
Daha çok düşünmeli, diller öğrenmeli ve ürettiklerimizi de cesurca daha fazla yazmalı ve konuşmalıyız....


ÇÜNKÜ

"Cesareti olmayanın esareti bol olur..."

Yazar Ayhan Özcimbit







28 Nisan 2019 Pazar

SOĞAN PATATES VE İRAN PETROLÜ. NE ALAKASI VAR?

Bu yazımda Son Patates Soğan operasyonları ve İran Petrolü üzerinden Amerika’nın Siyaset oyunlarını hem ülke içinde hemde Bölgede deşifre edeceğim.


Türkiye kurulduğu tarihten beri Batı ittifakı içinde olmuş ama orada hep üvey evlat muamelesi görmüş bir ülkeydi. ABD ve Britanya’nın başını çektiği Batı dünyası 2010 yılında Türkiye’de istediği her şeyi yaptı. MIT’in içinde cirit atan CIA Ajanları, Türkiye’nin diğer istihbarat örgütleri Jitem, Emniyet İstihbarat, Genel Kurmay Özel İstihbarat, Dış işleri İstihbarat’ta yığınla adamları vardı başta Gülen’in adamları.

Ancak 2010 dan beri başlayan İstihbaratı ve Kamu kurumlarını Amerikan ajanlarından temizleme operasyonu kolay olmadı.

Amerika boş durmadı tabi. Özellikle geleceğe yatırım yapabilmek için özellikle İstanbul’un alınması gerekiyordu. Bir sürü yolsuzlukla seçim hileleriyle İstanbul’u Ekrem İmamoğlu’na aldırttı Amerika. Fetö’nün eski televizyonunda Spiker olan bu adamı 2023’te Başkanlığa hazırlamakta bir yandan.

Ancak Türkiye eski Türkiye değil. 3 5 milyar dolarla ekonomisi çöken bir ülke olmaktan çoktan çıkıp Dünyanın 17 Büyük ekonomisi oldu. İstanbul tek başına 13. Büyük Avrupa Ülkesi gibi.

2016 yılında New York’ta Birleşmiş Milletlerde masasına gelip "Direnme Tayyip Ekonomini batırırız" diyen Rothchild ve Kissenger’ı bilenler bilir. Anlatmama gerek yok. İşte en ciddi düğmeye basma o zaman oldu.

Türkiye gerçekten direniyor Amerika’ya.

Amerika ise kendisine karşı dik duran ve Rusya ve Çin ile İttifak kurmaya başlayan Türkiye’yi parçalamaya hazırlanıyor. Şu anda Kuzey Suriye’de değil sadece Kıbrıs Rum Kesimine yüzlerce uçak getirdi. Doğu Akdeniz’e Uçak Gemilerini yolladı. Peki Niye?

Çünkü Türkiye Akdeniz’de Deniz sahası üzerindeki haklarından vazgeçmiyor. Yunanistan’ın kendi çizdiği Deniz saha harikasını tanımıyor. Amerika bu haritayı tanıyor. AB’de Yunan Deniz haritasını tanıyor. Neden önemli o harita? Çünkü Doğu Akdeniz’den üretilecek gazın AB Pazarına ulaştırılması gerekmekte. O gaz AB ye ulaşmaz ise uzun vaade de Venezuela, İran ve Türkiye’den sonra Rusya’nın ipi çekilemez. Zira, Ruslar Avrupa’nın en büyük gaz tedarikçisi. Oysa Akdeniz’den çıkan gaz AB’ye ulaşırsa AB O zaman Ruslara bağımlı kalmaz. Rus Ekonomisi ilerde daha hızlı çökertilerek Putin Peskov Zaharov üçlüsünün ideolojik Rusya’daki egemenliği bitirilir.

Soğan Patates nedir peki?

Soğan ve Patatesler yoksul Ak Parti seçmeninin temel yiyeceği idi. O iki unsurun pahalılaştırılması gerekmekteydi. Maalesef, Hükumet bu konuda tedbir alamadı ve tuzağa da her zamanki gibi saçma sapan beceriksiz yalaka danışmanlar yüzünden düştü. Çünkü Erdoğan’ın etrafında ona gerçekleri söyleyebilen İbrahim Kalın gb kaç tane adam var ki? Bi tane yalakası Audi’yi beğenmeyip s600 Mercedes istiyordu. Sosyal Medyada onu deşifre ettim ve şu an o artık bu hak etmediği görevde değil. İşte bu ve bunun gibi bilgisiz ezberci ama medyatik jöleli ve göbekli yalakaların devletin tepesinde danışman olmak gibi bir işi olmazdı zaten.

Gelelim soğana sarımsağa. Türkiye’de şehir hallerinin çoğunda PKK yandaşı aracılar var. Bu aracıların çoğu zaten muhalif ve öldüm fiyatına tarladan aldıkları ürünleri şehire kamyonlarla taşıyor ve fahiş fiyatlara satıyorlardı. Bunlara kaynak geldi yurtdışından ve bunlar Soğanı patatesi de stoklamaya başladılar. Nasıl olsa parası zaten gelmişti. Nihayetinde Soros’un parası çok. Amerikanın kaynakları bol.

İşte halkımıza bu halk düşmanları pahalı patates soğan yedirdiler. Hukümet’te suçlu bu konuda çünkü yıllarca çiftçinin iliğini kurutan bu zümreye sen ne yapıyorsun demedi. Denetlemelerini sıklaştırmadı.

PEKİ ŞU ANDA İRAN’A UYGULANAN AMBARGODA MAYISA KADAR MUAF OLAN TÜRKİYE MAYIS’ta Muaf olacak mı?

Bu Amerikanın elinde kozdu. Soğan sarımsak patatesle Türk ekonomisi çökertilemezdi. E Ne yapılacaktı peki? Elbette İran’dan alınan ucuz ve ödemesi kolay (Ulusal Paralarla ödemeler yapılmakta) Gaz ve Petrol ticaretine darbe indirilmeli diye planlıyorlar. Niye?

Şu an AVRO bazında Türkiye Tüm Avrupa’da en ucuz Bezin Gaz ve LPG Satan ülke konumunda. Devlet şu an İran’dan aldığı ve parasını dolar değilde Türk Lirası olarak ödediği Gaz ve Petrole ulaşamayacak. Bunun yerine Dolarla Avroyla Petrol ve Gaz alacak. Bu ne demek biliyor musunuz?

Bu ülkemizde Devletin subvanse ettiği ve Avrupa’ya göre nispeten ucuza sattığı Benzini artık subvanse edemeyerek Türkiye’nin VENEZUELLALAŞMA YOLUNA sokulması demek. Bu yazdıklarımı hiç bir Sol veya Sağ gazete veya dergide göremezsiniz malesef. Çünkü bu detayı göremiyorlar çoğu siyaset özürlü ve lisanlar bilmedikleri için. Benim eğer bir çok lisanım olmasaydı bende bakamazdım araştıramazdım bu konuyu...

Devam edelim...

2023 seçimlerine kadar Türkiye ekonomik dar boğaza bu sayede sokulacaktır. ABD İran’dan gaz almayı bırakırsak yakamızı BIRAKMAYACAK....

S400 denen muazzam silahı almamamızı istiyor. Niye?

1- BU silah ABD’nin Yunanistan’ın veya MISIR’ın İSRAİL’in Türkiye’ye karşı Doğu Akdeniz’de dayatma yapmasının önünü kesmekte.

2- BU silah Orta Doğu’da Fırat Kalkanının ikincisinin yapılmasının önünü açacak tek silahtır. Yoksa Erdoğan şimdiye kadar Kuzey Suriye’de koridoru çoktan açardı Irak’a kadar.

3- ABD ve Britanya İsrail’in İstanbul ve Ankarayı hedef alabilecek uzun menzilli Nükleer silahlarının da önünü s400 kesinlikle keser.

Şimdi Türkiye Doğu Akdeniz’de Suiriye’de Amerikan çıkarlrının kendi bölünmesi üzerine kurulu stratejilerine sessiz kalır mı? Asla.

Peki S400 ler alındığında bir formül bulunabilir mi? Kuzey Kıbrıs’a S400’ler yerleştirilirse belki. Ancak Oradan İstanbul Ankara s400 ile korunamaz. Erdoğan Zaman kazanmak isterse bunu yapabilir. Çünkü ABD Ekonomik yaptırımları arttırabilir.

Peki, Batı ileri giderse Türkiye’nin elinde koz yok mu? ÇOK...

1- Kuzey Kıbrıs’a Çin ev Rusya ile ortak Askeri Üs Kurabilir.

2- Kendi topraklarını Rusya ve Çin’in Üs oluşturmasına açabilir.

3- Avrasya Birliğine doğru daha hızlı yol alabilir.

4- Ortadoğu’yu Amerika’ya isterse oradaki yerli halkı kullanarak dar edebilir.

5- Amerika daha ileri giderse tüm dünyada Müslümanlara AMERİKA ve Britanya’yı hedef göstere bilir. Bu onları açık hedef haline getirir ve nereye giderlerse gitsinler Erdoğanı ve onun İslam Dünyasının doğal lideri olarak görenlerin tamamını harekete geçirir.

Daha var da buraya yazmak olmaz. Çünkü Türkiye kendi dinamiğini İRLANDADAN İSKOÇYADAN ENDONEZYAYA KADAR iyi biliyor.

Sonuç ta Yükseleni Yengeç burcu olan ve Satürn’ü 7. evlilik evinden geçen Türkiye Cumhuriyeti 2010 yılından beri devam eden Amerika ve Nato ile süren boşanma davası önümüzdeki 2 sene içinde sonuca başlanabilir.

Türkiye ne olursa olsun asla Amerikan ambargolarına sessiz kalmamalı. İran’la ticaret yapan Amerikan şirketleri varken Türkiye’ye ambargo konması bağımsızlığımıza ve egemenlik haklarımıza direk saldırıdır ve savaş sebebidir. Bu durumda ABD’nin Türkiye’deki tüm askerilerinin çıkartılması gerekecektir. İncirlik’ten ABD askerleri çıkartılabilecektir. Evet bu durum ülke ekonomimize zarar verir. Ancak ABD^ye daha büyük bir zarar verecektir. Çünkü Askeri stratejisi tamamen iflas edecektir Orta Doğuda. Çünkü Türkiye’nin olmadığı onaylamadığı hiç bir stratejik plan ne Doğu Akdeniz’de ne Orta Doğuda devreye girebilir.

Daha çok S400 almak zorundayız. Kuzey Kıbrıs’ta Ortak Rus ve Çin Askeri üssü kurmamız gerekmekte. Venezuella’da Bolivya’da Rusya ve Çin ile ortak Askeri üsler kurarak Amerikan Kapitalist emperyalist yayılmacılığına karşı hem İslami coğrafyayı hemde Komünist ve Sosyalist Küba ve Venezuella Bolivya Nikaragua gibi ülkeleri de korumak zorundayız. 

17 Şubat 2019 Pazar

ASTROPOLİTİKA VE TEMELLERİ -1-


KOVA VE ASLAN - CUMHURİYET VE MONARŞİ
a)                  KOVA ve CUMHURİYET:
Burçlar astroloji sanılanın çok daha fazlasıyla hayatın içinde bulunmakta. Bir insanın doğum haritası veya bir ülkenin doğum haritası aslında her ikisinin de genel karakterini anlamamızı sağlar. Kova burcu zodyakta 11. Evdedir. Yöneticisi hem Uranüs hemde Satürn’dür. 11. Ev Kabe’nin Kapısının olduğu taraftır İslam Astrolojisinde (BKZ İslam Astrolojisi 3. Baskı ayrıca Kabenin Hayat Şifreleri). Kapı aynı zamanda Fatiha’yı simgeler. Fatiha’da açılış demek. Tavaflar buradan başlar. Topluca yapılır. Bir olmak beraber olmak CEM CAMİ CUMA CEMAAT CUMHUR olmanın sembolü buradadır. Beraber olabilmek için de mütevazılık şarttır. Zira birinin başkasını kibirle aşağıladığı bir ortamda asla beraber olunmaz. Bu kısımdaki Hava elementi, ışığın geldiği yer. Bir ve beraber olunan ilk İslam Okulu Dar’ul Erkam’ın olduğu tepe bu taraftadır. O okul ki İslam’ın ilk Cumhuriyet şekli Medine İslam Cumhuriyeti’nin de çekirdek kadrosunu yetiştirdi.
11. ev istişare evi. Sabahın erken saatlerinin sabah 9-11 arasının zamanı ve aklın en iyi çalıştığı karar vermek içinde en uygun zaman dilimi. Cumhuriyet, bir araya gelen insanların ortak bir akılla ülkeyi yönetmesi demektir. Demokrasi bunun vazgeçilmezidir. Ayrıca, inancın kötüye kullanılması riskine karşı Kafirun Suresinde belirtilen “herkesin inancı kendisini ilgilendirir” anlayışı gereğince de LAİKTİR. Meselelere LA İLAHE’den bakar, yani ilahlar yoktur perspektifinden ele alır. Önce akılla başlar çünkü Cumhuriyet. Kova’nın yöneticisi URANÜS, özgürlüğün özgünlüğün özel olmanın sembolüdür. Cumhuriyet insanları tektipleştirmez, onların kendileri olmalarına imkan tanır. Böylece toplumsal gelişim sanat, bilim, kültür MEDENİYET gelişir ki zaten İslamın SIRAT dediği CADDE, Şehir (MEDİNE) kültürünü sokağa hayata taşır. Cumhuriyet kendisinin ve değerlerinin korunması içinde sıkı bir takip, disiplin, denetim gerektirir. Bu manada Cumhuriyet Kova’nın ikinci gezegeni Satürn’de kendisini bulur.
Kova burcunun soğuk pragmatik aklına ihtiyaç duyar Cumhuriyet. Elbette Cumhuriyet aynı zamanda ÜMMET kelimesiyle de kardeştir ki çünkü Ümmet bir araya gelenlerin birbirine ANNE gibi davranmasını içerir zira ÜMMET kök olarak ANNE den gelir ve anne gibi olamayan bir toplum da asla SOSYAL Yardımlar olmaz, yardımlaşmalar olmaz toplumda biri yer biri bakarsa kıyamet ve huzursuzluklarda buran kopar. Bu mana da Türkiye tam bir Cumhuriyet mi? Elbette değil ama yüzyıllardır SULTANLIK MONARŞİSİYLE Yetişmiş bir topluluğunda CUMHURİYET idealini hemen benimseyerek hayata geçireceğine inanmak ayrıca bir saflık olur.
b) ASLAN ve MONARŞİ:
Aslan Zodyakta 5. Evde temsil edilir. Aslan, ormanların Kralı. Tek adamlığı monarşiyi simgeler. Bir çok İmparatorluklar bilinç altıyla kendilerine Monarşi sembolü olarak ASLAN ( Britanya gb), Aslan burcunun yöneticisi GÜNEŞ ( Japonya ) gibi. Tek adamlık veya Sultanlık asla muhalefet istemez, muhalefetten hoşlanmaz, muhalefet aklına ihtiyaç duymaz, eleştirilmekten de hoşlanmaz. Bu eninde sonunda bir yıkımı da beraberinde getirir. Bu nedenle bir Sultanlık Krallık Firavunluk Nemrutluk, Çarlık vb adı her ne olursa olsun mutlaka ama mutlaka sonu tiranlığa gider ve en sonunda önü alınamayan devrimler kaçınılmaz olur. Bunun haklılığını anlamak için Tarih kitaplarına bakılması yeterlidir. Osmanlı, Rusya İmparatorluğu, Fransa İmparatorlukları benzer sonla sonlanmışlardır. Britanya, İngiliz aklını çalıştırmış ve Monarşiyi sembolik hale dönüştürüp yarı Cumhuriyet yarı monarşi gibi Parlementer Monarşi ve Hırsızlıkla ( Her yerde kurduğu sömürgelerle modern sömürü sistemleriyle hala çalmaktadır)  ayakta duran bir devlet olmuştur. Britanya İmparatorluğu üç adet aslanla sembolize edilir.
Kabe’nin Batısında zulmün Kuranda en fazla anlatıldığı yer olan Firavun Mısır Ülkesi ve Kabe’nin zıddı olan altta kalanın canı çıksın manasındaki Piramitler o sultanın sembolüdür ki bugün kü Şeytan İllüminatisi’nin de Dünya Sulta Sisteminin de sembolü olmuştur.
Kısacası Aslan burcu, sultanlığı sultayı, ateş elementini, acıları, yıkımları ifade eder Politikada. Allah Aslan Burcu zamanında 13 Ağustos 610 yılında Kuran’ı indirerek SULTA sistemleri eleştiren bir kitap yollamış SULTANLIK anlamına gelen ve halka KULLARIM diye hitab eden sitem olan Firavunluk Nemrutluk ve KARUNLUĞU yok etmek için gelmiş bulunmaktadır. Osmanlı’nın Müslüman bir İmparatorluk olması da Kuran’ın asıl amacının ne olduğunu anlamamızdan sapmamıza engel değil. Elbette Osmanlı diğer imparatorluklara göre daha adil ve iyi idi ancak unutmayalım ki o zulmü ve insanlık islam dışı dışı saçma sapan cinayetleri ( Sultan Süleymanın oğlu Mustafıyı öldürtmesi, padişahların kardeşlerini hatta eşlerinide öldürtmesi vb) işlemiştir.   ( 22 Ocak 1881 Selanik Doğumlu Atatürk Bkz Önceki yazılarım Bengü Türk TV konuşmalarım) Atatürk ile son bulmuş Kova Burcu Cumhuriyet ilan edilmiştir. Elbette Cumhuriyet idaresi kurulurkende bazı hatalar yapılmıştır ancak kimse kendi hatasını görmek istemiyor tarihsel olaylarda Ne Osmanlıcılar Padişahların Cinayetlerini nede Kemalistlerin Şapka Yüzünden insan kıyımını anlamak istememeleri gibi. Sonuçda elbette her olay kendi konjonktüründe kendine göre haklıdır veya değildir bu ayrı bir tartışma konusu.
Osmanlı İmparatorluğu Kova Burcu olan
Çarlık Rusya’sı da Aslan Burcunun temsil edildiği Çarın katledilmesiyle yerini KOVA burcu soğuk akıllı KOMünist bir Cumhuriyete bırakması da çok ilginçtir. Çünkü Komünizm kelime olarak Arapça’daki CEM CAMi CUMa CEMaat CUMhur ve CUMuriyet den gelmekte kökü, çünkü COMe, COMunity, COMmon kelimelerinde de kök olarak aynılık vardır. Komünizm’de Akılcı Bilimsel yan öne çıkmakta ancak insanın diğer yanını (Vicdan, İnanç vb) yok saymıştır. İfrat Tefrit meselesi.
Eğer ülkeler Astroloji ve Transit hareketleri umursamazlarsa bu onların nasıl da navigasyonsuz yürümenin pahalı olacağını anlamalarına yol açar.
2011 de 23 Aralık’ta Satürn Akrep burcunda değilken TNT Kanalında Petek Dinçöz’ün Programında Türkiye’nin 2012-2015 arası çok zorlanacağını sıkıntılar olacağını yazmıştım. O dönemde hiçbir sorun görünmüyordu ülkede ama 2013 de Gezi ile başlayan dramatik zincirleme olaylar Fetö ve Çözüm Sürecinin bitmesi ile beraber Zeytin Dalı Operasyonuna kadar neler yaşamadı Türkiye. Evet, şimdi Türkiye’nin 7. Evinde Oğlak’ta Satürn, Evlilik ortaklıklar evinde, Türkiye BATI’yı ve NATO’yu boşayacak demiştim. Boşadı. Şu an ABD ve NATO ile olan ilişkiler sadece Semboliktir. ABD ve NATO Türkiyenin bir numaralı DÜŞMANI’dır. Her türlü terör olaylarının arkasında bu iki unsur vadır ve Türkiye bu iki unsuruda öyle yada böyle aşacaktır. Herkesi bu mücadele de Ülkesinin Bayrağının Devletin yanında yer almaya çağırıyorum ve isimlerini ASTROTETİKÇİ diye taktığım bazı astrologların ülkeyi karıştırmak için söyledikleri sözlere kulak asmamalarını tavsiye ederim…
DANIŞMANLIKLAR
KURUMSAL veya BİREYSEL
05352573693
( Yıldız Haritaları, Transit Analizler, Sevilenle Uyum, El ve İsim Analizleri için Arayınız)

(NOT: Yazının tamamı şahsıma ve kitaplarıma aittir. Kaynak belirtilmeden sanki kendi yazısıymış gb kullanılması FSEK ihlali ve suçtur)



29 Ocak 2019 Salı

VENEZUELLA’DAN SONRA HANGİ ÜLKEDE SIRA? TRUMP VE SİYASETİ


Maduro Erdogan ile ilgili görsel sonucu


ABD Emperyalizmini ayakta tutan en önemli ülke Suudi Arabistan ve onun Petrol ve Hac gelirleri. Yıllardan beri Suudi Arabistan ABD’ye bitmek tükenmek bilmeyen kaynak aktarımı yapmakta. Ümmetimizin tüm gelirleri Bank Of America’ya gitmekte. ABD bu bankadaki paraları Suud’dan faizsiz olarak almakta zaten geri vermemekte ve buradan İsrail’e ve ABD Silah şirketlerine inanılmaz kaynak aktarımı yapmakta (Bkz Last Days of America adlı Kitap).
ABD bir türlü doymayan canavara benziyor, trilyonlarca dolar borcu var ama dolar basma gücü ve Suudi Arabistanın zenginlikleri sayesinde güçlü bir şekilde ayakta durmaktadır. Amerika’nın 1979’da İrandan çekilmesi en büyük darbe idi. İran’a yaptırımların nedeni tamamen petrol. Bunu herkes biliyor. Libya’yı ele geçirdi ve Petrollerini AB ile beraber sömürmekte. Libya düştü maalesef. Suriye’de  de inanılmaz pislikler yaptı. DEAŞ’ı İngiltere ile beraber kurup tüm Avrupa ve dünyadan Teröristleri Suriye’ye taşıdı. BOP siyaseti gereğince burada İsrailin uydusu PKK devleti kurmaya çalıştı ama Rusya’ya tosladı. Türkiye’de bu ABD siyasetlerine tamamen yüz çevirdi.
İran, Venezuelladan sonra petrolü ele geçirilecek diğer ülke. Orta Asya’da Kazak Petrollerini ele geçirdi. Kazak Petrollerini işleyenlerin çoğu Fethullah Gülen okullarında okumuş olan Mühendisler. Kazak İstihbaratında da Fethullah Gülen’in adamları var. Dersane sistemi Kazakstanda da olduğu için Gülen bu sayede yargıdan polise, askeriyeden bürokrasiye Kazakistanı ele geçirmiş durumda ve adamları hazır bekliyorlar Kazakistan’ı koparmak için. ABD, Venezuella, İran ve Türkiye’den sonra önce Kazakistan sonrada ÇİN’i daha fazla hedef alacak. Yeşil Kuşak Projesi Türkiyede bitmiş gibi görünmekte ama asla bitmedi. Türkiyede geleneksel cemaatlerin bazıları ABD veya Britanya ile çalışmaya devam etmekteler. Fetö ve Adnan Oktar deşifre olanlar ya diğerleri?
Peki, Rusya etrafında olan bitene karşı sessiz mi duracak? Hayır. Rusya ABD’nin bu hayasızca akınlarına karşı kendisine kurulan Suriye başta olmak üzere çeşitli bölgelerdeki tuzakları en ileri füze sistemleriyle vurabilecek güce erişti ve ABD siyasal olarak yayılırken Rusya Askeri Füze teknolojisinde ABD’yi geçmiş durumda. İsterse ABD’yi yerle bir edebilecekken kendisini en gelişmiş füzelerle savunabilecek durumda.
Ya Türkiye? Yaklaşan seçimler var. Türkiye 2010 dan beri ABD ve uşaklarına karşı bağımsızlık savaşı vermekte ve gücü gittikçe azalmakta. ABD’nin de gücü azaldı. Yıprandı.
Trump önce Kudüsü başkent ilan etti şimdide Venezuella’ya Guaido adlı kendi ajanını başkan ilan etti. Seçim yapmadan yetkisi olmadan tamamen askeri gücün sayesinde istediği saçmalığı yapmakta. Yaptıkları ABD içinde de sinir bozmakta. Duvar örmeler hükümeti dükkan gibi kapatmalar vb.
Trump’ın bir sonraki delilikleri Diclenin adını beğenmeyip Mississdicle yapabilir mi? Yada Türkiye’nin Başkenti Ankarayı beğenmeyip İzmir’i Başkent ilan edebilir mi? Yada daha ileri gidip Selahaddin Demirtaş’ı Başkan da ilan edebilir mi? Olmaz demeyin bu manyaktan herşey beklenir.
Türkiye Venezuella’ya sahip çıkmakta çok ama çok geç kaldı. Venezuellanın nerede olduğunu konuştuğu dili bilmeyen bürokratların doğru bir danışmanlık yapması zaten beklenemezdi kaldı ki ülkemizde de sıkıntılar çoktu. Chavez döneminde venezuellaya sahip çıkılsaydı Libya’da Kaddafiye destek olunsaydı bu günlere gelinmezdi. ABD tek tek ele geçiriyor Petrol çeşmelerini.
Bu saatten sonra yapılacak şey fazla değil ama olasılıkları iyi hesaplamak gerek. Türkiye, Rusya Federasyonu, Çin, Hindistan olabildiği kadar saflarını sıkı tutmak zorunda bundan sonra. Şurası açık ki Amerika, venezuelladan sonra sırasıyla İran’a ve Türkiye’ye Katar’a yüklenecek. Doları Petrolle güçlendirmek istemekte.
Buna karşı yapılması gerekenler.
1-      Siyasal olarak olabildiğince Rusya ve Çin ile Ekonomik ilişkiler güçlendirilmeli. Pekin İstanbul Hızlı Tren Yolu hızla yapılmalı.
2-      Çin Rusya ve Türkiye elektirikle giden arabaları ortak yapmalılar. Petrole bağımlılığı azaltmalılar.
3-      Ortak para Birimini çıkartıp kendileri ve Orta Asya Cumhuriyetlerinin kullanılması sağlanmalı ticarette. Avro ve Dolara bağlılık azaltılmalı olabildiğince.
4-      Rusya federasyonu kendi Füze Kalkanına dostları Türkiye, İran ve Çin’i de dahil etmeli.
5-      Türkiye’de Amerikan casusu bazı cemaatlere operasyon düzenlenmeli çünkü ülkeyi Amerikaya ilk önce bunlar satarlar eskiden de iş birliği içindeydiler ve hala Fatih’ta gizli gizli CIA Ajanlarıyla görüşüyorlar….
6-      Venezuella’ya acil Askeri üs kurulmalı ve Ülke petrollerinin tamamı ABD’nin eline geçmeden Maduro burayı Rusya Çin ve Türk Şirketlerine satmalı derhal hemde…
7-      Rusya Çin ve Türkiye Venezuella için toplantılar yapmalı. Ülkenin ihtiyacı olan ürünler acil sağlanmalı. Guaido adlı CIA Ajanı daha fazla deşifre edilmeli.

Eğer bunlar yapılmazsa sırayla önce Venezuella, sonra İran, sonra Türkiye sonrada Orta Asyada Kazakistan, Çin’in Uygur Bölgesi daha fazla karıştırılarak ABD yönetimi veya Ajan Başkanlarına geçer…
Allah Korusun….

7 Ocak 2019 Pazartesi

BOSNA ZİYARETİ ve ALİYA İZZETBEGOVİÇ İLE DERTLEŞMEK....


Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, gökyüzü, açık hava ve doğa

1991 yılında ilk defa o zamanki adıyla Yugoslavya olan Sırbistandan geçtim. Henüz Sırbistan Hırvatistan ile savaş halindeydi. O dönemde Hırvatistan Katolik olduğu için tüm Katolik dünyasından para ve silah yağıyordu özellikle Güney Almanya ve Avusturya başta olmak üzere. Sırplara desteği ise Rusya vermekteydi. Aradan çok geçmeden Bosna Hersek'te de bağımsızlık referandumu yapıldı ve Bosna Hersek'in bağımsızlığı bir çok ülke tarafından kabul edildi. Ancak Bosna içinde yaşayan Sırplar ayaklandılar ve Yugoslavyanın Federal ordusunun tüm gücünü arkalarına alarak büyük bir kıyıma başladılar. Bosna'da insanlık tarihinin en vahşi soy kırımı yapılırken tüm Avrupa ve Batı dünyası sadece izledi. 5 yaşındaki küçücük kız çocuklarına tecavüz etti Bosnalı Çetnik Sırplar. 50 bin müslüman kadın tecevüz sonucu hamile kaldı. Bir çok kadın kendini astı. 250 bin insan katledildi. Sadece nehrin kenarına getirilen binlerce esir gırtlakları kesilerek öldürüldü ve Nehir günlerce kan aktı. 



İşte o yıllarda ben de sadece 23-24 yaşlarında genç bir öğretmendim. Kazakistandan hergün Bosna'daki savaş haberlerini dinliyor kahroluyordum ölenler için. Aliya İzzetbegoviç'in diplomatik çabalarını izliyor ve tüm bosna için her gün dua ediyordum. Oraya gitmek ve savaşmak da istemiştim ama Bosnalılar "Bize savaşçı değil silah lazım" diyorlardı. Gerçekten silah yoktu ellerinde.

Parasını İran'in verdiği Malezya bandralı silah yüklü bir gemi Bosna'ya gitmek için yola çıktı. Hedefi Hırvatistan'da limana silahları indirmek ve bu silahların Müslümanlara ulaşmasının sağlanması vardı. Rusya İle arası iyi olan İran aslında Sırplarla müttefik olması lazımdı, ama ölen Müslümanlar o kadar büyük bir kıyımdan geçiyordu ki İran Malezya ile anlaşmış ve Lübnan'dan silahlar Hırvatistan'a ulaştırılması planlanmıştı. CIA bu silah yüklü geminin hareket ettiğini anladı ve Adriyatik'te bulunan NATO'ya bağlı gemilere haber verildi, Bosna'ya silah ambargosu uygulanıyordu çünkü. Gemiyi Nato'ya bağlı bir Türk Askeri gemisi durdurdu. O geminin kaptanı daha sonra Marmaris Deniz Üs Komutanı oldu. Eğer o gemi Bosna'ya ulaşmış olsaydı eğer o Geminin Adriyatik'ten geçişine izin verilseydi Bosna'da şu ankinden çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkacaktı. 

Ben hayatımda hiç bir zaman ne NATO'yu nede ABD yi nede Türkiye'nin ABD'nin 53. eyaleti olduğu 2010 yılı öncesindeki halini asla sevmedim. O gemiyi durduran Nato'ya da O geminin kaptanına da beddua ettim hep. O bedduam NATO'ya tuttu. Nato gittikçe zayıflamakta ve Türk halkının gözünden düştü. ABD de tıpkı NATO gibi Türk halkının gözünden düştü. Hem NATO hem ABD, aslında İslama ve Türkiye'ye inanılmaz zararlar verdiler. PKK'nın yanında ve terörün en büyük destekçisi ABD ve NATO olmuştur hep. İŞİD ve AL QAİDA gibi örgütler tamamen gizlice NATO CIA ve ABD kontrolünde kurulmuş terör örgütleridir. Bunları bugün serbestçe yazıyorsak bunun en büyük sebebi Türk Devletinin artık uyanmış ve Ulusal güçlerin eline geçmiş olmasından dolayı daha özgürce yazabilmekteyiz. Gerçi ben bu durumu 2010 öncesinde de kitabım ÇALINAN HAYATLAR MÜLTECİ de de açık açık korkmadan yazmıştım. Ancak Allah'a hamd olsun ki halkımız uyandı.
Bosna'da Sırplar tarafından kurşunlanmış ve hatta kurşun izleri hala dışında üzerinde olan ve dışı badana yapılmamış Senida hanımın bize kiraladığı evde kaldık. Evin içi çok güzeldi. O evde kalmak ve savaşın o dönemini hissetmek müthişti. Bu duyguyu  anlatmanın imkanı yok. 

Ben Saraybosna'da İzzetbegoviç'in mezarına gidince şunları söyledim

Görüntünün olası içeriÄŸi: 1 kiÅŸi, çim ve açık hava"Selamun Aleykum değerli Komutanımız ve liderimiz. Yanına gelmek nasip olmadı sağlığında. Şimdi gelebildim yanına. O zaman silah lazımdı en çok ve gelmek de kolay değildi. Sen 20. ve 21. yüzyılın sahabesisin bizim için. Seni Allah şahit sevdik. Mücadelen ve yazdığın kitap bir çok zihni aydınlattı. Sen Bosna'dan, Dr. Ali Şeriati İrandan, Mevdudi Pakistandan, Hasan El Benna Seyyit Kutup da Mısırdan İslam Ümmetinin diriliş ve direnişte önünü aydınlattınız. Bosna bugün barış içinde. Bosna bugün seni daha iyi anlıyor. Vefakar güzel yürekli Bosna halkı senin kadrini kıymetini de biliyor. Bizde biliyor ve seviyoruz. Rabbim inşallah ahirette karşılaşmayı nasip eder."

Mezarının kenarında HİLAL şeklinde havuz vardı. Havuzdan taşan su mezarlığın içinden Şehitliğin aşağısına doğru akıp gidiyordu. Hila'in tam ucunda Yıldızın olması gereken yerde onun Mezarı vardı. Ne anlamlı mezardı. 

Oradan ayrılırken içim çok buruktu hüzünlüydüm. Ancak gelmiş olmanın da sevinci vardı geç de olsa. Bosna bugün barış içinde ve Bosna Kosova Makedonya Arnavutluk çok daha fazla güçlü ve İslam öyle yada böyle daha da fazla adından söz ettirmekte edecekte.