www.islamastrolojisi.com "Adalet denge ve huzurun temelidir"

FATİHA EYLEM MANİFESTOSU www.islamastrolojisi.com
1-Etiklik (Eunsü)
2-Müteşekkirlik(Elhamdü)
3-Vicdanilik(ErRahim)
4-Sorumluluk(Yewmiddin)
5-Tevhit(İyyakena)
6-Meşru hedef ve Umutvar olmak(Sırat-ıMustakim)
7-Kimseyi taklit etmemek ve kendin olmak, samimi olmak(Gayrilmağdubi) #KABENİNHAYATŞİFRELERİ KİTABIMDAN ALINTIDIR...
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2020 Cuma

Garo Paylan Yalnız Değildir - Yanındakiler Kim Garo ?

 Sosyal Medya'da Garo Paylana yönelik linç girişimi olduğu iddia ediliyor ve onu destekleyenler ise #GaroPaylanYalnızDeğildir hashtag'i ile destek vermektedir. Gerçekte Garo Paylan temiz mi? Yanındakiler kim? Onlarda temiz mi?



2016 yılında Ermenistan'ın Başkenti Erivan'da çekilmiş bir resim. Üzerinde oynama PhotoShop yoktur.
Garo Paylan Yalnız Değildir evet, yanındakiler kimler peki?
General Vladimir Pogosyan (en sağda oturan) . Ermenistan'ın geçmiş cumhurbaşkanı Serj Sarkisyanın milli istihbarat  yardımcısı görevinde çalışmıştır. Serj Sarkisyanın yakın arkadaşıdır ve 90 lı yıllarda Karabağ'daki savaşta "eli kanlı cellat" olarak tanınır.
Hocalı katliamının senaryosunu, planını kuran bu generaldir. 1991 -1992 lı yıllarda da Ermenistan'ın Savunma bakanı, 1992-1993 lı yıllarda Ermenistan milli istihbarat Başkanı olarak görevini yapmıştır...
Nikol Paşinyan Ermenistanda hakimiyyete geldikten sonra ona muhalif olan tüm Sarkisyanın yakın adamlarını hapse attığından Vladimir Pogosyan Erivandan kaçmış ,bir süre Amerikada ,Los Anceleste yaşamıştır.
2019 da Paşinyan hükumeti tarafından geçmişteki Azeri katliamları hizmetinden dolayı da affedilmiştir. General Narek Gabrielyan (Garo Paylanın arkasında ayakta duran ) . Lübnan ordusunun ermeni asıllı generalidir. 1980 lerin sonu, 90 ların başında Asalanın emriyle Lübnan ,Ürdün ve Suriyeden topladığı ermeni katillerinden ibaret "Arabo " alayının yaratıcısıdır. Narek Gabrielyan bu alayın başına amansız cellat Manvel Yegizaryanı getirmiştir. 90 larda Azerbaycanın Karabağ ve etrafındaki illerinde amansız vahşilikler yaparak binlerle Azerbaycan Türkünün ölümüne sebep olmuştur. Ancak 1992 yılında 26 haziranında "Arabo " alayı Azerbaycan ordusunun Gence alayı tarafından Çaykend operasyonunda büyük yenilgiye uğramıştır. Çaykend operasyonunda Azerbaycan alayına komutanlık yapan Mehman Allahverdiyev'in başında durduğu alayın yaptığı savaş planında tuzağa düşen "Arabo " alayı 168 kişilik büyük bir kayıp yaşamıştır. Manvel Yegizaryan alayını başsız bırakarak savaş meydanından kaçmıştır. Garo Paylan böyle temiz(!) barış yanlısı(!) insanların yanında duruyor işte.
 


Evet bu resim de Garo Paylan açıkça görülmekte yanındakilerinde kim olduklarını Azeri Türk kaynaklarından öğrendim ve burada sizinle paylaşıyorum. Garo Paylan ve partisi her seferinde barıştan kan dökülmemesinden bahsediyor. Tamam güzel. 
Ancak peki neden Azerbaycan topraklarında kan döken zulüm yapan Ermenilerle ne işin var kardeşim demezler mi insana? Çıkın Azerbaycan topraklarından kan dökülmesin o zaman. Üstelik Azerbaycan ordusu Ermeni Ordusu gibi masum insanları tecavüz edip katletmiyor. 
Gerçekten kandan beslenen kim? Sizin düşünceleriniz ve yanınızda dikilenler oturanlar sayın Paylan.

Hadi bunu geç. Abdullah Öcalan PKK'ya HDP ve Demirtaş üzerinden 2013 de "Artık silahlı mücadele yapamazsınız. Türk devleti yakında çok ama çok gelişmiş silahlara sahip olacak. Keleşle meleşle mücadele olmaz. Silahları bırakın, sınır dışına çıkın, gerçek demokratik bir barış zemini oluşsun. Eyaletli Başkanlık sistemine Çözüm sürecine destek verin" dediğinde "Çözüm Süreci" başarılı olacakken PKK içindeki Amerikancı kanat bunu kabul etmedi. Ermeni kökenli PKK'lılarda zaten asla Çözüm Süreci istemediler. Dertleri Kürt kardeşlerimizin haklarının alındığı eşit ve demokratik şartlarda yaşamak değil Türkiye Cumhuriyetinden Doğuyu koparıp Ermenistan'a bağlamak vardı çünkü. 

İşte o dönemde Öcalan'ın dediğini yapan HDP ve Demirtaş bu yüzden çözüm sürecini devam ettirmek isterken PKK ve Amero Ermeni kanat asla bu süreci desteklemedi ve uykusunda o iki polisi şehit edip önce cinayeti üslendiler, sona kıvırdılar TAK yaptı dediler, sonra kıvırdılar Erdoğan o polisleri öldürdü çözüm sürecini bitirtmek için dediler, bu da yetmedi yemedi bazıları bu yalanıda, çözüm süreci bitsin diye Fetö CIA ortaklığı polisleri öldürüp ihale bizim üzerimize itildi diye masumları oynayıp bunu yandaşlarına yedirdiler. Yemeyen akıllı solcu Kürt kardeşlerimizde vardı tabi Onlar oyunu çok iyi gördüler. Ancak o solcu Kürt kardeşlerimizi susturmak için ellerinden gelen pislikleri yaptılar. Evlerine baskın düzenlediler, ölümle tehdit ettiler. Çocuklarını bile öldürmekle tehdit ettiler bunu yaparken arkalarına zaman zaman o bölgenin polislerini bile aldılar. İşte buna rağmen direnen elinden geleni gerçeklerle anlatan o Kürt kardeşlerimize de ajan, yandaş vb iftira atmadan da duramadılar. O gerçekten samimi Kürt kardeşlerimizin ne yaşadıklarına bizzat ben de şahit oldum....

Örgüt içinde Sakine Cansız gibi kıdemli Öcalan yanlılarını bile Çözüm Süreci bozulması için katledende AmeroErmeni yapılanmadır PKK içindeki o güçlü kanat. 

Garo Paylan Ermeni kökenlidir ve bizim onun Ermeni kökenli oluşuyla alakalı en küçük bir rahatsızlığımız olamaz. Türkiyede ermeni kökenli olan Hrant Dink gibi Hrıstiyan yada Çamlı Hemşin bölgesinde olduğu gibi Müslüman ve ülkesine bağlı (Ermeni kökenli) kardeşlerimize de asla sözümüz olamaz. Bizler faşist değiliz çünkü. 

Ancak gerek Garo Paylan gerekse ona sahip çıkan ve #garopaylanyalnızdeğildir ile ona destek verenler bilmeli ki, asıl kandan beslenenler Çözüm Sürecini Öcalan'ın itirazına rağmen bozan hendekte 18 bin gencin, dağda o dönemde İhalarla 4500 gencin, Afrinde 4500 insanın ölmesine yol açan PKK içindeki Amero Ermeni yapılanmadır. Bunlar Kürtlerin Müslüman olmasına bile tahammül edemeyip onlara İslamın Türkleşmeyi getirdiğini söyleyerek Suriye'de Amerikalı Subay Papazlarla Suriyeli müslüman halkı Hristiyanlaştırmaktadırlar da... 

Hani PKK komünist bir örgüttü? Hani anti Emperyalistti? Şu anda Fransasından Amerikasına kadar mücadele eden Türkiyenin yanında olan Küba Venezuella Kuzey Kore gerçekten Komünist ve Anti Emperyalist oldukları için Erdoğan'ın mücadelesine destek vermekte. Erdoğan'ı Amerika The CİAmaat üzerinden hasta etti. İyileşmesini sağlayan Kübalı ve Çin'li doktorlardır. Komünist olduğunu iddia eden PKK YPG HPG vb bunlara destek Emperyalist Kapitalist batıdan geliyorsa bunda düşünen her solcu için ibretler vardır.

Türkiyen'in en büyük sorunu Tevhit nedir bilmeyen sarıklı sakallı muhafazakar olan Medineye Varamadım Gül kokusu alamadımcı sağcılar ile
Şu anda Erdoğan muhalifi olsun da isterse Ermeniyle bile iş birliği yaparım diyen İzmirin Dağlarında oturup kalmış sözde solcu kafalardır....





6 Mayıs 2020 Çarşamba

KOMÜNİZM SORUSALINA TEVHİTSEL ANALİZ. DEVRİM AHLAKI

Esasen Komünizm ile İslamın Kapitalizm hakkındaki eleştiri ve tespitlerde ortak bir sürü yan vardır. Ancak Komünist Devrim ile Mekke İslam Devrimi arasındaki temel fark Ahlaktır. Çünkü Komünist düşünce, devrime giden yolda her şeyi mubah görür. Aynı komünistler Kapitalistlerin kar elde etmeye giden yolda her şeyi mubah görmelerini ise acımasızca adice bulur ve eleştirirler. Komünizmin en büyük çelişkilerinen biride budur. Kapitalizmin acımasızlığına karşı devrimsel sonuca gitmede süreç değil sonuç odaklı olma ve bu uğurda etik ve adil davranma konusunda umursamaz ve görmezden gelici tavır içinde olmalarıdır. Kapitalizmin Kar ve Kazanç sömürmede sonucu öncüllemesi ve süreçte herşeyi mubah görmesi gibi durumun aynısını komünizmde devrimsel sonuçta göstermektedir aynı etik dışı ve adil olmama durumunu. Esasen Komünistlerde Devrimsel Ahlakı da asla yoktur çünkü Ahlak kavramı ruhani ve vicdani bir olaydır ve zaaftır onlara göre, geleneksel inanç ve dogmaların kadın üzerine baskı aracıdır şeklinde konuya bakarlar. "Komünizm için her eski kötüdür her yeni iyi" ve bilimseldir. Bu konuyu anlamanız için şöyle de açıklayabilirim. Hz Muhammed Komünist olsaydı putlarla beraber Kabeyi de yıkardı kendi heykelini koyar her sene Mekke'nin fethinin yıl dönümü olan 1 Ocak ta Devrim töreni yapılırdı. İslam Devrim Ahlakı iyi olan eskiye dokunmaz. Her yeni de iyi değildir. Bu manada iki düşünce sistemini ayıran en temel konu da Ahlaktır.... Buna mukabil her Müslüman ahlaklı değil her komünistte ahlaksız değildir.
Çeklerini ödemeyen verdiği sözü tutma ihtiyacı duymayan, yalancı bir sürü namazlı abdetsli oruçlu müslüman görünümlü ama aslında sünnetli gavur olabildiği gibi, sözünde duran çeklerini ödeyen kültürlü sözünün eri, islam karakterine sahip ibn. d.nme ateist vb de vardır. Yani konuyu özetlersek ib.elik yapan müslüman tüccar da vardır, tevhidi adil etik davranan ib.e de vardır.
islamın en önde gelen birinci şartı kesinlike EunzubillahimineşşeytanirRACİMden dolayı Ahlak konusudur. Çünkü taşlanan ahlaksız nefs ve şeytandır bu sözde. Müslümanın ahlakı yoksa taşlanmış, sorumsuz ise taşlaşmıştır.
Karakteri recim olan bir kişininde kıldığı namazın tuttuğu orucun söylediği tevhit ikrarının bir anlamı da kesinlikle yoktur(Bkz Maun Suresi). Rahman ve Rahim Allahın adıyla başlamak için sadece devrim de değil tüm unsurlarda ahlak öne çıkmakta ve ahlak sadece ırz meslelerinde değil hayatın tümünde öne çıkan en önemli konudur...


24 Nisan 2020 Cuma

TÜRKİYEDE SOL VE SAĞ TERÖR, MEZHEP İLİŞKİSİ

Aslında bu yazdığım konu tamamen bir tez konusudur ve terörün sosyo kültürel etnik alt yapısıyla olan alakasının irdelendiği bir yazıdır ve geleceğe ışık tutması ve sorunların çözülmesi için kaleme aldığım bir yazıdır.

Terör kelime olarak tethiş korkutma yoluyla kendi ideoloji ve isteklerini elde etmeye çalışan illegal durumdur. Türkiye yıllarca hem sol hemde sağdan terör örgütleriyle uğraşan bir ülke oldu. Peki terör mezhep ve terör ile siyaset tarihi ilişkisi nedir?

Türkiye'de dikkat ederseniz sol terör örgütlerinin tepesinde genelde Tunceli bölgesi Alevilerinin olduğunu görmekteyiz. Peki niçin o bölge?

Tarih boyunca Tunceli bölgesi gerek mezhepsel gerekse duruş olara Anadolunun genel inanç yapısının dışında kalmıştır. Osmanlı zamanında da çeşitli sıkıntılar yaşayan Tunceli bölgesi özellikle padişah Sultan Selim döneminde İran ile iş birliği yapma endişesiyle Tunceli Alevilerinin baskı ve sıkıntı gördükleri aşikardır. Tunceli Alevileri Cumhuriyetin ilk yıllarında da muhalif olmuşlar ve bunu direnişle yapmışlar o dönemde yeni kurulan Cumhuriyet tüm muhalif sesleri sistemin tam oturması için kısmak ve Batı'ya verilen Lozan'daki sözleri tutmak adına tam otorite sağlamak için çok sert önlemler almıştı. Bunun neticesinde bir çok maduriyetler doğmuştu. Cumhuriyetin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen bombalarını muhalif Tuncelilerin üzerine atmıştı. Tunceli nüfusu zorunlu göçe tabi tutularak Türkiyenin her yerine dağıldılar. Tunceli halkı Alevi kültürünün öğrenmeye verdiği önemle gittikleri tüm illerde okuyup devletin üst kademesine gelmişlerdir. Atatürk döneminde gördükleri sert tutuma rağmen yine Atatürkçülüğü benimsemişler OSmanlı Sünni Devletinde yaşamaktansa Atatürkçü Laik Demokratik devlette yaşamayı yeğleyerek bir çoğu bu şekilde Cumhuriyete sahip çıkmıştır. Diğer taraftan buna itiraz ederek çeşitli terör faaliyetleri içinde bulunan Sol Örgütlerin en tepesine baktığımızda yine başta Tunceli Alevilerinin olduğunu görmekteyiz. Sol Marksist Örgütler ki PKK dahil üst düzey yönetimde Alevi Kürt unsurlara daha fazla güvenmişlerdir ve ancak 28 Şubat sonrasında Devletin İslamcı kesime son derece sert davranması sonrasında yavaş yavaş PKK da Sünni Şafi kökenli de olsa üst düzey yönetici ve komuta kademesine izin verilmiş durumdadır ancak yine de en tepe dediğim kesimdedir genelde.
Peki onca sene geçmesine rağmen neden bu öfke?
Bu öfkenin en büyük nedeni bu bölgede yaşayan ve geçmiş baskı ve zulümleri nesiller boyu aktaran ve bu hikayelerle büyüyen bazı Alevi Kürt unsurları içlerindeki öfke ve hıncı giderek çoğaltmışlar devletten islamdan ay ve yıldızdan o kadar nefret etmişlerdir ki 2010 yılı sonrasında Komünist ideolajiye ters bir şekilde Amerika ve AB ile iş birliği daha yapma yoluna gitmişlerdir. Bu örgütlerin beslendiği asıl yer şu an Türkiye'Nin Nato sözde Müttefikleri Belçika Almanya ve Fransa gibi ülkelerdir. Terör örgütleri rahatça bu ülkelerde Alevi Kürt kökenli Türkiye vatandaşlarından veya İltica yoluyla vatandaşlıktan çıkıp o ülkelerin vatandaşı olan unsurlardan aidat bağış adı altında zorla para toplamakta ve örgütlerine finansman sağlamaktadır. Üstelik Türkiye bu unsurlarla savaşmak için parasıyla silah almak istediğinde ambargo ile karşılaşmaktadır.
Gerçekten 2010 yılı öncesindeki Türkiye ve 2010 yılı sonrasındaki Türkiye tamamen farklı iki Türkiyedir.
Türkiye'de sağ kanat terör örgütlerinde ağırlığı yine Amerika destekli terör örgütleri çekmektedir. Amerika sadece sol değil sağ terör örgütleriyle de diyalog ve iş birliği içindedir. İşid El Kaide Taleban Cehşullah Fetö sayısız terör örgütlerinden sadece bir kaçıdır. ABD gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında Yeşil Kuşak Nato projesi kapsamında Sovyetlere karşı İslamı kullanma prensibinin uzantısıdır bu örgütler. Bu örgütleri incelediğinizde Fetö dışındakilerin genelinde ŞAfi Maliki Vahabi Hanbeli mezheplerinin mensupları çoktur çünkü bu mezhepler Hadislerin içinde bulunan (Tabi ki çoğu yalan hadis) öldürme katletme köleleştirme satma cariyeleştirerek ırza geçme 9 yaşındaki kızları satma cariyeleştirme selahiyetini batılı dille lagalizasyonunu tamamen bu sahte hadislerden alır ki zaten o hadisler de İslamın Vahiysel anlayışını tamamen FELÇ etmek için uydurulmuştu Yahudi Kökenli müslümanlar tarafından. Tabi şimdilik bunları yazacak konuşacak cesarette bir din adamı pek yok Türkiye'de ama eğer terörün fikirsel kaynakları kurutulacaksa öncelikle Kuranı İlkesel (Tarihselci ve semantik yaklaşımdan çıkan sonuçlarla çıkarılan prensiplerle) anlama bu anlayış üzerinden akılla Hadislerin sahtelerinin kesinlikle çıkarılması gerek. Ancak Türkiye'de büyük bir parasal gücü yöneten ve ekseriyeti düşünme özürlü ve geleneksel olan bazı cemaatler kendi mensuplarını aptallaştırıp Sırat köprüsünden geçirme vaadi şefaat (Dinsel Torpil) ile kandırıp hem mali hem cinsel olarak da sömürebilmektedir. Bu konuda açılmış davalar hükümler mahkemelerde vardır ve o şeyhlerin işledikleri suçu dayandırdıkları kitaplar hala satılmaktadır kitapçılarda.
Devlet inançsal bilgileri okullarda kendisi verirken artık karşısındaki gençliğin sorgulayan soran merak eden ve ders veren hocaları ve müfredatı geriden gören bir nesil olduğu ve okumuş sorgulayan ateistlere cevap veremeyen din anlayışının artık giderek zayıfladığı da görülmektedir. Her sene daha fazla genç Sosyal Medya Ateist sayfalarında kendini beğenmiş ve herşeyi bildiğini sanan bazı züppe Odtülü vb sol okullardan mezun olanların gazına gelip ateizmi deizmi artık kendi ailelerine karşı savunmaya başlamış ailelerin çoğu zaten araştıran Kuranı bilen olmayıp, geleneksel islamcı olduğu için o sorulara cevap verecek durumda olamayıp üzüntü içinde evlatlarının ateistleşmesine deistleşmesine hatta bazılarının farklı dinlere mensup olmaya başlamasına kaygıyla bakmaktadır.
Evet
Bir tarafta sol ve sağ terörün kullandığı mezhepler diğer tarafta bu sorunlarla nasıl baş edeceğini bilmeyen kalabalıklar.
Benim buradan akademisyenlere diyanet görevlilerine devleti yöneten bürokrasiye ricam şu. Mevcut anlayış ve oy kaygısı ile geleneksel islamcı tarikatlere boyun eğilmesi demek zamanla ülkeyi daha büyük tehlikeye atar. İslami Araştırmalar çok daha ciddi tarafsız ve cesur yapılmazsa ve Buhari Allahın yerine konulmaya devam edildikçe RivAyetler Ayetlerin önüne geçirilip Peygamber Abduhu ve Rasuluhudan çıkarılıp İLAHLAŞTIRILDIKÇA daha çok gencin ateist ve teist olmasını bekleyebilirsiniz. Önceki Diyanet İşleri Başkanı sorunu görmüş ve bunun için çabalıyordu. Şimdiki Diyanet işleri başkanı Türkiye'de bulunan ve Hükümete oy deposu zannedilen ( En küçük güç kaybında o cemaatler kesinlikle kaypaktır hemen Amerkan yanlısı sağcı başka bir lidere kayıverirler) elden gidiverir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önüne mevcut inançsal durumlardaki depremler Ateizmin fazlalaşması ile alakalı raporların gittiğini biliyorum. Sayın Erdoğan'ın hataları olsa bile iyi bir siyasetçi ve insan olduğuna inanıyorum ama bu konuda daha cesur olmalı ve gerek Kuran bilgisi (Arapça kafa sallayarak okumayı kastetmiyorum) gerek siyer bilgisi ( Hz Muhammedin hayatı) yüksek ve mevcut sorunlara cevap veren bir imam hatip açılmalı. 28 Şubat döneminde değiliz. Artık başörtüsü bir dava sembolü olmaktan Başakşehirden itibaren çoktan çıktı. Silikonlu dudakları lüks ve şımarık tavırlı kalkık kaşlı Süslüman Burjuvazi de İslamdan nevret edilmesine yol açmakta (Başakşehirde 8 sene yaşadım gördüm).
Türkiyede dikkat edilmez ise o ateist gençlik zamanla Komünist Anarşist Faşist gibi uç eğilimlerle toplumun yeniden uç kavgaların içine çekilmesine neden olabilirler.
O gençleri dini bütün olsun ve toplumsal kontrol daha iyi olsun diye geleneksel cemaatlere vermek o geleneksel cemaatlerin önünü açmak daha fazla o gençleri islamdan buna izin veren devletten bayraktan ülkeden soğutacaktır.
Ben bunları Hollandada Tercümanlık yaparak sol örgütleri tanımış, Kazakistanda öğretmenlik yaparak Yeşil Kuşakı görmüş biri olarak ve çocukken ateist olup sorgulayarak İslama inanmış eski bir ateist olarak yazma ve altını çizme gerekliliği gördüm.
Kuran Müslümanlığı umudumdu ama onların önde gelenlerinin de ateist sayfalardaki bazı Odtülüler gibi kendi  kibirlerinde ve egolarında boğulduklarını görüp kitaplarıma ve kendi misyonuma döndüm.
Kimbilir belki biri bu yazdıklarımı görürde inşallah Akademik bilimsel bir çalışmanın içinde değerlendirir...
Tüm bu geri kalmışlığın nedeni geleneksel islamcıların şu rivayete inanmaları "Şeytan aklını kullanıp sapıttı. Ben ateşten adem çamurdan yaratıldı ben daha üstünüm, dedi" diyerek kendi cemaatlerine düşünme ve felsefeyi yasakladılar. Bilimsel düşünmenin yerini başka ilimlerle doldurdular.
HAVAS mı istiyorsunuz? Kabenin Hayat Şifrelerinin tamamını okuyun diyorum Geleneksel İslamcılara.
Anlarlarsa tabi...

Bir sözümde kendini devrimci sanan yeni yetme komülere
"Onlara bozgunculuk (terör) yapmayın dediğinizde onlar hayır biz ıslah ediyoruz (devrimcileriz) derler" KURAN

Evet Komüsnit devrimin ahlakı yoktur ahlaka inanmaz o yüzden eski olan ne varsa devirir iyi olmasına bakmaz.
Mekke Devrimi tarihin en ahlaklı devrimiydi. Her eski kötü değildi her yeni de iyi değil.


Sözlerimi yine Kainatın Asıl Efendisi (Hz Muahmmed değil Haşa) Allahın sözüyle bitiriyorum...
"Allah aklını kullanmayanların üzerine pislik yapdırır" KURAN





28 Mart 2020 Cumartesi

ASTRO CORONA VE YENİ DÜNYA DÜZENİ


Yazılarımı düzenli olarak takip edenler ve kitaplarımı okuyalar bilirler. Kova Burcu’na Satürn gitmekte ve Zodyak’ta 11. Ev Kabe’nin Doğu köşesi ve Kova burcunu simgeleyen tarafıydı. Satürn sınav demek zorlanma sabır demek astrolojide. Corona virüsü ilmin olması durumun da gidip almamız gereken ÇİN’i işaret eden Kabe’nin doğu tarafında aklın bilgeliğin olduğu yöndü Çin. 11. Ev demek Kabe’nin tavaflarının başladığı yerdir. Bir olmak beraber olmak cem cami Cuma cumhur cumhuriyet olmanın evi 11. Ev. Ayrıca Come Community Common Communism’in simgelendiği yer 11. Ev. Çin Kova burcu bir ülke. 6 Ekim de kurulsa da Terazi burcunun Kova dekanın da özellikle olarak Kova’yı çok yansıtmakta.
Tavsiyem mutlaka herkes birbirini telefondan da olsa hal hatır sormalı. Özellikle Cumartesi sanah kuşluk vakti sadakaları eksik etmemek lazım. BAsıt Fettah Latif esmaları ile RAbbimizden yardım isterken yüzümüz olmalı bizde yardım etmemiz lazım muhtaçlara. 
Peki Satürn ne kadar süre Kova’da kalacak?
Yaklaşık olarak 3 sene süren bu süreç başladı sayılır. Bir ara tekrar oğlak burcuna da geçse de tekrar Kova’da olacak Satürn ve Kova’nın etkilenmesi devam edecek. Kova’daki değişim aslında Oğlaktakinden daha fazla olacaktır çünkü Oğlaktayken dünya ticaretine darbe vuran Satürn Oğlak’ta yeni tip ticaret anlayışını da ortaya koyacaktır. Evden internetten iş yapanların işine bir şey olmadı. 11. Evde sembolize olan Tavaflar durdu. Say’lar durdu. 11. Ev de sembolize olan Fatiha’nın ilkeleri özellikle Elhamdülillahı Rabbul Alemin olan en önemli ilkeyi yansıtan HAMD anlamına gelen SAFA tepesi üzerine Satürn geldi. Evet gerçekten Hamd etmeyenler şimdi gerçekten hamt etmek ne demek bilecekler. Verilen nimetlerin hesabının da verileceği zamanlar. Corona Virüsü laboratuvarda üretilen bir virüs ama sonuçları nereden bakarsak bakalım rahmani sonuçları da doğurmaya başladı. Eskiden beğenmediği yemeklere burnunu kıvıran insanlar şimdi kuru ekmeğe muhtaç olmaya makarnaya şükretmeye başlayacaklar.
Hepimiz tüm insanlık 3 sene boyunca ayağımızı denk almak zorundayız. Elimizden geldiğince dikkatli yaşamak zorundayız. Bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak sağlığa hijyene önem vermemiz gerekmekte.
Bu virüsle yapılmak istenen nedir?
Bilindiği gibi ABD başkanı Trump ABD içindeki  60 milyon evsizin sokakta yaşadığını bilerek daha ulusalcı Amerikan halkının çıkalrını koruyacağına dair söz verdi bunun işaretlerini dile getirdi. Yıllarca Türkiyeyi sömüren IMF’ye karşı Türkiye son 20 yılda IMF borçlarını da oradan emirler almayı da bıraktı. Hükümet batılı müttefiklerinin dikte ettiği ne varsa karşı koydu. Hüküetin ve onu yöneten Erdoğan’ın bu tavrının aynısını Amerika’da Trump kesinlikle uygulamaya koydu Erdoğan ne dediyse o da yanışını İngilizce olarak halkına söyledi. Evet Erdoğan Türkiye’nin içindeki Oligarkları susturdu başta Aydın Doğan ve Koç holding ve Tüsiad olmak üzere beyat ettiler.
Ya Trump? O bunu yapmaya çalıştıkça Oligarklar azdı. Azil sürecine soktular Trump’ı. Trump Kudüs’ün İsrail başkenliğini tanıyan kararı ve Siyonistleri memnun eden tavırları yüzünden ultra üst zengin Amerikalı Emperyalist özellikleri Siyonist özelliklerinden fazla olanların geri çekilmesine yol açamadı ama onları yavaşlattı. Trump Azil sürecini atlattı. Ancak o çevreler yavaşlasa da devam ediyorlar. Bu virüsle bir taşla 100 kuş vurdular.
1 Virüs ile hızla yükselen Çin’e fren bastılar. Çin’in başına hangi belaları saracakları belli değil. Corona öncesinde de Doğutürkistan’daki Baskıyı abartarak haber ajanslarına ve yandaşı ajanlarına paylaştırdılar. Çin’in imajını mahvettiler son 6 ayda.
2 AB Vatandaşları sigorta bilinci içinde olan insanlar. Yıllarca Avro ile ödeyip elde ettikleri özel sigorta haklarının meyvelerini yaşlanınca yemeye başlamışlardı. Ancak AB içinde genç nüfus az ve yaşlılık sigortasına yeterince ilgi göstermedikleri için o çevrelerin sigorta firmaları zarar etmeye başlamıştı AB’de. Virüs en çok yaşlıları öldürdüğü için emeklilik maaşı ödemekten kurtuldu bu şirketler. 65 i bulamamış yaşlılarda halen ölünce yerine hem gençler gelecek hemde emeklilere maaş ödemekten kurtulunacak ve sigorta paraları bir şekilde onların fonlarına daha kolay geçecekti.
3 İnsanların haksılıklara karşı devrimci duruşları bu hastalık sayesinde eve kapanma ve bencilleşmelere de yol açsın istenmekteydi. Devrimsel sürece engel de olunmuş oldu çünkü insanlar birbirinden uzaklaştı. Aile dostluklar vb bir çok kavram yok olmaya başladı.
4 Ellerinde tuttukları aşıları satmak için hastalığın daha da yayılmasını beklemekteler. Ancak daha beter virüsler üretecekler. Öyle ki insanlar kendilerinin kontrol edilmesine razı ve memnun olacaklar yeterki yaşayabilsinler.




12 Şubat 2020 Çarşamba

IDLIB ve ASTROPOLİTİKA


Image result for idlib haritasıRusya ve Türkiye'nin ilişkileri 2001 yılından itibaren arttı. Özellikle Amerika'nın hegamonyası altındaki Fetö örgütüne yönelik operasyonlardan sonra 2012 yılından itibaren hızlanan ilişkiler 2015 yılında TSK içindeki Fetöcü unsurlarla AK Parti içindeki Fetöcü siyasilerden bazılarının yüzünden yaşanan Uçak krizi sebebiyle Rus Türk ilişkileri gerildi. Sonrasında Doğu Perincek ve Cavit Çağlar'ın şahsi çabaları sayesinde kriz aşıldı ve Türk Rus ilişkileri yeni dönemece girdi. Eskisinden daha güçlü bir siyasal ilişki ortaya çıktı hatta Rus diplomatını Fetöcü bir polisin öldürmesiyle bile ilişkiler bozulmadı.
Ancak şunların altını çizmezsek olmaz.
1- Fetö ve Türkiye'de bazı (hepsi değil) tarikatlar Amerikancıdır. Rusya İran ve Çin'den öyle nefret ederler ki Amerika ve Britanya AB ile gizli görüşmeler yürütürler ve kendi ülkelerinde de bu tarikatlara izin verilir para toplarlar ve güçlenirler. Bu Tarikatlar Nato ve Batı için ajanlık görevi yapmaktadırlar. Bu tarikatların bazıları hükümete oy potansiyeli gibidir ama aslında Hükümet'in Rusya Çin ve İran'la ilişkilerini beğenmedikleri için gizli gizli sağcı muhalefetle görüşmektedirler.
2- Türkiye 1919 yılında başlattığı Bağımsızlık mücadelesini Cumhuriyeti kurarak önemli yol alarak devam ettirdi ama Amerika ve Nato ile 1950 li yıllarda Adnan Menderes döneminde geliştirel ilişkiler yüzünden bağımsızlığını tamamen sağlayamadı. Ülkemiz Amerikanın gizli söürgesi olarak kaldı. Nato, Gladio yapılanmasının benzerini ülkemizde Fetö başta olmak üzere Nazım Kıbrisi gibi isimlerle oluşturdu.
3- Son dönemde gittikçe güçlenen ÇİN'e karşı Doğu Türkistan kartını ABD açtı. Doğu Türkistan da ki baskı abartılarak daha da ajanları vasıtasıyla ülkemizde ÇİN imajına darbe vuruldu. Çin Türkiye'den heyet gönderip inceletmesini istedi. ABD yetiştirdiği Vahabi Uygur Teröristleri ile Çin içindeki terör faaliyetlerini asla ama asla gündeme getirtmedi. Silahla masum Çinlileri katleden Vahabi teröristleri dünya hiç konuşmuyor. Niçin?
ABD ve NATO, Çin'den batıya göç eden Uygurları oturma izni karşılığında terörize etmekte. Onları yetiştirmekte ve terör faaliyetlerinde kullanmakta. Mesela İdlib'de El Kaide uzantılı teröristlerin içinde hiç de azımsanmayacak Uygur teröristinden halkımızın hiç haberi var mı? Yok. Niye? Çünkü yazmıyorlar yazmaya korkuyorlar. Ben yazmaya kararlıyım. O teröristlerden eskiden İstanbul'da Başakşehirde gırla gitsin doluydu. Yaza yaza onların oradan temizlenmesi sağlandı. Hala Litvanya Letonya devletinin himayesinde aldıkları oturumlarla arasıra Başakşehirdeki akrabalarını ziyarete gelmekteler. Peki onları Nato neden özellikle Litvanya Letonyada tutuyor?
Çünkü sadece Çinden gelen uygur değil aynı zamanda Çeçenistandan kaçan ABD ve Nato'nun yetiştirdiği Vahabi teröristlerde bu ülkelere sığınıyor.
Halkımız bunları biliyor mu hayır?
Rus Çeçen Savaşında bir çok ülkücü Gürcistan üzerinden Çeçenistana gitmek istediğinde ABD onların Çeçenistan'a geçişine izin vermedi ama Vahabilerin geçişine kolayca izin verdi. Ülücüler oradaki savaşa 90 lı yıllarda Azerbaycan üzerinden yaptıkları geçişle katılabildiler. Dünyada Terör olaylarını başlatan büyüten silah olarak kullanan ve can yakan iki organizasyondur ABD ve NATO.
4- Rusya Federasyonu'nunda hataları var. Mesela hala PKK ve HPG'yi terör örgütü olarak tanımlamıyor. Kürt halkının temsilcisi olarak PKK ve HPG'yi görüp bu konuda inisiyatifi Amerika'ya bırakmak da istemiyor. Yıllarca Türkiyeden de Çeçen savaşçıları desteklememesini bekledi ama. Türkiye kendi ülkesinde Çeçenistan'da savaşmış vahabi bırakmadı. Türkiye'de bu onuda samimiyet sınavını geçti Rusya geçemedi. Ancak Rusya Türkiye ilişkileri son 10 yılda o kadar gelişti ki Rusya hiç bir zaman güvenmediği Türkiye'ye s 400 gibi gelişmiş bir silahı verdi. Türkiye'nin Nükleer güce erişmesini sağlamak içinde samimi çaba ortaya koydu. Ülkemizden tarım ürünlerimizin çoğu zehirli ilaçlı sağlığa zararlı olduğu halde ürün almaya devam etti ediyor. Gaz tedariki konusunda güvenip boru hatları yaptı. Turiszmde milyarlarca dolarlık çıkar var.
RUSYA FEDERASYONU ile ilişkiler BOZULMAMALI ASLA...
5- Türkiye Adana mutabakatını işletmeli. Esad rejimini devrerek İsrailin güvenliğine katkı sağlamayı bırakmalı. Nato'nun ABD nin müttefikiz yalanı İdlib de geçerli Rojava da PKK ile müttefik olduklarını gördük. Türkiye Rusya Esad ve İran ile anlaşmaya vararak güven arttırılmalı. Bölgede Filistin'in yanında yer alan Esad ile savaş derinleştirimemeli. İdlib meselesi halledilmeli halledilmezse önce Rusya'ya İran'a olan halkımızın güveni tamamen azalarak ABD ve Batı'ya olan teveccüh artar. İdlib denizine düşen Türkiye BATILI köpek balığına sarılmamalı. Unutmamak lazım ki Suriye devleti hala BM de Suriyeyi temsil etmekte. Suriye devletini zayıflatmak PKK yı da güçlendirmek demek hamisi İsrail'i ve ABD yi de güçlendirmek demek. Burada hassas dengeler gözetilmezse TSK içindeki NATO'CU ve ABD ci subayların elleri güçlenir. Bu Türkiye'nin eski Türkiye olmaya doğru gitmesi demek...
Evet TSK içinde hala NATO ve ABD yi güçlü bir şekilde destekleyen Subaylar var. Bunların bir kısmı ülke içindeki NATO cu ve ABD ci bazı tarikatlarında sempatizanları da. Sadece FETO nun subayı var sanılıyorsa bunda halkımız yanılıyor. Tarikatlar ülkemizin malesef bir gerçeği ve o tarikatlar yüzünden de Ateizm ve Deizmin arttığı da diğer bir gerçek...
Gidişat nereye?
Erdoğan dönemi maalesef hızla sona doğru gitmeye başladı. Senelerden beri Bağımsızlık için verilen mücadele konusunda bizzat Başkan Erdoğan'ın yanlış siyasetleri eski Türkiyeye dönüşü hızlandırmakta. Bunu söyledikleri zaman bazıları bu yazıyı okuyunca "Nereden biliyorsun Müneccim misin?" diyecekler. Evet Müneccim'im, her ne kadar Hakan Kırıkoğlu gibi Müneccim Başı olmasam da İslam Astrolojisi'nin Müneccim başıyım.
23 Aralık 2011 de ilk TV programımda 2012 yılında ciddi sınavlardan geçecek bu devlet Ekim 2012 de başlayacak dediğimde (Videoları hala bende var) herkes şaşırmıştı stüdyoda. Devlet 2012 den beri büyük bir savaş verdi. En ağırı 2012 2015 ve akabinde 2015 2017 yılları arasında oldu. hala kendimizi doğrultamadık. Niye oldu bunlar?
Burası Astro Politiğin konusu
Akrep burcu olan devlet Satürn'ün sınamasından öyle bir geçmeye başladı ki, 7. evinde Akrep bulunan BOĞA Stelyumlu Fethullah Gülen tüm ilişkilerinde ortaklıklarında ayrım yaşadı. Fetöcüler kadar güçlüydüler ki devlet içinde devlettiler. Onlardan kurtulmadıkça bağımsızlık gelemeyecekti. Bu süreç 2010 yılında yavaş yavaş başladı. 2012 de gittikçe artmaya ve 2013 de Mayısta Gezi olayları ile gençlerin daha fazla ayaklanması için gençlerin kafasına fişek sıktıran Polis Amiri ve Valiye medya üzerinden The CİAmaatin adamları hesap vereceksiniz bir gün diye yazdım köşe yazılarımda. O amir ve Vali şimdi hapiste.
2017 2020 arasında Türkiye orataklarını değiştirdi tamamen. Batı ile ortaklığı evliliği bitme noktasındaydı. Boşanma Türkiyenin 7. evindeki satürnden gelen işaretle devam etti.
Şimdi 2020 yılında Türkiye ve Batı boşanma arifesindeyken tekrar evliliği devam ettirmenin yolunu arıyor görünmekte. Rusya'nın savaşta olduğu Ukrayna'ya milyonlarca dolar vermek, Suriye'de Adana Mutabakatına dönmek güçlendirmek konuşmak yerine İdlib bataklığına düşmek. ABD ve İşgalci siyasetlerine karşı Bağımsızlığımızı güçlendirmede destek alabileceğimiz Rusya'nın Gazı Turistine Çin'in sermaye ve teknolojisine, ve İran'ın petrolüne sırt döndüğümüzde ne mi olacak?
son on yılda  ne yapılmışsa her şey çöp olacak....

Çünkü bu gidişle AK Parti demiyorum Erdoğan'ın yüzde 51.5'lik oyundan yüzde 2 lik bir oy kaydırmayı başaran Erdoğanı Türkiye'yi Libya ve Suriye bataklığına çeken İkindi namazını Şam'da kılamayan Davutoğlu Ekrem İmamoğlu'nu 2023 de başkan yapacak, Türk halkını bataklığa top yekün çekecek sayın Davutoğlu....

Sonra ne mi olacak?

Merhaba IMF (Ekreme oy veren gençler tanışacak IMF ile. IMF ile masaya oturmak ülkenin şeref ve haysiyeti nasıl yok oluyor bilecekler. Iphone'lerını göremeyecekler bir daha)
Merhaba Zamların en alalısı ( GENÇLER Zamları öyle 6 ayda bir değil daha sık görecekler. Belki süpermarkete yürüyerek gitmekle koşarak gitmek arasındaki fiyat farkı nedemek bizim gençliğimiz gibi görecekler o günleri)
Merhaba 2 haneli daha fazla faiz rakamları ( öyle yüzde 9 veya 15 gibi değil yüzde 120 faizleri görecekler. Ütopik geliyor değil mi?)
Merhaba ABD li ve Britanyalı Sermaye baronları
Merhaba yoksulluk
Merhaba MIT içine yeniden yerleşecek olan CIA FETO MOSAD ajanları
Merhaba Faili meçhuller ( İnsanları öldürüp Muvahhit Selam Tevhit diye g.tlerinden örgüt uydurup onun üzerine atacaklar masumlar hapse girecek)
Merhaba Kürt halkına faşist dayatmalar ve zulümler (PKK Güçlensin diye tabiki yapılacak bunlarda tıpkı 80 ve 90 lar gibi. Batı doğuyu istemeyecek bu sefer)
Elveda İHA'lar SİHALAR
Elveda Nükleer Füze Vizyonu
Elveda Doğu Akdeniz
Elveda Kuzey Afrika
Elveda Orta Asya
İşte buraya çiziyorum bunlar olmazsa ben de Ayhan değilim.....
-----------------------------------------------------------------------------------