www.islamastrolojisi.com "Adalet denge ve huzurun temelidir"

FATİHA EYLEM MANİFESTOSU www.islamastrolojisi.com
1-Etiklik (Eunsü)
2-Müteşekkirlik(Elhamdü)
3-Vicdanilik(ErRahim)
4-Sorumluluk(Yewmiddin)
5-Tevhit(İyyakena)
6-Meşru hedef ve Umutvar olmak(Sırat-ıMustakim)
7-Kimseyi taklit etmemek ve kendin olmak, samimi olmak(Gayrilmağdubi) #KABENİNHAYATŞİFRELERİ KİTABIMDAN ALINTIDIR...

15 Eylül 2016 Perşembe

RUSYA DOSYASI (Son 16 Yıl Rus Türk İlişkileri Analizi)

RUSYA DOSYASI  (Son 16 Yıl Rus Türk İlişkileri Analizi)
Orta Çağ’da kurulan Rus Knezliği zamanla büyümüş ve en yakınındaki Türk Moğol İmparatorluğu olan Altınordu devletini ve başkenti Kazan’ı ele geçirmişti. Rusya’nın tarihteki en devletçi imparatoru Türklerin ve İngilizlerin ve Rusya Müslümanlarının pek sevmediği ve ona Straşny İvan (Korkunç İvan) dedikleri isimdi. Bu kişi için önemli olan Rusya idi ve bu uğurda her şeyi feda edebilirdi. Osmanlı tarihinde İvan gibi Devleti her şeyin üzerinde tutan kişi Yavuz Sultan Selim’dir. Batılı tarihçileri Selim içinde Selim The Bloodthirsty (Kana susamış Selim) lakabını kullanırlar(1) ve onu bir anlamda İvan ile eşit sayarlar.

Yine Rusya İmparatorluğu’nun büyümesini ve reform hareketleriyle rönesansı Rusya taşıyan kişi Deli Petro lakaplı imparatordur. Osmanlıda bu imparatorun yaptığını yapan kişi Gavur Padişah diye de anılan şalvar yerine pantolon, sarık yerine Fes’i getiren 2. Mahmut’tur. Rusya’da yine büyük devrimler yaparak Çarlığı yok eden bunun yerine Rusya’yı diğer Sovyet Cumhuriyetleriyle büyük bir güç haline getiren devrimleri yapıp Ortodoks kilisesini ve diğer dinleri baskılayan Lenin’dir. Türkiye’de onun karşılığı ise yaptığı devrimlerle Osmanlı Sultanlığı yerine Modern Türkiye’yi kurup Türkiye’de İslamcılığı baskılayan Mustafa Kemal Atatürk’tür. Şu anda Batı medeniyetinin yok etmek istediği ve güçlü bir Rusya’nın peşinde olan Putin’i bitirmek isteyen ABD destekli İngiliz Emperyası aynı şeyi kendi ülkesi için yapmaya çalışan Erdoğan’ı da hedef almış durumda.

Görüldüğü gibi Rus ve Türk tarihi birçok tarihi süreç benzerliğini yaşamaktadır.

11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’nın El Kaide ile olan mücadelesi başlamıştı. Ek Kaide sayesinde Orta Doğu ve Afganistan’daki sömürüsü başlamış ve ABD’nin güney Eyaletinde bulunan silah fabrikalarındaki stoklar eriyecekti. ABD gerçekten silah stoklarını 10-15 yıl arayla eriterek ekonomisindeki çarkı döndürmekteydi. Kore, Vietnam, Afganistan, Irak(İki kez), İŞİD üzerinden silah stoklarını eritti. İran Irak savaşında Irak’a açıktan İran’a gizlice silah sattı.
Rusya şimdiye kadar ABD’ye karşı etkili bir siyaset geliştiremedi. Ta ki Putin dönemine kadar. Sovyetler Birliğinin bolca votka içen beyni uyuşmuş Brejnev gibi adamlarının kafası pek çalışmıyordu. Sarhoş Yeltsin’de aynı familyanın en son örneği idi.

Vladimir Putin göreve gelmeden önce parlak bir KGB ajanıydı(2). Siyaseti en az ajanlık kadar iyi biliyordu. Diplomasiyi de. Göreve geldikten az bir süre sonra 11 Eylül olayları ile ABD ile İslam dünyası arasına kara kedi girdiğini görmüştü. ABD’nin ılımlı İslamcı Yeşil Kuşak projesi geleneksel İslamcılıkla uzlaşı içinde gidiyordu. Daha önce Erzurum’da “Kominizmle mücadele derneği” kurup(2) Nato’nun ajanı olarak görev yapan ilkokul mezunu Gülen’e küresel sömürüde önemli görevler verildi. Sovyetlerin dağılmasından sonra eski Sovyet Cumhuriyetleri, dağılan Yugoslavya, Kafkasya’ya ve Afrika’da artık Beyaz Hıristiyanlardan nefret eden  bölgelere okullar açarak İngiliz kültür ve dilinin yaygınlaştırılması onun eliyle sağlandı.

Rusya’da seçim zaferleri kazanan Putin’e en son şoförünü öldürene kadar defalarca kez ekonomik, politik suikast düzenlendi(4)(5)(6)(7). 

Bu siyasal suikastler sırasıyla Rusya’da Terör eylemleri, Suriye’de bulunan Tartus askeri üssünü kapattırmak için Suriye’nin karıştırılması, Rusya’da muhalefete ayaklanma çıkartmaya kalkmak ve gösterileri Soros eliyle kontrol etmek, Rusya’nın yanı başındaki eski müttefikleri Ukrayna ve Gürcistan’da batı yanlısı liderleri göreve getirmek, Rusya’ya ekonomik ambargolar uygulamak, Rus uçağının düşürülmesi ile hem Putin hem Erdoğan’ı birbirine düşman etmek şeklinde özetleyebiliriz.

Peki Türkiye?

Türkiye’de 11 Eylül sonrasında iktidara gelen Erdoğan da siyasi olarak gittikçe güçlendi. Onun güçlenmesi ve yönetimi FETÖ’yle ve NATO’yla iktidarı paylaşmayıp kendi ayakları üzerinde güçlü bir şekilde durmasını istemesi yüzünden bir dizi seri ekonomik siyasal suikastler izlendi, Gezi olayları, Uludere, Reyhanlı, MIT Tırları üzerinden RTE’ye Daeş’i destekliyor suçlaması, hırsızlığın alasını Himmet vurgunlarıyla yaptıkları halde Erdoğan’a hırsız denmesi, sayısız stratejik cinayetler Hrant Dink, Üzeyir Garih, Mustafa Koç sindirme, korkutma ve Erdoğan’ı yalnızlaştırma amaçlı yapıldı(8)(9)(10). 

PKK ile yürütülen Çözüm süreci “Seni Başkan yaptırmayacağız” sloganıyla İngiliz aklıyla bitittirildi(11).

Erdoğan’ın ve Putin’in birbirinden güç alarak karşı durdukları Şeytani Anglo Amerikan illüminati TSK içineki Fetöcü Natocu ortaklar ile Rusya Federasyonu içinde görev alan ve Batı’ya çalışan cuntacı generallerin tezgahıyla uçak düşürme krizi yaşatıldı ve Rusya bunun haberini almıştı(12). 

En son ise 15 Temmuz ile son darbeyi vurdular. Putin bu darbenin Feto Nato ortaklığı ile yapıldığını anladığı için Erdoğan’ı arayarak ona destek çıkan ilk lider oldu(13).

Ancak ne Rusya ne Türkiye bu darbelerle yıkılmadı. İlişkiler daha da güçlenme yoluna girdi. Çünkü darbeler Rusya ve Türkiye’yi hem birbirine yaklaştırdı hem de taktik ilişkileri stratejik ilişkilerin kurulmasına götürdü(14).

Rusya seneler önce nasıl ve Niçin İslamcı siyasete başladı?

Bu soruya cevap vermek için geriye gitmemiz lazım(15). 

Çeçenistan’da 2006 yılında yapımına başlanan ve Rusya’nın en büyük ikinci sembolü seçilen 2008 de Putin tarafından açılışı yapılırken Putin’in “Bu camiyle sadece Çeçen kardeşlerimiz değil tüm Rusya Müslümanları gurur duymalıdır” demişti.

Bu sözle beraber Türk Rus yakınlaşması hızlandı, ilişkiler güçlenmeye başlaması Batı’yı tedirgin etmeye başladı. Amerika İngiltere ortaklığı hem Türk Rus ilişkilerini bitirecek, hem PKK’nın silah bırakmasına engel olacak, hem de ülkelerindeki ve Iraktaki öfkeli cihatçılardan faydalanmak için İŞİD’i kurdu ve yönettiler, bu Türk devletini Feto/Nato cuntasıyla yıkmak içinde kullanılacaktı (16)(17)(18). Bu sayede aslında Rusya’ya karşı olan Nato’nun manüplatif başka bir düşmanı olması da sağlanmıştı.

Türkiye Suriye’de İngilizlerin tuzağına düşürüldü. Bu tuzağa düşürülmede etkin rol oynayanlar arasında Gürcan Balık isimli Babacan’ın Dış İşleri bakanıyken Kalem Müdürü, Dış işleri bakanıyken Ahmet Davutoğlu’nun Fetöcü danışmanı da vardı(19). 

Bu adam Suriye siyasetinin baş aktörlerindendir ve Londra’da King’s Collage’ta master yaparken orada bulunan ve MI6 ile güçlü bağları olan Zaman Gazetesi bürosundan çıkmadığına dair bilgileri Londra Elçiliğinde o yıllarda görev almış olan bürokrat dostumdan haberini aldım. Bu adam şimdi tutuklu. Ahmet Davutoğlu’na dış işlerinde danışmanken bu Fetöcü yanıltılmayla Davutoğlu ve Erdoğan “Şam’da namaz kılacağız,” diyordu, maalesef gerek Dışişleri bakanıyken gerek Başbakanlığı döneminde Rusya ile ilişkiler Uçak krizinden sonra dibe vurdu. Fetö hedeflerini Ahmet Davutoğlu’nun dışişleri bakanlığı yaptığı zamana İngilizlerin Suriye siyasetini takip ettirmiş bunun yüzünden milyonlarca hayat kararmıştır. Bunun baş sorumlusu Gürcan Balık ve onu dinleyen Davutoğlu’dur. Erdoğan bu hatayı ve kurulan tuzakları, yapılanları fark ederek siyasal düşüncesini Esad’a karşı yumuşatmıştır (20)(21). 

Yapmalıydı da. Çünkü Suriye siyaseti devletin kendi ayaklarına kurşun sıkmasıydı. Rus uçağının düşürülmesi de Fetö eliyle devletin kafasına kurşun sıkmaktı.

Rusya’ya uçağın düşürülmesinden hemen sonra kritik bir ziyaret yapan ABD’nin asla emekli olmayan Dış işleri eski bakanı Alman asıllı Siyonist ve illüminati maşası Kissenger Putin’i Erdoğan’a karşı ciddi iki konuda kışkırtmıştır. Erdoğan’ın iki yönünü Putin’e aktaran Kissenger söyledikleriyle Rusya Başkanı’nı ikna ederek aradaki düşmanlığı körüklemiştir(22). 

Ancak Rusya ve Putin ne çeşit bir kumpasın içine düştüğünü sonradan anladı. Çünkü Türk Rus ilişkilerinin kötüye gitmesi ve Putin’in Türkiye yaptırımları Rusya adına bir tuzaktı ve düşülen bu tuzak Türkiye’yi değil bir domatesi 3-5 dolara yiyen Rus halkını etkiledi. Evet Kissenger’ın o toplantı da Erdoğan’ın 3. Büyük lider yapılmasına Putin’in katkı sağlamaması, Erdoğan’ın İslam dünyası liderliğine oynamasının tehlikelerini anlatması, bunun Rusya Müslümanlarına etkisinin feci sonuçlarını tecrübeli siyasetiyle anlatmıştı ancak sonuç Rusya adına kötüye gidiyor Erdoğan daha da kahramanlaşıyor ve bu durumdan çıkılması gerekiyordu.

Putin, TSK içinde FETO yapılanmasının uçak krizine olan etkisini, kendi ordusu içinde Batı’yla iş birliği yapan ve uçak krizin oluşmasına vesile olan genarallerin tutumlarını haber almıştı. Bu yüzden generalleri iki dalgada görevden aldı, Putin’in Generallere yaptığı darbenin ilki Şubat 2016’da ikincisi de Ağustos 2016 da oldu(23)(24). 

Türkiye ve Rusya kendi içindeki hain darbeci Batıcı generalleri, bürokrat rüşvetçileri temizledikten sonra ilişkiler daha da hızlanmış durumdadır.
En son St Petersburg’da Putin ve Erdoğan çok önemli bir görüşme yapmıştır. Bu görüşme Orta Doğu’nun ve dünya siyasetinin kaderini İngiliz Amerikan ortaklığının elinden almış durumdadır. Tüm Anglo Amerikan siyasetinin çöküşünü hızlandıracak bu görüşme neticesinde Türkiye ve Rusya aralarındaki bu iyi ilişkileri devam ettirebilirlerse ve yeniden Nato vb AB siyasal manüplasyonlarıyla bozulmasına izin vermezlerse her iki ülke de Dünya’nın daha yaşanılabilir adil bir yer haline gelmesini sağlayabilirler.

Şu an dünyanın ve özellikle başta İslam ülkeleri ve Latin Amerika, Güney Asya Afrika olmak üzere ezilmiş tüm ulusların geleceğinin daha iyi olması adına ilk defa umut belirmiştir.

Bu umudun sönmemesi adına iki liderin ülkelerini güç zehirlenmesine uğramadan dikkatle ve istişare ile en az 10 yıl daha yönetmeleri gerekmektedir.


KAYNAKÇA
(1) https://books.google.com.tr/books?id=Xf3h3Z1YQtIC&pg=PA13&lpg=PA13&dq=selim+the+bloodthirsty&source=bl&ots=83N5nFKF0B&sig=Uyi2RBCVuvFKo9LlUZMb-IqmJ0o&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwj8iLzWlpDPAhXCtRQKHXi6CY4Q6AEIKTAC#v=onepage&q=selim%20the%20bloodthirsty&f=false
(3)          Çetinkaya, Hikmet, Fethullah Gülen’in 40 Yıllık Serüveni, Günizi Yay., İstanbul, 2004, s. 149.
(14)     http://blog.milliyet.com.tr/turkiye-nin-rusya-ile-ittifaki-stratejik-mi-taktiksel-mi-/Blog/?BlogNo=538673
(24)     http://qha.com.ua/tr/siyaset/putin-8-generali-gorevden-aldi/148486/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.